Allah haksızlık yapmayanları sever

04:007/03/2026, السبت
G: 7/03/2026, السبت
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Mehmet Nezir Gül

Her insan muhteremdir, saygın ve özel bir kişiliği vardır.

Her toplum, her millet, her ümmet de aynı özelliktedir.

Hatta tüzel kişilikler, canlı cansız tüm varlıklar da…

Bir Müslüman, bu saydığımız varlık âlemiyle olan tüm ilişkilerinde hakkaniyet ölçüsüne göre davranmak zorundadır. Kimsenin hakkını gasp etmediği gibi kendi hakkını da gasp etmemelidir. Haksızlık yapmamalıdır. Sıkıntı vermemeli, işlerde zorluk çıkarmamalı, sözünde durmalı, anlaşmalarına uymalıdır. Muhatabın dini, dili, ırkı, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun fark etmez.

Çünkü Müslüman Allah’a hesap vereceğine inanır, yaptığı işlerin karşılığını dünya ve ahirette göreceğine inanır.

Çünkü “…Allah (haksızlıktan) sakınanları sever.” (Tevbe 9/4)


Allah, Sabırlı Kullarını Sever

Bu dünya güllük gülistan değil. Zorluk ve kolaylık, sadakat ve ihanet, itaat ve isyan, hüzün ve sevinç iç içedir. Bunu bilen insan, sınav için geldiğini unutmaz, iyilikleri artırmaya, kötülüklerden uzaklaşmaya ve zorluk yaşadığında da sabır silahını kuşanmaya gayret eder.

Ve böylece Allah’ın sevdiği kullardan olur.

Çünkü Allah sabreden kullarını sever.

Müslüman, başına gelen zorluk ve musibetlere dayanır. İç huzurunu bozmaz. Hemen kızmaz, öfkesini kontrol eder, isyan türküleri söylemez, “Beni mi buldun Allah’ım?” hadsizliğine düşmez.

Yaşadıklarında bir hikmet arar, hayır umar, ibret alır, Rabbine daha çok sığınır, acizliğini idrak eder, Yüce varlığa boyun eğer.

Bir günah işlerse hemen tevbe eder, yeni günahlar işlememek için direnir.

İnancını yaşamak için her türlü mücadelenin içinde olur. Baskılardan yılmaz. Hakikatlerden vazgeçmez. Eziyet ve zorluklara katlanır. İyi bir Müslüman olmaya gayret eder.

Böylece güçlü bir iradeye sahip olur, günahları silinir, ecri artar, Allah’la daha yakın bir bağ kurar. Ve Allah’ın sevdiği kullar arasına dâhil olur.

“Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.” (Ali İmran, 3/146)


Allah, Tevbe Eden Günahkâr Kulları Sever

Hata yapmak insana özgü. İnsan hem iyilik hem kötülük hem sevap hem günah işleme potansiyeline sahiptir. İnsanın yazılımında kodlanmıştır bu zıt özellikler. Elbette bizleri yaratan Rabbimiz hep iyi, güzel ve yararlı işler yapmamızı istemektedir bizden.

Biliyoruz ki Allah’ın emrine uyanlar mükâfatlarını alırlar. Ya uymayanlar, günah işleyenler?

Onlar için de geri dönüş kapısı her daim açıktır. Tevbe etme imkânı her zaman mümkündür. Yeter ki son âna, son nefese bırakılmasın.

Allah günahkâr kulları değil ama günahından pişman olanları sever.

Allah, bir hata veya günah işleyip de bundan vazgeçen, dönen kullarını sever.

Allah, bir günahtan sonra pişman olup yerine iyilikte bulunarak samimiyet ve kararlılığını ortaya koyan kullarını sever.

Allah, günahından tevbe eden kullarını sever. “…Allah, tevbe edenleri de sever…” (Bakara, 2/222)

Günah işleyip de karamsarlığa kapılmak, ümitsizlik deryasında boğulmak, şeytani kibre kapılarak yanlışları sürdürmek, yapıcı uyarıları dinlememek, başkasını da günaha ortak etmek, günahı küçük görmek, günahkâr kulları hor görmek, tevbede yapmacık olmak gibi tutum ve davranışlardan da kaçınmak gerekir.

Unutmayalım ki Rabbimiz bizim hata ve günahlarda ısrarcı olmamızı istemez. Hata ve günahından dönen, iyilik ve salih amel yoluna girenleri de çok sever. Ve bizi bağışlamak için attığımız her türlü adımı kolaylaştırır.

Günah işleyen, bazı durumlarda onu hiç işlememiş gibidir. “Günahlarından samimi olarak tevbe eden kimse hiç günah işlememiş gibidir.” (İbn Mâce, Zühd, 30)

Rabbim hepimizi bağışlasın…

#Ramazan
#Aktüel
#Mehmet Nezir gül