
Apple'ın 4. nesil Apple TV'sini ameliyat masamıza yatırdık. Bakalım kara kutunun içerisinden neler çıkacak?
Test merkezimizin şimdiki
misafiri Apple'ın eğlence kutusu olarak nitelendirebileceğimiz Apple TV ailesinin son temsilcisi olan 4. nesil Apple TV'si.
Gerçi eğlence kutusu dediğimize bakmayın çünkü sadece eğlenceden ibaret bir dünya sunmuyor bizlere. Dilersek öğretici içeriklerden faydalanabilir yahut sosyal ağlarda dolanıp dünyayı kurtarabilir ve dahi tek tıkla ürün bile satın alabiliriz. Ama tabii odak noktasında eğlence var. Yani bu kare kutucuğun dört kenarına oyun, film, müzik ve uygulamaları yerleştirebiliriz.
Bir de Apple TV olarak isimlendirilmesi olayı var tabii. Ama siz iyisi mi buna da bakmayın! :) Çünkü kendisi bir televizyon değil. Yani tv kanallarını falan açıp sanki normal tv izlermiş gibi izleyemiyoruz. Eğer kanalın mağazada bağımsız bir uygulaması varsa yahut örneğin Android'lerde olduğu gibi TV İzle gibisinden bir uygulama olsa internet üzerinden destekleyen kanalları izleyebiliriz tabii ama dediğimiz gibi internetten bağımsız tv falan izleyemezsiniz. Gerçi internet üzerinden yayın yapan ama mağazada olmayan kanalları izlemenin yolları var fakat oldukça teferruatlı işlemler gerekiyor. Biz bile üşendik yani düşünün! Eğer o kadar azminiz varsa Google Amcamız sizi aydınlatır.
- tvOS işletim sistemi
- Apple A8 yongaseti (64-bit)
- 2GB RAM
- 32/64GB dahili hafıza
- Ethernet, Wi-Fi (802.11ac), Bluetooth 4.0 ve kızılötesi bağlantıları
- HDMI 1.4 ve Lightning (USB-C) yuvaları
- Siri destekli ve trackpad işlevli uzaktan kumanda (akselerometre ve jiroskop)
- 1080p@60 kare/sn H.264 video desteği
- AAC, MP3, MP3 VBR, Audible (2/3/4), Apple Kayıpsız, AIFF, WAV ses desteği
- Dolby Digital 5.1 ve Dolby Digital Plus 7.1 teknolojileri
- JPEG, GIF, TIFF fotoğraf formatlarına destek
- 35 x 98 x 98 mm; 425 gr
Oppsss! Açalım dediysek bu kadar da değil tabii! :) Standart bir görsel rica edelim:
Evet; buradan yürüyebiliriz pekala:
Apple TV dedikleri şey bu işte. Kenar bantları parlak, yuvarlatılmış köşelere sahip biraz topluca bir kara kutu. Arkasında hepsinden de birer adet olma üzere soldan sağa doğru sırasıyla güç yuvası, lightning (üstte) ve HDMI yuvası (altta) ve Ethernet girişi var. Kumandaya birazdan değineceğiz zaten. Üstünde ise logosu tabii ki.
Kumandası da bu işte. Önde kontrol tuşları, arkada logo, üstte kızılötesi ve dipte lightning yuvası. Kumandanın sol üstünde gördüğümüz gibi menü tuşu var. Menü girişlerini ve geriye gitmeleri buradan yapıyoruz. Onun hemen sağında ana tuşumuz var. Bastığımızda bizi ana menüye ışınlıyor. 2 kere hızlı basarsak bu kez o an aktif olan uygulamalar geliyor. Yüklü uygulamalardan birisine gelip üzerinde basılı tutarsak bu defa da silme işlemini gerçekleştiriyoruz. Kısacası bu tuş kumandanın kalbi. +/- tuşlarıyla tahmin ettiğimiz gibi ses seviyesini ayarlıyoruz.
Üstteki yüzey dokunmatik. Burasını aynı zamanda bir touchpad gibi kullanıyoruz. Yani gezintilerimizi parmağımızı kaydırarak yapıyoruz. Bastığımız vakit ise 'enter' işlevi görüyor. Kumanda aynı zamanda hareket algılayıcısına sahip olduğundan hareketlerimizle kontrol edebiliyoruz. Aynı Nintendo Wii gibi düşünün yani. Örneğin tenis oynarken (ki videomuz gösterdik bunu) raket işlevi görüyor. Forehand, backhand gibi klasik vuruşları geçtik, kesme hareketi bile yapabiliyoruz düşünün artık! Yahut Asphalt oynarken direksiyon simidi gibi işlevi görüyor. Nereye kırarsak oraya gidiyor. Ana tuşa bastık mı da nitroluyoruz. Çok keyifli gerçekten. Ama ne bir Wii'den ne de Microsoft'un Kinect'inden aldığımız hazzı da almadık açıkçası. Titreşim motoru olsaymış çok iyi olurmuş hakikaten.
Mikrofon tuşu Siri. Henüz ülkemizde geçerli değil ama. Eğer aktif olsaydı sesle bastığımızda sesle komut verebilecektik. Misal bana 'macera filmlerini aç' dediğimizde açacak, 'Will Smith'in filmlerini göster' dediğimizde gösterecek, Ben Robot'u oynat dediğimizde de oynatacaktı. Dahası bir yeri mi kaçırdık; '30 saniye geriye sar' dememiz kafi gelecekti vs. vs. Ama dediğimiz gibi henüz ülkemizde kapalı bu servis. Bastığımızda sadece tuşlara basarak arama yapabiliyoruz haliyle. En alt soldaki tuşumuz da oynatma ve duraklatma tuşu. Kumandayla ilgili son bir not düşelim: Kızılötesi sayesinde destekleyen akıllı TV'leri de sınırlı biçimde (yani örneğin ses açma/kısma) kontrol edebiliyoruz.
Kutusundan çıkanlar bunlar işte. Kendisi, kumandası, lightning kablosu, fişi ve kitapçığı. Ama sorun şu ki, mevcut haliyle kullanmamız imkansız. Neden? Çünkü Apple bize HDMI kablosu vermek yerine tavsiye veriyor!
Biz de tabii kendisine teşekkür ediyor ve kibarca reddedip, Yazıcıoğlu yahut benzer, bir yerden 5 TL'ye standart bir tane alıyoruz. 64 TL'mizde cebimizde kalıyor. İlla altın uçlu derseniz -ki gerekmiyor- o zaman da 10 TL falan.
Apple TV'yi kullanmak için illa akıllı TV'miz olmasına gerek yok. Zira zaten kendisi akıllı olduğu iddiasında. Haliyle HDMI girişi olan neye bağlarsak bağlayalım çalışıyor. Hatta HDMI çıkışı dahi gerekmiyor, örneğin sadece DVI bağlantısı varsa monitörünüzde bir DVI<>HDMI dönüştürücüsü ile de çalıştırabiliriz. Yani kısacası monitör, TV, dizüstü vs. fark etmez. Ama tabii monitörün HDCP uyumlu olması gerekiyor çünkü aksi halde korunmuş içeriği oynatamayız ki iTunes da bu gruba girdiğinden pratikte hiçbir anlamı kalmaz bizim için. (Gerçi çok eski değilse zaten muhtemelen uyumludur monitörünüz.)
Eğer monitörümüzün dahili hoparlörü yoksa ses vermiyor. Ve daha da kötüsü şu ki, Apple TV 4'te selefinin aksine bir optik ses bağlantısı yok! Yani ses almak istiyorsak (ki istiyoruzdur!) ya ses sistemimizin HDMI desteği olacak -ki bir elin parmağını geçmez- ya da HDMI girişi olan bir Airplay hoparlör alacağız ki bildiğimiz kadarıyla Türkiye'de yok. Ama tabii bu durumda da Apple TV'de sadece tek bir HDMI yuvası olduğundan bize bir de çoğaltıcı gerekiyor değil mi? AirPort Express gibi 3. parti çözümlere ise girmiyoruz bile! Geriye sadece Bluetooth hoparlör/kulaklık seçeneği kalıyor ki burada da almadan önce uyumlu olup olmadığını muhakkak öğrenmemiz gerek. Gerçi Apple TV 4 ile birlikte AirPlay uyumluluğu zorunluluğu kalktı ama yine de internette okuduğumuz kadarıyla her hoparlörü tanımıyormuş alet. Sözün özü şu ki, eğer monitörünüzün dahili hoparlörü yoksa bir dünya teferruatla boğuşursunuz cebinizden çıkacak ekstra masraf da cabası.
Evet; eğer bütün şartlar tamamsa Apple TV'mizi kurmaya başlayabiliriz. Adım adım gidelim bakalım:
- 1)Güç bağlantımızı yaptık
- 2)Apple TV'ye ve TV'mize (ya da artık hangi cihazdan görüntü alacaksak ona) HDMI kablosunu taktık
- 3)Eğer internete kablosuz değil de ethernet üzerinden bağlanacaksak onun kablosunu da taktık
Bu kadar basit işte. Apple TV'miz açıldı, şimdi de kuruyoruz.
Eğer iPhone veya iPad'imiz varsa yapmamız gereken sadece Bluetooth'u açmak ve Apple TV'miz hangi Wi-Fi ağına bağlıysa cihazımızı da ona bağlamak. Ardından cihazımızı Apple TV'ye dokundurmamızla birlikte birbirlerini tanıyorlar ve telefon yahut tabletimizde ilgili yönergeler çıkıyor. Apple hesabımız ve şifremizi girdikten sonra, 'şifre hatırla/her defasında sor' şıkkı (hatırla deyin muhakkak yoksa kumandayla her defasında yazmak zorunda kalırsınız) ve bir de 'verileri Apple'a göndereyim mi?' adımı geliyor. Ardından da kurulum otomatik biçimde gerçekleşip karşımıza ana ekranımız çıkıyor.
Bu arada eğer iPad yahut iPhone'umuz yoksa bu defa yukarıdaki işlemlerin tümünü kumandamız üzerinden elle yapıyoruz. Biraz daha zahmetli oluyor tabii ama en fazla 5 dakikalık iş.
Ana ekranımız bu işte. Soldan sağa filmler, App Store, fotoğraflar, müzikler ve ara bölmeleri var. Kumandayla sağa sola ilerleyip artık hangisini seçiyorsak tıklıyoruz ve ekranın üzerinde o bölüme ait içerikler çıkıyor. Örneğin burada filmler var. Burada da aynı şekilde kumandayla dolaşıyoruz.
Ekranın alt kısmında (yani son iki satırda) ise sırasıyla aynı ağdaki bilgisayarımıza bağlanıp iTunes arşivimize erişmemizi sağlayan kutucuk (hemen alttaki görsel), ayarlar kutucuğu ve yüklü uygulamalarımız yer alıyor. Sistem hep aynı, kumandayla dolaşıp seçtiğimiz kutuya tıklıyoruz.
Ben iPhone ve türevlerini kullanmadığım için doğal olarak iTunes hesabım boş. Sizin varsa yapmanız gereken yukarıda yazılanlarını yerine getirmek.
Ayarlar > Genel yolunu izlersek karşımıza 'Siri' çıkıyor. Gördüğümüz gibi kendisi aktif değil. Ama eğer Amerika iTunes hesabınız varsa oradan giriş yapıp, İngilizce'yi seçerseniz kullanabilirsiniz. Bu durumda yukarıda da belirttiğimiz gibi Siri üzerinden konuşarak işlerimizi halledebiliyoruz. En hoşumuza giden tarafı ise iTunes, Netflix ve Hulu'yu bütünleşik algılaması oldu. Yani örneğin x filmi aradığımızda tüm veritabanlarını tarayıp karşımıza toplu halde çıkarıyor. Gerçi Türkiye'de Netflix de, Hulu da yok malum. 2016'da Netflix'in geleceği söyleniyor ama ne yalan söyleyelim pek umutlu değiliz biz.
Örneğin bir film seçtiğimizde karşımıza çıkan menüler bunlar. Ön izlemeler oldukça kısa bu arada. Satın alma yahut kiralama işlemini doğrudan hesabımız üzerinden yapıyoruz. Fragmanları da seyredebildiğimizi not olarak düşelim.
İki tür oyun var. Ya yukarıdaki gibi kumandayı tutan kolumuzu aynı Kinect'te olduğu gibi hareket ettirerek oynuyoruz ya da...
...Asphalt gibi araba yarışı türü oyunlarda direksiyon gibi sağa sola kırarak ilerliyoruz.
Keza oyunlar uzaktan kumanda haricinde Apple TV ile uyumlu üçüncü parti oyun kumandaları/kollar ile de oynayabiliriz. Bizde olmadığı için deneyemedik ama çok daha iyi olduğu söyleniyor forumlarda falan. Grafikler fena değil ama açıkçası oynanış hissiyatı rakiplerine kıyasla çok geride. Açıkçası konsollarla karşılaştırmayın bile. Eğer oyun meraklısı iseniz kesinlikle işinizi görmez ama 'oyun da oynayayım ara ara' diyorsanız olabilir. Bu arada bazı oyunlarda çoklu oyuncu desteği de mevcut. Tabii onun için iki kumanda gerek.
Malum henüz Apple Music de ülkemizde aktif değil. Haliyle şimdilik sadece ya önceden satın aldığımız müziklerle ya da radyo ile yetinmek durumundayız. Gerçi radyo da çalışmıyor. Geriye sadece U2'nun ön yüklü biçimde gelen bir kaseti var ki onun da kapağı hiç hoşumuza gitmedi zaten! Kısacası müzik yok şimdilik.
Eğer dilerseniz bulut hesabınızdaki fotoğrafları buraya aktarabilirsiniz. Yahut Airplay üzerinden iPad yahut iPhone'umuzun ekranını Apple TV'mize yansıtabilir ve cihazımızdaki tüm içeriği televizyon ekranından yürütebiliriz. Görüntü ve filmler de zaten sorun olmaz ama oyunlarda kısa bir gecikme yaşanabilir aklınızda olsun. Gerçi denemedik biz ama internette okuduğumuz kadarıyla gayet iyiymiş performansı. Tabii şimdilik çok da kasan bir oyun olmadığının altını çizmek gerek. Malum uygulama mağazası henüz çok taze. Türkiye'de ise neredeyse elle tutulur hiçbir uygulama yok.
Youtube'un arayüzü gördüğümüz gibi gayet basit ve anlaşılır. Youtube'um bölmesini aktif etmek için tıkladığınızda karşınıza bir kod çıkacak. O kodu, telefon yahut tabletinizden youtube/activate sitesine girip yazıyoruz. Sonra kendi hesabımız açılıyor.
Hep dediğimiz gibi uygulamalar henüz çok kısıtlı. Özellikle ülkemizde neredeyse hiç yok. Apple TV'nin işletim sistemi tvOS halihazırda geliştiricilere açıldı. Eğer bu işlerle ilgiliyseniz tam vakti. Dediğimiz gibi henüz çok bakir. Hani 'buraları eskiden hep dutluktu' derler ya, aynı o hesap. :)
Gerçi yabancı uygulamalarda da henüz öyle ahım şahım bir zenginlik yok ama yine de en azından bir kaç e-alışveriş uygulaması, sağlam video siteleri, haber siteleri (ki Bloomberg, El Cezire vb. gibi yüz akları da var), teknoloji siteleri (Mashable var mesela burada da), kadınlara yönelik uygulamalar (giyim kuşam, yemek tarifi vb.) falan mevcut. Tahminimizce kısa süre içerisinde yabancı içerik uçuşa geçecektir.
Bu aşağıda gördüğümüz de ön yüklü biçimde gelen hareketli ekran koruyucusu. Bir süre kullanmadığımızda otomatik olarak devreye giriyor. Daha bir sürü ekran koruyucusu var ama açıkçası indirmedik hiçbirisini. Ne olsa her birisinin büyüklüğü 600MB! Gerçi bizdeki 64GB'lik versiyonu ama en nihayetinde ne gerek var? Ünlü şehirlerden hava çekimi manzaralar koymuşlar işte. Çok da matah bir şey değil yani. Bu arada bir de 32GB'lik sürümü var ki tavsiyemiz alacaksanız onu alın. Çünkü Apple, App Store'daki uygulamaların boyutlarını 200MB ile sınırlandırdı. Oyunun indirilme işlemini ise kendisi ayarlıyor. Yani hepsini birden indirmeyip biz bölüm geçtikçe otomatik olarak indiriyor, geçtiklerimizi de peyderpey silip bize yer açıyor. En nihayetinde bu da bize alan sağlıyor. Tabii ilerde bu politikasını değiştirirse -ki grafikler geliştikçe değiştirebilir- sıkıntı yaşayabileceğimizi de not olarak düşelim.
Gördüğümüz gibi bu defa arada öyle aman aman bir fark yok. ABD'de 150 dolar dediğine bakmayın üzerine bir de vergiyi koyuyoruz çünkü. Gerçi eyaletine göre değişiyor keza Tax Free olayı da var bazı bölgelerde ama ekseriyetle alınıyor. Ortalama %10 desek bir de kargo vs. eklesek üzerine 175 dolar falan eder. Yani arada +/- 100 TL falan oynuyor ki bizce değmez. Buradan almak daha mantıklı.
Ama tabii fiyatlandırmayı genel olarak uygun bulmadığımızı da söyleyelim. Açıkçası ben bu parayı vermezdim. Çünkü en nihayetinde bununla kalmıyor iş. Filminden tutun, uygulamasına, oyununa vs. kadar hep tırtıklıyor bizden Apple. Bence ederi taş çatlasın 500 TL'dir.
Velhasıl yine de telefonlarda olduğu kadar da sert değiliz açıkçası. Yani eğer cidden bir ihtiyacınızı karşılayacağını düşünüyorsanız alınabilir.
En büyük artısı tabii ki üzerinde elma logosu olması. :) İşin esprisi bir yana App Store desteğinin gelmesi vurucu noktası. Keza tasarımı şık, kumandası da oldukça işlevsel. Apple A8 yongaseti sayesinde performans bakımından da sıkıntı yaşatmıyor.
Buna karşılık Türkiye kanadı aşırı zayıf. Siri desteği yok, uygulamalar çok sınırlı, Apple Müzik yok vs. vs. Optik ses bağlantısının kaldırılmış olması (ki yukarıda ayrıntılarıyla bahsettik) ve Bluetooth klavye desteği olmaması da diğer aksayan ayakları. Hal böyleyken Türkiye'de
tavsiye etmiyoruz. Ama eğer ABD'de yaşıyor olsaydık Siri'si olsun, Netflix, Hulu gibi servis avantajları olsun -ki fiyatlandırması da uygun- tavsiye ederdik.
Evet; bir dahaki 'tavsiye etmiyoruz' temalı incelememizde görüşmek üzere... :)




























