
Dünya dışı medeniyetler mi yoksa kuyruklu yıldızlar mı?
1977 yılında hayatımıza girip bugüne kadar etkisini sürdüren iki önemli olay var. Bunlardan birisi sinema tarihine adını altın harflerle kazıtan Starwars yani Yıldız Savaşları serisinin ilk filminin çıkış tarihi oluşu iken diğeri ise haberimize konu olan dünya dışı medeniyetlerle ilk irtibatın kurulmuş olabileceğini düşündürten sinyalin geldiği tarih oluşu.
Evet; 1977 yılında Ohio Devlet Ünivesitesi'nin teleskoplarından
'ın (Büyük Kulak) başında çalışmalar yürüten astronom Jerry Ehman, takvimler 15 Ağustos'u gösterirken etkisi bugüne kadar süren olayı yaşıyor. Şöyle ki kendisinin anlattığına göre o esnada Chi Sagittarii takım yıldızları üzerinde gözlemler yapan Ehman'ın teleskopuna 72 saniye süren oldukça güçlü bir sinyal geliyor. Sinyal derken radyo dalgalarından bahsediyoruz tabii ki.
İşte gelen sinyalleri yukarıda gördüğümüz gibi yuvarlak içerisine alan Ehman duyduğu şaşkınlığı da sola yazdığı 'Wow' ile ifade ediyor ki olayın da ismi 'Wow!' olarak kalıyor zaten.
Sinyali dünya dışı medeniyetlerden gelen bir iletişi yöntemi olarak değerlendiren Ehman, tahmin edebileceğimiz üzere anında yayıyor ve SETI Enstitüsü (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırma Enstitüsü) de yıllardır aradıklarını bulmuş olabilecekleri umudu ile sinyali yeniden yakalamak için ta bu yılın başına kadar sürecek hummalı bir çalışmaya girişiyorlar.
Bu yıl Ocak ayına geldiğimizde ise, Florida'daki St Petersburg Üniversitesi'nde görevli astrofizikçi
, ki kendisi geçmişte de ABD Savunma Bakanlığı'nda da analiz uzmanı olarak görev alıyordu, 'Wow!' sinyalinin kaynağına işaret edebileceğini belirten
yayımladı.
Dç. Dr. Paris'e göre bu sinyali gönderen, yıllardan beri umulduğu -ama kanıtlanamadığı- üzere uzaylılar değil o sırada Dünya'nın yakınlarından geçen 266P/Christensen ve 335P/Gibbs isimli iki kuyruklu yıldız olabilir. Paris'in tezine zemin oluşturan nokta ise, bu kuyruklu yıldızların Ehman Big Ear'dan bakarken Wow sinyalini aldığı anda tam olarak teleskobunun görüş alanından geçiyor olmaları. Haliyle sinyal de kuyruklu yıldızlarla birlikte gitmiş ve bir daha da edinilememiş.
İştre buradan yürüyen Paris'e göre sinyalin kaynağı da kuyruklu yıldızların arkasındaki hidrojen bulutları. Şöyle ki, kuyruklu yıldızlar güneşin etrafında turlarken güneşten kendilerine erişen ultraviyole ışınlar kendi üzerindeki donmuş suların çözülmesine sebep olduğundan bizim kuyruk dediğimiz şey olan hidrojen kümeleri taşırlar. Paris'in iddiasını destekleyen bir diğer önemli veri ise sinyalin tam olarak 1420MHz'da (tam olarak 1420.4556MHz) edinilmiş oluşu ki bu frekansın hidrojen bulutunun yaydığı doğal frekans olduğunun altını çiziyor.
Paris'in tezini kanıtlayabilmesi için gereken şey ise aynı olayın bir kez daha yaşanması ki bunun yolu da kuyruklu yıldızların dünyamızı bir kere ziyaret edeceği zaman teleskopun başında olmaktan geçiyor.
İşte 25 Ocak 2017 tarihinde, yani yaklaşık 9 ay sonra, 266P/Christensen'in ve 7 Ocak 2018'te de 335P/Gibbs'in aynı noktadan geçeceğini hesaplayan Dç. Dr. Paris sinyali yeniden elde edip edemeyeceğini test etmek için teleskop kiralamak istiyor ama o tarihte tüm teleskoplar ayırtılmış olduğundan bir teleskop satın alabileceği $13,000 hedefli bir
başlatıyor ki çoktan istenen meblağa erişti ve geçti bile. An itibarı ile toplanan bağış 20K'yı geride bırakmış durumda.
Velhasıl bakalım önümüzdeki Ocak ayı geldiğinde yapılacak gözlem sonucu varılacak netice ne olacak? Eğer Paris'in hipotezi doğrulanırsa sorun yok ama doğrulanmaması halinde 'dünya dışı medeniyetler' alternatifi yeniden öne çıkacak ki açıkçası bunun da işleri daha da çetrefilleştireceği muhakkak.
Yeniden dönüş yapmak suretiyle şimdilik ayracımızı koyup kapatalım bu konuyu.







