Şam 494 yıl önce bayrama Sultan Selim"le girdi

00:0019/08/2012, Pazar
G: 6/09/2019, Cuma
Abdullah Muradoğlu

24 Ağustos 1517''de Suriye''nin kuzeyindeki ''Mercidabık ovası''nda Memluk ordusunu bozguna uğratan Sultan Selim, halkın daveti üzerine tek tüfek atmadan Halep''e girdi. Halep''i Hama, Humus, Şam ve Kudüs izledi. Mısır''ı fetheden Sultan dönüş yolunda Ramazan ve Kurban bayramlarını Şam halkıyla birlikte geçirdi.Maalesef, ''Şam'', ''Halep'', Hama'',''Humus'' ve diğer Suriye şehirleri Ramazan Bayramını matem havasında karşılıyor. Osmanlı''nın bu güzide şehirleri şimdi despot bir rejimin tasallutu

24 Ağustos 1517''de Suriye''nin kuzeyindeki ''Mercidabık ovası''nda Memluk ordusunu bozguna uğratan Sultan Selim, halkın daveti üzerine tek tüfek atmadan Halep''e girdi. Halep''i Hama, Humus, Şam ve Kudüs izledi. Mısır''ı fetheden Sultan dönüş yolunda Ramazan ve Kurban bayramlarını Şam halkıyla birlikte geçirdi.

Maalesef, ''Şam'', ''Halep'', Hama'',''Humus'' ve diğer Suriye şehirleri Ramazan Bayramını matem havasında karşılıyor. Osmanlı''nın bu güzide şehirleri şimdi despot bir rejimin tasallutu altında inliyor.

Oysa ''Anadolu'', ''Balkanlar'', ''Hicaz'', ''Mısır'', ''Suriye'', ''Ürdün'', ''Lübnan'' ve ''Filistin'' aynı idare altında ve tek bir sultan adına okutulan hutbeyle ilk Ramazan bayramlarını Sultan 1. Selim''le Şam''da kutlamışlardı.

Prof. Feridun M. Emecen''in ''Yavuz Sultan Selim'' kitabından yararlanarak, aynı ülkenin insanları olarak Türkler, Kürtler ve Arapların bu ilk Ramazan bayramını huzur içinde, birlikte idrak etmelerinin hikayesini aktarmak istiyorum.

Hikaye şöyle başlıyor..

18 Ağustos 1516 günü ''Merzüman'' konağında iken Antep Beyi Yunus, Sultan Selim''in ordugahına vararak itaat arzetti ve böylece Antep Osmanlı topraklarına katıldı. 20 Ağustos günü Antep dışında konaklayan Osmanlı ordusu buradan Halep''e doğru hareket etti.

24 Ağustos''ta ''Mercidabık ovası''nda Osmanlı ve Memluk ordusu karşı karşıya geldi. Memluk kuvvetleri yenilgiye uğradı. Halep halkı ve ulemasının yanı sıra Memlukların Halep Beyi Hayır''ın davetiyle Sultan Selim tek bir tüfek atmadan şehre girdi.

Tarihler 28 Ağustos''u gösteriyordu. Halep, Hama, Humus, Şam, Kudüs birbiri ardı sıra Osmanlı idaresine girdi.

Halep, Osmanlı''ya Şam''ın, Şam ise Kahire''nin yolunu açmıştı.

İMAM ZEYNELABİDİN''İ ZİYARET ETTİ

15 Eylül''de Halep''ten ayrıldıktan sonra 19 Eylül''de Hama''ya varan Sultan Selim''in ilk işi ''Ehl-i Beyt''ten İmam Zeynelabidin''in mezarını ziyaret etmek oldu. Sultan Selim 2 gün sonra Humus''taydı.

27 Eylül günü Şam önlerine gelen Sultan, şehrin dışında, ''Mastaba'' mevkiinde çadırını kurdu. 11 gün ordugahta kalan Sultan onikinci gün Kürt danışmanı İdris-i Bitlisi ve diğer kurmaylarıyla şehre girdi.

4 Kasım günü, adına hutbe okutulduğu ''Emevi Camii''nde Cuma namazını kıldı. Sonra Hazreti Osman''a atfedilen ''Kur''an-ı Kerim''i görmeye gitti. Ardından Hazreti İsa''nın kıyamete yakın ineceğine inanılan makamı ve yanı sıra pek çok kutsal makamı ziyaret etti.

Sultan Selim 15 aralıkta Şam''dan ayrıldı. Osmanlı öncü kuvvetleri Memluk kuvvetlerini Gazze savaşında da mağlup etti. Osmanlı ordusunun önünde Kahire''ye kadar hiçbir engel kalmamıştı.

MESCİD-i AKSA''DA AKŞAM NAMAZI

Gazze zaferi Sultan Selim''e 26 Aralıkta ''Celculiye'' konağında iken ulaştı. Bu arada ansızın ''Kudüs''ü ziyaret etti. 1000 tüfekli yeniçeri ve 500 sipahiyle ikindi vakti Kudüs önlerine gelen Sultan şehrin dışında çadırını kurdurarak bir süre dinlendi. Sonra ''Mescid-i Aksa'' görevlilerine haber göndererek akşam namazını orada kılacağını bildirdi.

Sultan, atıyla Kudüs''e girerek ''Kubbetü''s-Sahra'' önüne geldi, atından indi, 55 adım yürüyüp merdivenlere ulaştı, onbeş adımda buraya çıktı, altmış adımda kapısının önüne geldi. ''Numman-ı Davud Nebi''yi ve ''nahl-ı Hamza''yı ziyaret ettikten sonra ''Hacer-i Sahre''yi dolaşıp on üç basamak altına inip iki rekat hacet namazı kıldı.

Buradan çıkıp yine sahrenin sol tarafında mihrap önüne varıp, namaz kılıp dua etti. Sonra yürüyerek Mescid-i Aksa''ya geldi. Hademeler ellerinde mumlarla Sultanı karşıladılar. Sultan seksen beş adımda mihrap önüne ulaştı, akşam namazını cemaatle kıldı. Sonra da mihrabın iki yanındaki direkleri ziyaret etti, burada biraz durdu, yine mihrap önüne geldi, iki rekat hacet namazı daha kıldı, zikr ve tilavet ile meşgul olup, bol bol dua etti.

Yatsı namazını da Mescid-i Aksa''da kılan Sultan Selim camiden çıktıktan sonra atına bindi, etrafındaki adamları da fanus ve meşaleler yakıp eşlik ettiler.

İSRAİLOĞLU NEBİLERİNE AŞİR OKUTTU

O gece şehir dışındaki otağında kalan Sultan, ertesi sabah Kudüs''te kurbanlar kestirdi. ''Kubbetü''s-Sahra''yı bir de gündüz gözüyle gören Sultan Selim, İshak, Yakup ve Yusuf peygamberlerin makamlarının yanı sıra İsrailoğullarının nebilerinden 200 kişinin kabirlerinin bulunduğu mezarları ziyaret etti. Sultan''ın her kabirin başında İsfahani Mehmet Efendi''ye ''aşir''okuttu. Ziyaretlerin ardından, Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerin birarada yaşadığı Kudüs halkına ikramlarda bulunup, hiç bir ayrım yapmaksızın hediyeler dağıttı.

Kudüs''ten büyük bir memnuniyetle ayrılan Sultan Selim 2 Ocak''ta Gazze''ye geldi. Burada üç gün kaldı ve bu civardaki'' Halilürrahman''ı ziyaret etti. 9 Ocak''ta Gazze''den ayrılıp Kahire''ye doğru yola çıktı. ''Ridaniye''de Memluk ordusunu bozguna uğratan Osmanlı ordusu Kahire''ye girdi.

Sultan Selim Kahire''deyken ''Kal''atü''l-Cebel''de ''taht-ı Yusuf'' makamını ziyaret etti. 8 ay kaldığı şehirde birçok kutsal mekanı ziyaret etti. Bu mekanlar arasında Hz. Ali''nin atının ayak izi olduğuna inanılan yer, Amr b. As''ın ikinci defa şehre girdiğinde oturduğu yer(Mescidü''l-Rahme), ''makamı Ebu''l-Abbas (Ebu''l Abbas el Mürsi Camii)'' ve ''Yakut-ı Şazeli'' de bulunuyor.

Sultan Selim Temmuz ayında ''kutsal Emanetleri'' Mekke Şerifi Berekat''ın oğlu Ebu Nümey''den Kahire''de teslim aldı.

ŞAM HALKI DA YAS TUTTU

Sultan Selim 9 Eylül günü Kahire''den ayrılarak İstanbul''a dönmek üzere Şam''a doğru hareket etti. Dönüş yolunda, 2 Ekim''de ''Menye''de bir gün kaldı ve bu arada ''Şuayip Nebi makamı''nı ziyaret etti.

Sultan Selim''in dönüş yolculuğu Ramazan ayına denk gelmişti. 7 Ekim''de Şam önlerine gelen Sultan Selim yine otağını şehir dışında kurdu. Şam''ın önde gelen zevatı ve uleması Sultanı burada karşıladı.

17 Ekim''de Ramazan bayramı için ilk töreni çadırında yapan Sultan Selim bilahere Şam''a girdi. Şam halkı Sultanı büyük bir nümayişle karşıladı. Bayram namazını ''Emevi Camii''nde kılan Sultanın üzerinde son derece sade, siyah renkte bir elbise vardı. Üzerinde hiçbir süs yoktu.

Rivayetlere göre Sultan, Şam''da iken gördüğü bir rüya üzerine meşhur ''Muhyiddin Arabi''nin mezarını keşfetmiş ve burada bir türbe, cami ve imaret yapılması emrini vermişti.

22 Ekim''den itibaren Sultan, Şam''ın içinde ikamet etmeye başladı. 5 Kasımda çok sevdiği hocası Halimi Efendi vefat etti. Halimi Efendi, Muhyiddin Arabi türbesine yakın bir mevkide(Salihiye) defnedildi. Hocasının vefatından çok üzülen Sultan''ın matemine Şam halkı da iştirak etti, esnaf dükkanlarını kapattı. Üzüntüden hasta düşen Sultan bir süre ''Divan''a çıkmadı, matem elbiselerini giyip kendi içine kapandı, bir köşeye çekilerek dua ve niyazla vakit geçirdi.

Sultan Selim ''Kurban Bayramı''nı da Şam halkıyla birlikte geçirdi. Bayram namazını ''Emevi Camii''nde kıldı. 5 Şubat''ta inşası tamamlanan Şeyh Muhyiddin Arabi türbesi yanına yaptırttığı camide ilk Cuma namazını kıldı. Bu caminin karşısına da ''Selimiye adıyla bir de imaret yaptırdı.

AZ ZAMANDA ÇOK İŞ

22 Şubat''ta Şam''dan ayrılan Sultan Selim 5 gün sonra Humus''a ulaştı, oradan da Hama''ya hareket etti.

11 Martta ''nevruz'' kutlaması yapan Sultan 22 Mart günü avlanmak üzere ordugahtan ayrıldı. 21 Nisan''da Halep''e dönen Sultan Selim 19 Mayıs''ta buradan ayrılarak Antep, Maraş, Kayseri ve Afyon üzerinden İstanbul yakınlarına geldi. Bir gemiye binen Sultan Selim 25 Temmuz 1518''te yatsı vaktinde Topkapı Sarayı''na avdet etti.

Sultan Selim 5 Haziran 1516 günü Beşiktaş iskelesinden Üsküdar''a geçerek Memluk seferine çıkmıştı. Aradan iki yıl geçmişti. Bu süre zarfında iki meydan savaşı (Mercidabık, Ridaniye) ve bir çok savaş kazandı, Anadolu''nun toprak bütünlüğünü sağladı, Suriye ve Mısır''ı fethederek İslam''ın siyasi birliğini gerçekleştirdi, kutsal emanetlerin muhafızlığını ve kutsal toprakların (Mekke, Medine) hizmetkarlığını elde etti.

''Suriye'', ''Lübnan'', ''Filistin'', ''Ürdün'' ''Mısır'' ve ''Arabistan yarımadası'' 400 yıl Osmanlı idaresi altında yaşadı.

Sonrasını biliyorsunuz, ızdıraptır...

İdris-i Bitlisi''nin Kudüs tavsiyesi

Sultan 1. Selim''in 1516 yılındaki Halep''in kuzeyindeki ''Mercidabık savaşı''nda Memluk ordusunu yendikten sonra Kahire üzerine yürümeye karar vermişti. Bu arada Kudüs''ü de ziyaret etmek istemişti. Bir kısım devlet erkanı ise Sultanın Kudüs''ü ziyaret etmesini ''tehlikeli'' olabileceği gerekçesiyle doğru bulmadıklarnı bildirmişti. Ancak danışmanı İdris-i Bitlisi, Sultan Selim''i şu sözlerle Kudüs''ü ziyaretinden vazgeçmemesini tavsiye etti:

''Bu mukaddes toprakların hükümdarı olmak zahiri ve manevi saltanat gereğince Hz. Süleyman ve Hz. Davud Peygamberlere mahsustur. Onlara nispet edilir. Güçlü sultanlar ve padişahlar Rasulullahın halifesi ve o Peygamberlerin halefleri mesabesindedir. Menzil ve makama yakın olunması itibariyle halef olunana tazim ve saygı göstermek ise yüce şanlı padişahlara layıktır.''

İdris-i Bitlisi ayrıca Peygamberimizden rivayet edilen ''İnsanları ancak üç mescit takviye eder, Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve benim mescidim'' hadisini hatırlatmıştı. Bitlisi''nin sözlerinden etkilenen Sultan, Kudüs''e giderek her üç dinde kutsal sayılan mekanları ziyaret etti.

Prof. Feridun M. Emecen Kudüs ziyaretinin önemini şu cümlelerle açıklıyor:

''Padişahın Kudüs''ü ziyareti, onun üstlenmeyi düşündüğü yeni dini misyon içerisinde önemli bir yere sahiptir. 1. Selim böylece bir taraftan hiç şüphesiz kutsal yerlerin bizzat koruyucusu olacağını ilan ederken öte yandan klasik Osmanlı imparatorluk vizyonunu da temsil ettiğini göstermek istiyordu. Bu vizyon bilindiği üzere çeşitli dini grupları Osmanlı idaresi altında birarada yaşatmaktı ve Osmanlılar bu yoldaki tecrübelerini uzun zamandır Batı''daki uygulamalarıyla olgun hale getirmişlerdi. Kudüs her şeyden önce bu anlayışın ve her üç dinden oluşan Osmanlı tebaası için çarpıcı bir yapı taşı olacaktı. Padişahın bizzat gösterişli maiyetiyle Kudüs''ü ansızın ziyareti bu anlamda sembolik bir değer taşıyordu.''

Prof. Emecen''in ifade ettiği gibi bu ziyaretin sembolik değeri büyüktü. Sultan Selim''in Kudüs''teki dini gruplara gösterdiği tavır, Osmanlı misyonunun mahiyetini belirleyecek önemdeydi. Öte yandan dini gruplara bir takım ayrıcalıkların bu sırada bağışlandığı yolunda ileride cemaatler arasında çıkan çeşitli meselelerde Osmanlı hükümet merkezi tarafından daimi olarak kabuıl görecek iddialarına dahi mesnet olmuştu.

Sultan Selim''in Kudüs ziyareti Batı''da da takip edildi. Prof. Emecen''in verdiği bilgilere göre Christen Kauffman adlı bir tacir Ocak 1517''de Papa''ya bu ziyaretle ilgili bir rapor gönderdi. Raporda Sultanın Kudüs''te Hz. İsa''ya atfedilen mezarı ziyaret ettiği, etrafına yapılmış engelleme duvarını mezarın daha iyi görünmesini sağlamak için yıktırdığı, hatta bir ayin dinlemek istediği ve oradaki ''Fransisken tarikati'' rahiplerine 20 bin akçe dağıttığı belirtiliyordu. Aynı rapora göre Sultan, Sina çölündeki ''Azize Katerina Manastarı''nı da ziyaret etti.

Ava giden Yavuz sırra kadem bastı

Sultan Selim''in ''Mısır seferi''nden İstanbul''a dönerken Hama civarında bir ay kadar ortalıktan kaybolmuştu. Tarihi kaynaklarında bu bir ay hakkında çok az bilgi bulunuyor.

22 Mart 1518 günü Hama civarındaki ordugahtan avlanmak üzere ayrılan Sultan Selim''in yanında Zeynel Paşa, Beylerbeyi Ferhad Paşa ve Yeniçeri Ağası Ayas vardı.

Hama''dan ayrılan ordu Halep önlerine geldiğinde Sultan hala avdan dönmemişti. Ordu komutanları telaşlanmışlardı. Bir ay kadar süren bu ortadan kaybolma sırasında Sultan''dan çok az haber alınabilmişti.

Sultanın günlüğünü tutan Ruznameci Haydar Çelebi ise bir parça izahatta bulunur. Buna göre Sultan Selim ortadan kaybolma sırasında ''Halep'' ve ''Antakya'' civarlarında avlanıp durmuştu.

Haydar Çelebi, Sultan''ın Antakya''ya kadar gittiğini, ''Habib-i Neccar'' başta olmak üzere şehirdeki kutsal mekanları ziyaret ettiği rivayetine yer vermiştir.

Sultan Selim''in bir ay içerisinde tam olarak nereleri dolaştığı hakkında doyurucu bilgi bulunmamakla birlikte Halep ve Antakya arasındaki kutsal mekanları gezdiği ve çevreyi tanımaya çalıştığı rivayet ediliyor.

21 Nisan''da Sultan''ın sağ salim Halep''e dönmesiyle Osmanlı ordusu rahat bir nefes almıştı.