
Yok efendim muhafazakarlık artıyormuş. Yok efendim laiklik elden gidiyormuş. Yok efendim Türkiye Malezya mı olacakmış.
Ne artması, ne elden gitmesi, ne Malezyası?
Bunların hepsi, "yönlendirme".
Kar topunu yuvarlayıp büyütüyorlar.
Olan, budur.
TSK üzerinden fırtınalar estirmeye çalıştılar, olmadı.
Gündelik polemiklerin içine çekmeye çabaladılar, tutmadı.
Dünya Kadınlar Günü''ydü..
Danıştay Başsavcısı kalktı "cici darbe" masalları anlattı..
27 Mayıs ihtilaline övgüler yağdırdı..
"Az bile yaptılar" demeye getirdi.
Arkasından ne gelecek diye bekliyorduk.
İstim arkadan geldi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, AK Parti kapatılmalı diye Anayasa Mahkemesi''ne başvurdu.
Siyasete bir patinaj daha.
Hiçbir meselemizi doğru dürüst tartışamıyoruz.
Bütün sorunlar ipotekli.
İçerde derin bir iktidar kavgası.
Dışarıda yörünge kapışması.
Türkiye bir türlü istenilen düzeyde girmiyor yörüngeye..
Türkiye''yi kendi rotalarına sokmak isteyenler elverişli aletler de buluyorlar.
Mahfiller harıl harıl çalışıyor..
Ülkenin kader çizgilerini ellerinde tutmak isteyen bu mahfiller için milletin, devletin, hukukun hiçbir önemi yok.
Yeter ki söz dinlemeyen adamlar gitsin..
Bir bakıyorsunuz, Türkiye viraj geçmeye çalışırken kaza oluyor..
Biri arabanın lastiğini patlatmış oluyor..
Biri frenlerle oynamış oluyor..
Patinaja devam.
Türkiye''nin önü keskin virajlarla dolu.
Hem içerden, hem dışardan.
"İçerde şunu yapacaksın, dışarda bunu yapacaksın."
Mesele bu.
Yoksa ne diye çok kolay aşılabilecek meseleler bu kadar büyütülsün?
Milli İradeymiş, Meclismiş, Demokrasiymiş, hiçbiri umurlarında değil.
Sonuçta Milli irade, Meclis, Demokrasi, Hukuk gelip bir duvara toslamıyor mu?
Mesele, "kim söz hakkına sahip?" meselesi.
Millet mi, mahfiller mi, dışarısı mı?
Bunu anlamayan hiçbir şeyi anlayamaz.
Gerçi eski sıcaklığını yitirmiş bir konu, ''Sabataycılık''. Yine de çoğun komplo teorileriyle sarmalanmış olarak yer yer gündeme geliyor. Dr. Cengiz Şişman''ın yeni çıkmış bir kitabı, "Sabatay Sevi ve Sabataycılar: Mitler ve Gerçekler" bu netameli konuda eksiği gediği dolduruyor. Dr. Şişman''ın akademik yoldan ulaştığı sonuçla, benim gazeteci olarak ulaştığım sonuçların büyük ölçüde çakıştığını belirtmeliyim. Dr. Cengiz Şişman Harvard Üniversitesi''nde 2004 yılında Sabatay Sevi hakkında doktora çalışması yapmış. Başta Harvard olmak üzere çeşitli üniversitelerde dersler vermiş. Dr. Şişman adıgeçen kitabında A''dan Z''ye Sabataycılık''ı anlatmış. Akla gelebilecek her soru sorulmuş, cevabı verilmiş. İbranice kaynaklardan, Osmanlı arşivlerinden bolca istifade etmiş. Palavralara değil gerçeğe ve bilgiye kulak vermek isteyenler için iyi bir çalışma ortaya konulmuş. Kafama takılan birkaç hususu daha sonra yazmak isterim. Yalnız küçük bir değinmede bulunmadan geçemeyeceğim. Dr. Şişman, Sabataycılar, Masonlar ve İttihat-Terakkiciler arasındaki ilişkileri anlatırken Enver Paşa''nın da mason localarında tekris edildiğini belirtiyor. Bildiğim kadarıyla Enver Paşa mason değildi. Hatta Mason resmi kaynaklarında Enver Paşa''nın Masonları takip ettirdiği belirtilir. Madem yeri geldi, aktarayım. Kadıköy''de kurulan "Ziya-ı Şark Mahfili", Harbiye Nazırı Enver Paşa tarafından yakın izlemeye alınmış. Bu locaya gidip gelenlerin bir listesi Enver Paşa''ya bildirilmiş. Hangi gerekçeyle bu takibatın yapıldığını bilmiyorum. Mason biraderler konuyu İçişleri Bakanı Talat Paşa''ya götürmüşler. Takibat İttihat ve Terakki erkanı arasında soruna dönüşmüş. Talat Paşa ve İstanbul Polis müdürü Bedri Bey masondu. Mason kaynaklarında listenin Talat Paşa ve Bedri Bey tarafından güçlükle ele geçirilerek tehlikenin atlatıldığı anlatılıyor.
Birkaç gün önce İtalyan Başbakan Aldo Moro''yla ilgili bir haber yer aldı gazetelerde.. Moro, Kızıl Tugaylar örgütü tarafından 1978''de Roma''da kaçırılarak öldürülmüştü.. Sol''dan bakınca son derece mantıksız bir cinayet idi. Çünkü Moro, İtalyan Komünist Partisiyle koalisyon yapmak istiyordu. Tam da o sırada kaçırıldı.
Meğer Pakistan''da Zülfikar Ali Butto''ya "Biz, sizi korkunç bir örnek yapacağız" diyen ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Moro''ya da tehditler savurmuş. Butto''yu korkunç bir örnek yaptılar. Bir darbeyle indirip katlettirdiler. Şili''de Allende''ye de aynısını yaptılar. Moro''nun haddine mi düşmüştü Komünistlerle işbirliği yapmak.. Amerikalılar, Moro öldürülmeden örgüt adına sahte bildiri yayımlayıp "öldürdük" dedirtmişler.
Anlamı, "Öldürebilirsiniz, sahip çıkmayacağız" demekmiş. Öyle de oldu. Kissinger''in "arabuluculuk" için görevlendirdiği Steve Pieczenik, "Aldo Moro''yu Biz Öldürdük" başlıklı kitabında itiraf etmiş. Her taşın altından Kissinger çıkıyor. Bilmiyor değildik.
Ya Türkiye çok mu farklıydı?
Türkiye ne zaman yörüngeden çıksa yörüngeye sokma uğraşı başlıyor. Adnan Menderes Amerika''nın yörüngesinden birazcık çıkmak istedi, başına gelmedik iş kalmadı.. Ruslarla anlaşma hazırlığı yaparak haddini aşan Menderes''e haddi bildirilmişti. Aynı şey Demirel''in de başına geldi.
O da Ruslarla iş yapmak istiyordu.. Onun da başına 12 Mart muhtırasını sardırdılar. Canını kurtardığına şükretsin. "Anti-Amerikan darbe yapacağız" diyenlerin başlarındaki adamlar ise Amerikalılarla pazarlık yapmak için can atıyorlardı. Ellerinin altındaki birkaç bin genç "Kahrolsun Amerika" dese ne çıkardı..
Herşey bir mizansendi sonuçta.
Acaba yaşadığımız bazı gelişmeler "yörüngeye girip girmemek"le mi ilgili? Huylandım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.