
BDP"nin İmralı heyetinde Altan Tan ve Sırrı Süreyya Önder"in yer alması herkes için süpriz oldu. Geçen bir yazımda, Murat Karayılan, Mustafa Karasu ve Duran Kalkan gibi PKK şeflerinin "İmralı süreci"ne ilişkin negatif açıklamalarına değinmiştim. Heyet, Öcalan"a iletmek üzere bu açıklamaların internet çıktılarını almışlar. Örgütün askeri kanat şeflerinden Nurettin Sofi de yaptığı bir açıklamada "Apo"nun emrindeyiz" dedi ama 2013"ü bir intikam ve zafer yılı yapacakları tehdidinde bulundu. Örgütün siyasi tabanında kafa karıştıran, toplumsal atmosferi zehirleyen açıklamalara Öcalan"ın bir cevabı olacaktır.
1999"dan bu yana, Öcalan mesajlarının muhataplarına çarpıtılarak iletilmesinden şikayetçiydi. Avukatlarından birini bu nedenle azletmişti. O avukat, "Öcalan ilaçla uyuşturuluyor" diyerek kafa karıştırmıştı. Cengiz Kapmaz"ın "Öcalan"ın İmralı Günleri" isimli kitabında avukatlarla ilgili ilginç bilgiler yer alıyor. Öcalan"a göre avukatlarda "barış dili" yoktu, bu da toy davranışlara yol açıyordu. Üstlendikleri rolün farkında olmayan avukatlar kendisini yeterince anlamıyorlar, mesajlarının dışarıya aktarılmasında olumlu katkı sunamıyorlardı. Öte yandan avukatların bazı söylemleri Devlette hassasiyete yol açıyor, bu durum sorun doğuruyordu.
İmralı ve dışarısı arasındaki iletişim sorunları 2004"te de yaşanmıştı. Öcalan "görüşme notları"nı ilgili yerlere sağlıklı biçimde iletmedikleri için avukatlarını azarlamıştı. Cezaevi müdüründen görüşme notlarının eksiksiz olarak avukatlara verildiğini öğrenmişti. Bu yüzden Öcalan avukatlarına,"Defalarca sizi uyardım. Benim burada söylediklerim bir halkın kaderini etkiliyor. Benim mesajlarımı her yere iletmeniz gerekirdi. Niye bunu yapamadınız?" diyerek çıkışmıştı. Öcalan görüşme notlarının avukatlar tarafından ilgili adreslere bizzat iletilmesini istemişti. Oysa avukatlar işi başka birimlere havale etmişlerdi.
Dışarıdan İmralı"ya iletilmesi gereken mesajlarda da sorunlar vardı. O dönemde Ulucanlar Cezaevi"nde yatan Leyla Zana İmralı"ya telgraf çekerek, "Size objektif aktarım yapılmıyor" demişti. Zana, "görüşme notları"nın bilmedikleri bir nedenden dolayı kendilerine ulaştırılmadığını, Öcalan"ı sadece basından izlediklerini vurgulamıştı. Muhtemelen, PKK"nın silah bırakmasını istemeyen odaklar ile Kandil"de bu işe sıcak bakmayanlar avukatlar üzerinde baskı kurmuşlardı. Bu baskılarla bağlantılı olsa gerek, HADEP ve DEHAP gibi partiler Öcalan"ın beklentilerinin tersine hareket ettiler. Böylece sorunun çözümünde aktör olma yeteneklerini kaybettiler. HADEP"in kapatılması gündeme geldiğinde Öcalan, "nihayet bir yükten kurtulduk" diyecekti.
Hükümetin İmralı"ya gitmesi öngörülen bazı BDP"lilere ilişkin ambargosunu "sağlıklı iletişim" bağlamında yorumlamak gerekiyor. Altan Tan ve Sırrı Süreyya Önder gibi PKK dışından isimlerin İmralı heyetine seçilmesi bu bakımdan isabetli oldu. Tan, "islamcı" kökenden geliyor. Kürt kökenli olmayan Önder de "sosyalist" kimliğiyle maruf bir isim. İster Kandil"den, isterse başka çevrelerden olsun, dışarıdan gelen baskıları göğüsleyebilecek nitelikte isimler. Artık iletişim kirliliği, sansür, çarpıtma yaşanmayacak. Böylece, "Öcalan"ın emrindeyiz, ne söylerse bizi bağlar" diyenlerin bahaneleri kalmayacak.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.