Kur"an eğitimi gönüllüleri

00:0022/06/2000, Perşembe
G: 12/09/2019, Perşembe
Ahmet Taşgetiren

Cumartesi günü (19 Haziran) yayınlanan "Ecevit''le Kur''an eğitimi hasbihali" başlıklı yazım, büyük ilgi gördü. İki elektronik posta mesajını sizlerle paylaşmak isterim.Birisi, araştırma amacıyla Amerika''da bulunan bir matematik pofesörüne ait. Şöyle yazıyor:"Bu günkü yazınızı (Yani 19 Haziran) Amerika''da internetten okudum. Son derece duygulandım. Yeni nesillerimizin Kur''an''dan uzaklaştırılmasına buradaki uygulamaları görünce bir anlam vermede son derece zorlanıyorum. Bir Amerikalı Müslüman

Cumartesi günü (19 Haziran) yayınlanan "Ecevit''le Kur''an eğitimi hasbihali" başlıklı yazım, büyük ilgi gördü. İki elektronik posta mesajını sizlerle paylaşmak isterim.

Birisi, araştırma amacıyla Amerika''da bulunan bir matematik pofesörüne ait. Şöyle yazıyor:

"Bu günkü yazınızı (Yani 19 Haziran) Amerika''da internetten okudum. Son derece duygulandım. Yeni nesillerimizin Kur''an''dan uzaklaştırılmasına buradaki uygulamaları görünce bir anlam vermede son derece zorlanıyorum. Bir Amerikalı Müslüman kardeşim imam olduğunda okuduğu ezber sureler karşısında ben adeta eziliyorum. Türkiyeliyim ve Türkiye''den gelmişim benim onlar kadar bildiğim sure yok, Bu da lise çıkışlı bir kardeşiniz olmamdan ve Kur''an''ı yazları bağ ve tarla işleri bittikten sonra okullar açılana kadar camiye giderek öğrenmemden kaynaklanıyor. Artık o da olmayacak demek ki. Bundan sonra Türkiye''den ve İslam ülkesinden buralara gelenler Kur''an''ı belki burada öğrenecek. Selam ve saygılarımla."

İkinci mesaj Cumhuriyet Üniversitesi''nde okuyan bir tıp öğrencisinden geliyor:

"Sizi bu yazınızdan dolayı kutluyorum. Ben tıp 4 öğrencisiyim. Oturduğumuz apartmandaki yaşları 9,10,11,12''yı bulan çocuklara Kur''an öğretmeye çalışıyorum.. Ben de Kur''an okumaya geçen sene başladım ama eğer ben biliyorsam, öğretmeme de bir engel olmadığını düşündüm.. Mesela üst katta oturan alt katta oturan komşusuna, ağabey kardeşine, babalar çocuklarına vs.vs.vs... Kur''an okumayı öğretse ne güzel olurdu. Kur''an-ı Kerim çalışmak insanlar arasında öyle bir bağ oluşturuyor ki... Belki şu anki statü, ferdi olarak Kur''an öğretmeyi arttırır ve o özlediğimiz Kur''an bağı cemiyetimizde oluşur. ''Sizin şer bildiğiniz seylerde belki de hayır vardır'' buyuruluyor. İnşaallah hayırlısı olur."

Bunlar, hem bir acıyı, hem umudu seslendiriyor. İnsanları Kur''an''dan koparmak mümkün değil. Baskılar, başka doğuşların kapısını aralıyor.

Birkaç gün önce ahirete uğurlanan Kemal Kaçar Beyefendi, Türkiye''de, Kur''an eğitimi ile ilgili süregelen bir hizmetin merkez insanıydı aynı zamanda... Merhum Süleyman Hilmi Tunahan Efendi''nin damadı idi. Süleyman Efendi ise, ülkemizde yaşanan, özgürlüklerin en çok kısıldığı zamanlarda bile Kur''an eğitimini sürdürebilmenin sembol ismi.

Mustafa Özdamar''ın "Kur''an Hadimi Süleyman Hilmi Tunahan" isimli biyografik eserinde, zor günlerde Kur''an eğitimi konusunda hangi halet-i ruhiyeyi yaşadığını şöyle anlatıyor merhum:

"Okutma imkânı yoktu, fakat okuyan dahi bulamadım. Bir zaman geldi, mebus maaşı kadar para verip talebe okutmak istedim, bulamadım. Parayı alıp kaçıyorlardı, çünkü korkuyorlardı. O zaman, ümidim kırıldı. Bu ilimler yeryüzünden kaybolacak diye korkuyordum. Bunun üzerine kızlarımı okutmaya başladım. İleride torunlarım olursa onlara öğretirler ve böylece bu ilimler yeryüzünden kaybolmaz, dedim. Fakat sonradan Cenab-ı Hakk sebepler halketti ve okutma imkânı buldum. Yaşlılardan başladık, gençler daha sonra geldi." (s. 185)

Yetiştirdiği her talebeye "Dağ başında olsanız, elinize bir kişi geçse ona Kur''an''ı ve dini öğreteceksiniz" diye vasiyet ediyor. Bu hassasiyet, toplumda yankı buluyor. Anadolu''nun köyünden kentinden binlerce çocuk, Kur''an eğitimi ile yola çıkıp, hayata kazandırılıyor.

Şunu belirtmek gerekir ki, toplumsal bir ihtiyacı karşılamayan hiçbir hareketin, uzun vadede kalıcı hizmet üretmesi beklenemez.

Süleyman Efendi''nin Kur''an merkezli olarak başlattığı hizmet çizgisi, Anadolu''da gerçek bir ihtiyaca tekabül ediyor ve belki bugün, daha geniş bir eğitim perspektifi ile ülke insanına hizmeti sürdürüyor. Bu hizmet çizgisi olmasaydı, belki de yüzbinlerce çocuk, köy şartlarını aşıp da, eğitim imkânı bulamayacaktı.

Bunun verdiği mesaj şu: Türkiye''de Kur''an merkezli hizmetlerin çok hayati bir toplumsal karşılığı var. İnsanlar bu tür hizmetlere son derece sıcak bir ilgi ile katılıyorlar. Bu alanda getirilen yasaklar, hem etkili ve sürdürülebilir olmuyor, hem de toplumsal gerginliklere yol açıyor. "İrtica" söylemiyle gelişen devlet eksenli ayrımcılık görüntüsü, toplumu yaralıyor.

Türkiye, 1000 yıldır Kur''an''la geliyor. Bu ülkenin çocuğu, bir biçimde Kur''an''la buluşuyor ve ondan mutlu oluyor. Sınava girerken bir Kur''an ayetini dua niyetine okumanın, bunun için hiç olmazsa Fatiha''yı, İhlâsı, Kevser suresini ezbere bilmenin, diyelim ilkokul üçüncü sınıftaki çocuklar için mahzuru nedir? Ya da duadan bile arındırılmış bir yüreğin kupkuru dünyasında hangi erdem filizlenebilir? Bu ülkenin çocuğunu, Müslümanlık duygularını, Amerika''da özlemle hatırlayacak hale getirmek kime ne fayda sağlar?

Okuyucularım soruyor: Acaba cumartesi günkü yazınızı Sayın Ecevit okudular mı?

Bilmem ki... Dilerim okumuşlardır. Dilerim, Ankara''nın karmakarışık işleri arasında insanımızın Kur''an eğitimi gündemine de ilgi gösterir, bu alandaki yasakları yüreklerine yük olarak telakki etmeye başlarlar.