Yazarlar Kürt sorununda siyasete dönmenin koşulları neler?

Kürt sorununda siyasete dönmenin koşulları neler?

Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Bu soru söz konusu olduğu zaman gözler, derhal hükümete, Davutoğlu'na, Erdoğan'a dönüyor.
Bu, ilk bakışta kaçınılmaz, zira devletin işletmecisi onlar. Yetki ve sorumluluk onlarda.
Fazlası da var. Bu tür sorunlarda, aldığı tavır ve kararlarla yeni hamlelere kapı açan ya da kapayan, sorunun çözümüyle yükümlü olan meşru ve yasal güç devlettir. Değişen koşullara uyum sağlamak, oyun planını buna göre değiştirmek, adapte olmak ve yeni siyasi yollar bulmak da öncelikle devletin işi ve görevidir.
Ancak bu şema her zaman gerçeklerle tam kesişmez.
Yeni dengeler ortada. Suriye'nin Kuzey'inde Türkiye sınırı boyunca daha doğrusu PYD-PKK egemenlik sahası Kürt hareketinin taleplerini de, Türkiye'nin tehdit algısını da değiştirdi. Kürt hareketi tarafından bu bölgede uygulanan özerkleşme, kantonlaşma, nüfus standartlaştırması politikalarının ilk iki ayağı Türkiye sınırları içine taşındı. Dün Cizre'de, bugün Silvan'da yaşanan örgütün egemen olduğu özerk bölge oluşturma hamlelerinden başka bir şey değil.
Yukarıdaki şemanın işlemesini engelleyen ana tıkaç budur.
Sorun devletin bu koşullar karşısında kendi başına ürettiği bir siyasetsizlikten çok (ya da en az onun kadar) karşı tarafça devletin siyasetsizliğe itilmesidir.
Siyasetsizliğe itilme, siyasi bir ünitenin, bir devletin doğrudan varoluş nedenine yönelen ısrarlı, zorlayıcı fiili, silahlı girişimler karşısında siyasi araçların yetersiz kalmasıdır.
Nitekim geldiğimiz noktada, dünün koşullarında pekala sorunları çözebilecek bir siyasi araç olan adem-i merkeziyet esaslı bir yerel yönetimler reformu bile bugün örgütün fiili ve silahlı egemenlik arayışının yarattığı ağır bunalımı ortadan kaldıramaz haldedir. Bu, gerek sorunun örgüt tarafından ve yeni dinamiklerle ülke sınırları dışına taşması açısından, gerekse PKK'nın bölgede bir tür “devletleşme” hamlesi başlatması ve bunu edinilmiş bir koza çevirme politikası bakımından böyledir.
Şüphe yok, siyasete geri dönüş olduğu andan itibaren masadaki iki temel mesele Rojava meselesi ve egemenlik konusu olacaktır. Bu iki çatışma nesnesi, iki siyasi tartışma meselesine dönüşecektir.
Ancak bu noktaya gelmenin, siyasete geri dönmenin tek yolu siyasetin önündeki tıkacın, siyasetsizlik üreten ana mekanizmanın kaldırılmasıdır. Somut bir ifadeyle Kandil'in izlediği özerk bölge oluşturma politikasından geri adım atması, vazgeçmesi, kent ve kasabalardan çekilmesidir.
Aksi halde devletin dokusu, gelenekleri ve toplumsal endişeler dikkate alındığında Kürt sorununun onlarca yıl sürecek, büyük göç dalgalarıyla bölgeyi insansızlaştıracak yeni bir savaşa gebe olduğu açıktır.
Kandil'in derin arzusu bu mudur bilinmez.
Ancak yaşananlar örgütün bir zorlama hamlesinden çok, daha derin savaş üzerine kurulu bir stratejisini akla getirmektedir.
Buna karşın Öcalan'ın öngördüğü barış ve çözüm fikriyle bu şiddet politikası, şiddet yapılanmasının yakından uzaktan bir ilgisi olduğunu sanmıyoruz.
Çıplak resim bu...
Resmin algısına gelince...
Derenin sürüklediği bir dal parçası olmamak önemlidir.
İnsan haklarının, özgürlüklerin, hakların katline, boğulmasına itiraz bir toplum için hayati bir reflekstir. Ancak bunların araç hale getirilmesine karşı çıkmak da demokrasi açısından o denli hayati bir meseledir.
Örneğin kent ayaklanmalarına karşı alınan tedbirler sırasında, kabul edilmez kimi uygulamaları, sivil ölümlerini, sokağa çıkma yasağıyla temel hakların askıya alınmasını görmek ve eleştirmek esas ve doğaldır.
Ancak büyük resmi, PKK'nın şiddet eylemlerinin yeni hedefini görmek, kimi ihlallerin arkasına saklanan, güvenlik tedbirlerini devletin ihlal ve katliam niyetiyle açıklayan propaganda dilini fark etmek ve buna itiraz etmek koşuluyla...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.