"Türkçe dublaj"a (azar azar) geri dönüş

00:0026/06/2011, Pazar
G: 4/09/2019, Çarşamba
Ali Murat Güven

“Sinema filmlerine Türkçe dublaj”(seslendirme) işlemi, 1990''ların başlarında Amerikalı dağıtıcı-işletmeci şirketlerin ülkemizdeki salonların denetimini ele geçirmesiyle birlikte, çok kısa bir süre içinde ve bütünüyle yürürlükten kaldırılmıştı. Koskoca bir neslin salonlarda yabancı filmler gösterilirkenbir tek Türkçe cümle dahi duymaksızınbüyümesine yol açan bu tuhaf uygulamanın, yaklaşık20 yıllıkbir fetret devrinden sonra, yakın zamanlarda, en azından bazı önemli yapımların“altyazılı”kopyalarına

“Sinema filmlerine Türkçe dublaj”
(seslendirme) işlemi, 1990''ların başlarında Amerikalı dağıtıcı-işletmeci şirketlerin ülkemizdeki salonların denetimini ele geçirmesiyle birlikte, çok kısa bir süre içinde ve bütünüyle yürürlükten kaldırılmıştı. Koskoca bir neslin salonlarda yabancı filmler gösterilirken
bir tek Türkçe cümle dahi duymaksızın
büyümesine yol açan bu tuhaf uygulamanın, yaklaşık
20 yıllık
bir fetret devrinden sonra, yakın zamanlarda, en azından bazı önemli yapımların
“altyazılı”
kopyalarına ek olarak
“Türkçe dublajlı”
kopyalarının da piyasaya sürülmesiyle birlikte adım adım daha mâkûl bir çizgiye doğru evrilmeye başladığını sevinçle izliyorum.
Önce, 2000''lerin başlarından itibaren
“Buz Devri”
ve
“Harry Potter”
tarzı, ağırlıklı olarak çocuklara hitap eden animasyon ya da fantastik/bilim-kurgusal gösterilerde
(küçük izleyiciler filmdeki hikâyeyi daha iyi anlasınlar diye)
başlatılan Türkçe dublajın, sonrasında giderek
“Da Vinci Şifresi”
,
“Melekler ve Şeytanlar”
,
“Yüzüklerin Efendisi”
gibi erişkin filmlerine de sıçradığını gözlemledik. En nihayet, bugünlerde sinema salonlarında
“Karayip Korsanları”
ve
“Süper 8”
gibi her yaş grubundan izleyiciye hitap eden filmlerde de Türkçe dublaj seçeneği olduğunu görmekteyiz.
Hemen belirtelim ki gerek
ithalatçı
, gerek
işletmeci
, gerekse
izleyici
cephesinden bakıldığında sayılamayacak kadar yararları olan bir geriye dönüş hareketi bu… Türkçe dublaj, izleyiciye, özellikle de çocuklara ve gençlere
“anadilini sevdirmek, onu daha üst perdeden konuşma/yazma becerisi kazandırmak”
,
“izlediği filmleri derinlemesine kavramasını, böylelikle daha nitelikli bir sinema izleyicisine dönüşmesini sağlamak”
; ithalatçı ve işletmeci için de
“daha çok sayıda ve çeşitlilik arzeden izleyici”
demektir. Türkçe dublajın ortadan kalması yüzünden son 20-25 yıldır sinemaya gitmekten soğumuş o kadar çok insan tanıdım ki… Özellikle de gözleri yorgun olan, bu nedenle ileri derecede gözlük kullanmak durumundaki yaşlılar için bu şekilde film izlemek tam bir kâbus… Fazla uzaklara gitmeye gerek yok, ben yıllardır kendi anneme
“Hadi anacığım, gel seni güzel bir filme götüreyim”
dediğimde,
“Yok oğlum, altyazı okumak benim gözlerimi çok yoruyor, sen git”
cevabını alıyorum. Kimbilir, ülke çapında bu durumda kaç bin sinemasever var.
Aynı şekilde, henüz ilkokul çağındaki çocuklar için de film izlerken hızlı hızlı gelip geçen yazıları takip etmek,
“sinemaya gitme”
eyleminin bütün cazibesini ortadan kaldırıyor. Bilimsel araştırmalar, kişinin ne kadar hızlı okuma yaparsa yapsın, altyazılı bir film izlerken o filmin aşağı yukarı
yüzde 30
''unda görüntünün anlattıklarını kaçırdığını ortaya çıkarmış. Bu da her altyazılı filmin doğru düzgün anlaşılmak için
en az iki kez izlenmesi
sonucunu doğurmakta… Pekiyi, bizim ülkemizde böyle bir lükse kaç kişinin parası ve zamanı var?
Öte yandan,
hiç okuma yazma bilmeyenler
ya da
okuma-yazması zayıf olanlar
ne yapacaklar? Her ne kadar istemesek de ülkemizde hâlâ bu durumda bir toplumsal kesim mevcut… Onların sinemaya gitme hakları yok mu?
Aralarında benim de bulunduğum genişçe bir sinemasever grubu, 1980''lerde sinema ve video piyasası için yapılan sallapati dublajlardan öylesine bezmişti ki, bu uygulamanın o günkü berbat hâliyle devam etmektense topyekün kaldırılmasını belli bir sevinçle karşılamıştık. Çünkü,
(
TRT
''nin küçük ekran için yaptığı başarılı çalışmaları ayrı bir tarafa koyarsak)
eski dönemlerin sinema dublajları, o zamanki yetersiz teknolojik altyapının da etkisiyle gerçekten çok kötüydü. Fakat, günümüzün dublajları,
“5+1 Dolby Digital”
çok kanallı ses kayıt ve yeniden çalma sistemlerinin de olağanüstü katkısıyla, tek kelimeyle harika… Karakterlere tam oturmuş sesler, mükemmel dudak uyumları, müzikler ve arka plan ses efektlerinin hiç birinin yok olmadığı pırıl pırıl kayıtlar, en önemlisi de Türkçe metinlerine azamî düzeyde özenilen çeviriler… Daha ne olsun?
Bir de sinema salonu gösterimi için yapılan bu dublaj kayıtları, hemen bir kaç ay sonra aynı filmin
DVD
''sinin piyasaya sürülmesi ya da paralı/açık kanal televizyon yayınları sırasında küçük ekran dublajının da
(ekstra hiç bir maliyete girilmeden)
bütünüyle bedavaya gelmesini sağlıyor ki bu da işletmeciler için apayrı bir avantaj…

O yüzden, film işletmecileri Türkçe dublaja geri dönmekle hem kendilerine hem de izleyiciye büyük bir iyilik yapmış oldular. Türkçe dublaj, kültürel altyapı açısından özgüveni daha yüksek bir toplum anlamına geldiği gibi, daha fazla müşteri, daha nitelikli sinemaseverler, günün her saatinde daha dolu ve cıvıl cıvıl sinema salonları demektir.

Yeni Şafak Sinema Servisi
olarak Türkçe dublajı sonuna kadar destekliyor ve bu şekilde işlenerek piyasaya sürülen yabancı filmlerin sayısının yakın gelecekte daha da artırılmasını diliyoruz.
* * *
“Dublaj” içerikli bazı eski yazılarımız ve haberlerimiz: