Eurovision besteleri ve Türkçe"nin zavallı hali

00:0019/03/2007, Pazartesi
G: 28/08/2019, Çarşamba
Cevdet Akçalı

Eurovision yarışmasında Türkiye''yi temsil edecek besteci ve ses sanatkârımız, yarışmaya katılacağı şarkının sözlerini yarı Türkçe yarı İngilizce okuyacakmış. Bestekâr, şarkının sözlerini İngilizce olarak söylemesini "dinleyenler anlasın diye yazdım" diyor. Eurovision''a katılan sanatçılarımızın şarkı sözlerini İngilizce yazması olayı yeni değildir. Tanınmış bir ses sanatkârımızın (Ajda Pekkan) Petr-Oil isimli şarkısı, Türkçe ile İngilizce karışımı bir şeydi. Yine bir Eurovision yarışmasında birinci

Eurovision yarışmasında Türkiye''yi temsil edecek besteci ve ses sanatkârımız, yarışmaya katılacağı şarkının sözlerini yarı Türkçe yarı İngilizce okuyacakmış. Bestekâr, şarkının sözlerini İngilizce olarak söylemesini "dinleyenler anlasın diye yazdım" diyor. Eurovision''a katılan sanatçılarımızın şarkı sözlerini İngilizce yazması olayı yeni değildir. Tanınmış bir ses sanatkârımızın (Ajda Pekkan) Petr-Oil isimli şarkısı, Türkçe ile İngilizce karışımı bir şeydi. Yine bir Eurovision yarışmasında birinci gelen şarkının (Sertap Erener) sözleri İngilizce idi. Hatırlardadır ki, bunlardan bir tanesi birinci olurken, diğeri sonuncu olmuştu.

Burada önemli olan şey, şarkı sözlerinin Türkçe veya İngilizce olması değildir. Asıl önemli olan, şarkının İngilizce söylenmesinin, bir avantaj olduğunun zannedilmesidir. Bir ses sanatkârının, kendi öz lisanı yerine yabancı bir lisan ile şarkı söylemesinin, avantaj mı, handikap mı olduğu tartışılmalıdır.

Biz adı geçen sanatkârın, Eurovision için yaptığı besteyi dinledik. Bu şarkının içindeki Türkçe sözler anlaşılamıyor ki, İngilizce''si anlaşılsın. Müzikte beste kadar sözler de önemlidir. Ancak sözleri bestenin önüne geçirdiğimiz zaman o müzik olmaz, belki bir manzume olabilir.

Bir operayı dinlerken, çoğu zaman okunan sözleri anlamazsınız. Ekseriyetle bu sözler, ya programla birlikte yazılı olarak dağıtılır veya sahnenin üstünde yazılı olarak gösterilir. Bu olay da, bir müzik parçasında, önemli olan şeyin, müziğin kendisi olduğunu gösterir.

Bir ülke düşününüz ki lokanta, işyeri ve otellerinin tamamının isimleri yabancı dillerden alınmış. Gene bir ülke düşününüz ki gençleri "Allahaısmarladık" veya "hoşça kal" demeyi unutmuş "by by" diyerek birbirlerinden ayrılıyor. Şimdi ise şarkılarımız bile güzel İstanbul Türkçesi ile değil de yabancı bir lisanla söylenmeye başlamıştır. İşte burası Türkiye''dir.

1850 yılında İran''da seyahat eden bir İngiliz Leydi (1849 Lady Mary Sheil. Persia) hatıralarında aynen şunları söylüyor: "İran''da gittiğim yerlerde Farsça''nın konuşulduğuna rastlamadım. Farsça sadece İran Sarayı''nda bazı seçkinler arasında konuşuluyordu."

O''nun ifadesine göre "kulağa kaba gelen bu dil Türkçe''ydi."

İran''da rastladığım bir işadamına bunu sordum. Bana bir fıkra anlatarak cevap verdi.

Fıkraya göre; "Hz. Adem etnik olarak Fars kökenliymiş. Cennetteki yasak meyveyi yedikten sonra Allah tarafından Cennet''ten kovulmasına karar verilmiş. Allah Cebrail''i çağırarak ''Adem''i cennetten kov!'' demiş. Cebrail Adem''in karşısına geçip Farsça ''Defol! Çık, git!'' demiş ama Adem bu lisanı bilmediği için hiçbir şey anlamamış, Arapça, İbranice ve bildiği bütün dilleri kullanarak Adem''i Cennet''ten kovmak istemiş. Adem gene bir şey anlamamış.

Bunun üzerine Cebrail''in aklına bir defa da Türkçe hitap etmek gelmiş ve Adem''e "defol" diyerek bağırmış ve Adem bunu anladığından Havva''yı yanına alarak Cennet''i terketmiş.Düşünün ki Türkçemiz o tarihte İran''da, Karadeniz''in ve Hazar''ın etrafında en çok konuşulan dildi. Ama Osmanlı aydınları Arapça ve Farsça kullanmayı bir marifet sayıyorlardı.

Bu gün Türkçemiz Osmanlılar zamanından daha vahim durumdadır. Okullarımızda Türk grameri doğru dürüst öğretilmez. Bir Başbakanımız resmen davetli olduğu Avrupa Konseyi''nde konuşmasını İngilizce yapar (Abdullah Gül). Meclis başkanımız 20 bin dolar tasarruf etmek maksadıyla Avrupa Konseyi''nde yapılmakta olan simültane Türkçe tercümeyi yasaklar. Bunlar sadece Türkçe konuşmamıza indirilen darbelerdir. Eurovision yarışmasında, İngilizce sözlerin kullanılmasını avantaj kabul etmek, dinleyicilere bir rüşvet vermek manasına gelir.

Yunan bankalarının Türk bankalarını satın almasından birçok vatandaşımız tedirgindir. Ekonomimizin yabancıların kontrolüne geçmesinden endişe eden birçok çevre vardır. Ancak, asıl endişe edilmesi gereken husus, kültür ve dil yönünden yozlaşmak ve işgal altında olduğunu görmemektir.

Atalarımızın bize bıraktığı en büyük miras, cihanşümul bir dil olan Türkçemizdir. Onun kıymetini bilmezsek, kimliğimizi koruyamayız.