Yorum yorar!

00:0015/09/2001, Cumartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Dücane Cündioğlu

ABD'deki saldırı nedeniyle ortalık toz duman olmuşken ve tabiatıyla bu hengâme içerisinde her kafadan ayrı bir ses çıkmaktayken böylesi durumlarda "aklı karışıklar" (!) için şifâ değeri taşıyabilecek en iyi tavsiye, aslında, eskidiği sanılan ve fakat mânâ itibariyle eskimeyeceği muhakkak olan şu öğüdü yinelemekten ibarettir:- "Telefonunuz dinlenmiyor olabilir; ama siz yine de sizi dinlendikleri ihtimalini dikkate alarak konuşun!" (Kısacası: "Her hâl u kârda temkini elden bırakmayın!")Bu tavsiyeden

ABD'deki saldırı nedeniyle ortalık toz duman olmuşken ve tabiatıyla bu hengâme içerisinde her kafadan ayrı bir ses çıkmaktayken böylesi durumlarda "aklı karışıklar" (!) için şifâ değeri taşıyabilecek en iyi tavsiye, aslında, eskidiği sanılan ve fakat mânâ itibariyle eskimeyeceği muhakkak olan şu öğüdü yinelemekten ibarettir:

- "Telefonunuz dinlenmiyor olabilir; ama siz yine de sizi dinlendikleri ihtimalini dikkate alarak konuşun!" (Kısacası: "Her hâl u kârda temkini elden bırakmayın!")

Bu tavsiyeden işe yarar bazı sonuçlar çıkarılabilmesi için bu "öğüdün" ne idüğü üzerinde biraz duralım:

1)
Bu öğüt herkese değil, söyledikleri dikkate alınmaya değer olanlaradır!

Çünkü herkesin telefonu dinlenmez; dolayısıyla bu öğüt telefonu dinlenme ihtimali olanlar, yani dinlemeyi gerektirecek sözleri olanlar içindir. Bu bakımdan telefonu dinlenme ihtimali olmayanların, yani kayıtla kuyutla alâkası bulunmayanların işi kolay. Bu öğüdü duymamış gibi yapsınlar! Ne istiyorlarsa, istediklerini istedikleri gibi konuşsunlar! Hem kendileri, hem de söyledikleri ciddiye alınmayacağından, olur a, ciddi birşeyler söyleyecek olsalar dahî söyledikleri kesinlikle kayda geçmeyecektir!

Hadi bir adım daha atalım, telefonlarının kesin olarak dinlendiğini bilenleri de serbest bırakalım; zira onların da bu öğüde ihtiyacı olmadığı ma'lûmdur! Onları nasıl olsa dinleniyorlardır ve dolayısıyla nasıl konuşacaklarını zâten bilirler; onların böylesi beylik öğütlere, sıradan akıl vermelere ihtiyaçları yoktur!

O halde bu sözün muhatapları, sadece telefonları dinlenme ihtimali olanlardır! Öğüdün ehemmiyetini artıran da burasıdır; yani "kesinlikler" karşısında nasıl davranılacağını değil, "ihtimaller" karşısında nasıl davranılacağına dâirdir!

2)
Bu öğüt, istatistikleri dikkate alanların değil, almayanların işine yarar!

Çünkü istatistikî çıkarımlar olguların sayısal değerine itibar edenler için bir mânâ ifade ederler; yani bir olgu ne kadar çok tekrarlanmışsa onun tekrar gerçekleşme ihtimali, niceliksel olarak o kadar çoktur; lâkin ne kadar az tekrarlanmışsa yeniden gerçekleşme ihtimali de o kadar azdır! Bir diğer deyişle, sıradan zekâlar için "yüzde doksandokuz" her dâim "yüzde bir"e galebe çalacak ve ister istemez onlar nezdinde "yüzde bir" hiçbir zaman itibarı hak eder bir makama çıkma şansı bulamayacaktır!

Peki bu sefer ya "yüzde bir" gerçekleşirse? Evet, olur a, bir de o bir türlü adam yerine konulmayan "yüzde bir" gerçekleşir de kendisine pek ihtimal verilmeyen 'şık' tahakkuk ederse?!

İşte o zaman, sayısal olarak değilse bile fiilen "yüzde bir"in gerçekleşmiş olması "yüzde doksandokuz"un bütün mânâ ve ehemmiyetini iptal etmesi, niteliğin niceliğe galebe çalması anlamına gelecek; niceliksel çokluk niteliğin hakikati karşısında boynunu büküp kenara çekilecektir!

Demek oluyor ki istatistik hiç değilse bir yönüyle (kimbilir belki de her yönüyle?) aldatıcıdır! O halde telefonu dinlenme ihtimali olanlar, güçlü istatistiklere değil, zayıf ihtimallere göre hareket etmelidirler! Çünkü bir kere olsun "yüzde bir" gerçekleşti mi yandı gülüm keten helva!

3)
Bu öğüt, kendisi kadar başkalarını da ciddiye alanlar içindir!

Çünkü "Büyük adamlar büyük hata yaparlar!" Burası doğru, ama unutmamak gerekir ki bu hatayı bir kez yapabilirler! Hatanın büyük oluşu değil, aynı zamanda tek bir defalığına oluşu da önemlidir. Aksi takdirde hatayı yapanın büyüklüğü (!) ister istemez şüphe götürür; zira büyüklük biraz da büyük hata yapmamakla elde edilebilen bir vasıftır! Bu, tıpkı şehir içinde defalarca "küçük kaza" yapmakla otobanda bir kez "büyük kaza" yapmak arasındaki farka benzer! Küçük kazalar en nihayet küçük masraflara yol açarlar ve pekâla kısa bir zaman sonra unutulurlar! Fakat bir insanın otobanda en çok bir defa(lığına) "büyük kaza" yapmak hakkı vardır!

Bütün bunları durup dururken neden kaleme aldığımı düşünecekler için söyleyeyim ki bu yazıyla ABD'deki saldırı hakkında ileri sürülen ve tabiatıyla "komplo teorisi" olarak nitelenen cılız (!) yorumları önemsemek gerektiğini açıklamış oluyorum.

Anlayacağınız, söylenenlerin hepsi hikâye!
#ABD
#Terör saldırısı