Atık yönetiminde reform ihtiyacı

04:002/07/2026, Perşembe
G: 2/07/2026, Perşembe
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Erdal Tanas Karagöl

Türkiye, son 20 yılda özellikle YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması) desteği sayesinde vahşi depolamadan kontrollü bertaraf sistemine geçişte büyük ilerleme kaydetti. Ancak, atık sektörü gelir modelinin büyük oranda elektrik üretimine (YEKDEM) dayalı olması ve geçmişte yatırımları hızlandıran döviz bazlı ve devlet garantili teşvik modeline rağmen artan işletme maliyetleri sektör için ciddi kırılganlıklar oluşturmaktadır. Özellikle 10 yıllık YEKDEM sürelerinin dolmaya başlamasıyla

Türkiye, son 20 yılda özellikle YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması) desteği sayesinde vahşi depolamadan kontrollü bertaraf sistemine geçişte büyük ilerleme kaydetti.

Ancak, atık sektörü gelir modelinin büyük oranda elektrik üretimine (YEKDEM) dayalı olması ve geçmişte yatırımları hızlandıran döviz bazlı ve devlet garantili teşvik modeline rağmen artan işletme maliyetleri sektör için ciddi kırılganlıklar oluşturmaktadır.

Özellikle 10 yıllık YEKDEM sürelerinin dolmaya başlamasıyla birlikte, elektrik üretim teşvikleri sona eren birçok tesis operasyonel giderlerini karşılayamaz hale gelme riskiyle karşı karşıyadır.

Bu durum, yalnızca enerji gelirine dayalı mevcut iş modelinin sürdürülemez olduğunu ve acil bir dönüşüm gerektirdiğini ortaya koymaktadır.

Bu amaçla Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından hazırlanan ve paydaşların katılımıyla gerçekleştirilen “Atık Yönetiminde Yapısal Dönüşüm ve Yeni Dönem Çalıştayı” Türkiye’deki atık yönetimi sektörünün mevcut durumunu, karşılaştığı yapısal riskleri ve geleceğe yönelik dönüşüm stratejilerini kapsamlı bir şekilde ele aldı.

Peki bu çalıştayda öne çıkan sorunlar ve çözüm önerileri ne oldu?


YAPISAL SORUNLAR

Sektörün gelir modelinin büyük oranda elektrik üretimine (YEKDEM) dayalı olması kırılganlık yaratmaktadır. Döviz bazlı gelir yapısına karşılık artan işletme maliyetleri sürdürülebilirliği tehdit etmektedir.

Destek süresi biten veya bitmek üzere olan tesisler için net bir geçiş modelinin olmaması, yeni yatırımları ve sektörün geleceğini riske atmaktadır.

Bakanlıklar arasındaki yetki dağılımının parçalı olması koordinasyonu zorlaştırmaktadır. Ayrıca belediyelerin yaptığı ihale ve sözleşmelerde ulusal bir standardın olmaması yatırımcılar için hukuki ve operasyonel belirsizlik yaratmaktadır.

Bölgesel atık miktarları, lojistik ve altyapı farklılıklarına rağmen tek tip politika uygulanması verimliliği düşürmektedir.


ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Sektörün sadece enerji gelirine bağımlı kalmaması; atık bertaraf maliyetini yansıtan “kapı parası” ve “kirleten öder” modellerinin güçlendirilmesi önerilmektedir.

Belediyelerle yapılan sözleşmeler için ulusal ve uzun vadeli (15-20 yıl) standart modeller geliştirilmesi talep edilmektedir.

Yatırım güvenliğinin korunması için YEKDEM süresi biten tesisler için geçiş dönemi finansman modellerinin tasarlanması ve uluslararası literatürde “gate-fee” olarak bilinen katı atık kabul/bertaraf bedelinin tesislere ödenmesi sistemine geçilmesi önerilmektedir.

Orta ve uzun vadede ise, Türkiye’de biyometan üretimi, Alternatif Yakıt (ATY) entegrasyonu, karbon kredileri ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) gelirlerinin sektöre kazandırılmasının elzem olduğu dile getirilmektedir.

Ayrıca tüm paydaşları kapsayacak bir “Ulusal Katı Atık Yönetimi Birliği” kurulması ve Depozito Yönetim Sistemi ile tam entegre bir döngüsel ekonomi modeline geçilmesi, Türkiye’nin yerli enerji kaynakları ve yeşil dönüşüm hedefleri açısından kaçınılmaz bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir.

#YEKDEM
#Ekonomi
#Erdal Tanas Karagöl