Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Kızılelma ve muhafazakar siyaseti

Kızılelma ve muhafazakâr siyaseti

Ergün Yıldırım
Ergün Yıldırım Gazete Yazarı

Osmanlı bilincinde Kızılelma Roma ve Viyana’ya İslam sancağı dikmektir. Kızılelma başlı başına baskın bir söylem olarak öne çıkmaz. Kızılelma, bir mit olarak vardır. Ama Osmanlı siyasal tahayyülünün “gaza ideolojisi”, Alparslan’ın Malazgirt’te irad ettiği hutbedeki ilayi kelimetullahı yüceltmenin bir devamıdır. Osmanlı kurucu ruhunda bu dava fikriyatı çok belirgindir. Gaziler sıfatıyla anılırlar, Allah’ın kılıcı gibi unvanları kullanırlar. Ankara’da Birinci Meclis açıldığında da bu gelenek ve bu ruh devam eder. Hacı Bayram Veli Camii’nde kılınan Cuma namazı sonrası yine Sancak-ı Şerif tekbir sesleriyle taşınarak TBMM’si açılır. Bütün memleketin camilerinde, tıpkı Malazgirt Meydan Muharebesi’ndeki gibi dualar edilir.

Kızılelma, modern dönemde Türkçülük yaklaşımı tarafından Turan siyasetiyle beraber yeniden yorumlanır. Ziya Gökalp, 1914 yılında Kızılelma adıyla uzun bir şiir yazar. Aslında şiirle anlatılan bir gelecek siyasi tahayyüldür. Türklerin modern kalkınma, bilim ve sanayi ile beraber yeniden yücelmelerini anlatan bir çağdaş mitolojidir, bir mefkûredir. Bütün Türkleri tek çatı altında toplayarak birleştirecek bir gelecek muhayyilesidir. Artık Türkmen, Oğuz, Kıpçak gibi farklı soy ve kavimler yerine hepsine birden Turan denecek. Homojen bir Türk siyaseti ve Türk tahayyülü üretilmeye çalışılacak. Osmanlı’nın yaşadığı buhran ve parçalanma Türklerin özne olduğu bir birlik siyaseti ile aşılacaktır. İttihad-ı Türki siyasetinin arayışıdır bu. Enver Paşa’nın İslam ile de uzlaşan emperyal siyasetinin Türkçülük’teki yansımasıdır aslında.

Gökalp’ın Kızılelma ütopyasının somutlaştığı mekan Lozan’daki bir Türk köyüdür. Oradan da nehir gibi Turan illerine akacak.

(Lozan)ın yanında bir Türk beldesi

Şenlendi: Her fennin bir medresesi,

Ziraat, ticaret, sanat evleri

Yapılıp, oldu bir ümran meşheri,

Kız, erkek çocuklar gelip doydular,

Yeni Âdem, yeni Havva oldular.

Kızılelma, adeta Türklerin yeniden yaratılışını/varoluşunu simgeler. Adem ve Havva gibi yeniden var olurlar. Onları fakirlikten kurtaracak, kalkındıracak ve birliği sağlayacak bir ideolojidir. Ancak Gökalp, bunun “Bir gün gerçek, fakat şimdilik masal!” olduğunu söyler. Cumhuriyetin kuruluşuyla emperyal siyaset tamamen terk edilir. Gökalp de artık Turani değil, Anadolu’da mukim bir Türkçülüğü savunur. Osmanlı bile ret edilir. Türkler ve Osmanlı birbirine karşıt gösterilmeye çalışılır.

Şimdi Kızılelma söylemi etrafında yeni bir siyasi mit devreye giriyor. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun Malazgirt Marşı’nın içeriğiyle öne çıkıyor. İslam ve Türklüğün sentezine dayalı bir içeriğe kavuşuyor. Ak Parti ve MHP ittifakına dayalı bir siyaset ve dönüşüm projesi ile bütünleşiyor. 1918 yılında İslamcılarla Türkçülerin İslam Mecmuası’ndaki uzlaşmalarını temsil ediyor adeta. Enver Paşa’nın Turancılığı ve İslamcılığı beraber yürütme siyasetini andırıyor. Kızılelma, Türklerin mitsel varlığını İslam ile sentezliyor. Türklerin özne olduğu ve davalarının İslam olduğu bir savaş, mücadele ve var oluş yaklaşımı sergileniyor. Ancak Gençosmanoğlu’nun marşının epistemolojisi, milliyetçiliğiyle baskın. “Türk, ulu Tanrının soylu gözdesi”dir. “Malazgirt Bizans’ın Türk’e secdesi”dir. “Bozkurtlar sürüsü”, “oğuzlar”, “Türkmen başbuğu” savaşıyor. Bismillah diyorlar, Allah-u Ekber diyorlar. Ama bütün bunlar niçin savaşıyor? Sultan Alparslan’ın irad ettiği bir İslam davası, ilayi kelimetullahı yüceltmek, İslam sancağını taşımak gibi hiçbir iz yok bu epistemolojide. Marş’ın nesnel dili ile ona yüklenen siyasi pratiğin çok farklı olduğu görülüyor.

Muhafazakârlık siyaseti, Kızılelma’yı İslami bir içerikle yeniden yorumlama çabası içerisinde. Bu siyasal çaba, MHP seçmeniyle de belli bir fikri yakınlık sağlıyor. Aynı zamanda siyasal pratiğin ihtiyaç duyduğu coşku eksikliğini gidermeye matuf bir yön de taşıyor. Fakat öte taraftan muhafazakâr siyasetin dindar ve İslamcı damarları bunu benimseyecek mi? Buna karşı nasıl bir tutuma yönelecek? Bunu şu an öngörebilmek zor. Fakat dindarlar ve İslamcıların da büyük bir fikri ve duygu kırılması içinden geçtikleri de bir gerçek. Bence önemli olan can alıcı soru şudur: Hakikaten Enver Paşa’nın İslam ve Türklüğü uzlaştıran bir devlet siyasetine mi geçeceğiz yoksa İslam’ı Türkçülüğe motivasyon sağlayan bir siyasete mi?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.