Karamollaoğlu ikinci cepheyi açıyor

04:0013/05/2018, Pazar
G: 13/05/2018, Pazar
Ergün Yıldırım

Temel Karamollaoğlu, gazetecilerle ilginç bir basın toplantısı yaptı. Bu gazetecilerin içinde Kemalist, sol ve kimi muhafazakar isimler yer alıyor. Saadet partisi Cumhurbaşkanı adayı gayet sakin, makul, pozitif bir dil ile sorulara cevap veriyor. Gazeteciler de bunu açığa çıkaran sorularla mukabelede bulunuyorlar. Karamollaoğlu parlatılıyor ve muhafazakarlara sunuluyor. Daha önce de yine sol bir gazetede SP adayı, “İslamcı değilim, Müslümanım” ifadesiyle öne çıkarıldı. Bütün sol çevreler ve buna

Temel Karamollaoğlu, gazetecilerle ilginç bir basın toplantısı yaptı. Bu gazetecilerin içinde Kemalist, sol ve kimi muhafazakar isimler yer alıyor. Saadet partisi Cumhurbaşkanı adayı gayet sakin, makul, pozitif bir dil ile sorulara cevap veriyor. Gazeteciler de bunu açığa çıkaran sorularla mukabelede bulunuyorlar. Karamollaoğlu parlatılıyor ve muhafazakarlara sunuluyor. Daha önce de yine sol bir gazetede SP adayı, “İslamcı değilim, Müslümanım” ifadesiyle öne çıkarıldı. Bütün sol çevreler ve buna eklenen kimi muhafazakar aydınlar, Karamollaoğlu’nu yeniden keşfediyorlar adeta.



Milli Görüş’ün lideri olarak kamuoyuna sunulan Karamollaoğlu’na neden bu kadar yakınlaşıyorlar? Gerçekten de sol çevreler Milli Görüşü çok mu seviyor? Uğur Dündar gibi bir gazeteci Milli Görüş iktidarını alaşağı etmek için 28 Şubat döneminde yapmadıklarını bırakmamıştı. Fakat şimdi nasıl oluyor da Karamollaoğlu’nun ödül gecesinde boy gösteriyor?

Karamollaoğlu, sol medya aracılığıyla muhafazakar kesime oldukça makul, pozitif ve yapıcı bir siyasal kimlik üzerinden sunuluyor. Hakikaten CHP çevresi ve sol aydınlar, Türkiye’nin daha makul bir muhafazakar lider tarafından mı yönetilmesini istiyorlar? “Erdoğan çok sert, onun yerine bari daha kucaklayıcı ve yumuşak olan başka bir muhafazakar lider gelsin” mi diyorlar? Türkiye’yi yönetmenin artık muhafazakarlıktan geçtiğini ve bu nedenle Erdoğan yerine Karamollaoğlu mu düşünülüyor?

Bu soruların hepsinin cevabı hayırdır. Çünkü Erdoğan liderliğine karşı olan ve Ak Parti iktidarını istemeyenlerin arayışı hiçbir zaman Karamollaoğlu’nun iktidara gelmesi ve kazanması temeline dayanmıyor. Saadet Partisi adayının bu kadar desteklenmesinin tek hedefi var. O da muhafazakarların oylarını düşürmek. İç ihtilaf yaratmak. Muhafazakarları içten farklılaştırmak. Bunlar aracılığıyla Cumhur İttifakını zayıflatmak ve Erdoğan’ı düşürmek.

Bu siyasetin arka planında muhafazakar siyaseti gömmek vardır. CHP’nin kurucu ruhunu yeniden iktidara taşımak gelmektedir. Yani dindarlara, İslamcılara ve muhafazakarlara “ulusalcı sol” siyaseti dayatmaktır. Türkiye’yi İslam dünyasından soyutlamak ve Batı’ya hayranlıkla yönelen bir alana çekmektir. Ak Parti iktidarının Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi, reformları, dini özgürlükler ile inşa ettiği Yeni Türkiye yürüyüşünü engellemek ve hatta ters çevirmek…

Karamollaoğlu, bireysel kimliği ve niyetiyle iyi bir insan olabilir. Bunu sorgulayacak halimiz de yok, hakkımız da yok. Ancak aldığı pozisyon önemli. CHP’nin yürüttüğü bir siyasal ittifakın içinde yer alıyor. Buradaki siyasal pozisyon içine giriyor. Yüzyıldır devleti ve toplumu dinden arındırmak için yapmadığını bırakmayan bir tarih bilinci ile yan yana hareket ediyor. Saadet Partisi burada ana belirleyici değil, eklemlenen bir siyasettir. Dolayısıyla muhalefet ittifakının aktörü değil, aktörünü zenginleştiren ve güçlendirendir. Pozisyonumuz ve nerede durduğumuz bizim siyasetimizi belirler. Ne söylediğimizden çok nerede durduğumuz önemli bu nedenle. Bu ilke Saadet partisi lideri için de geçerli. Siyasette söylem ikincildir, konuşulanlar her zaman arkada kalır. Asıl olan yapılanlardır, tutumlardır, ilişkilerdir.

Karamollaoğlu da ilişkileri ve davranış pratikleriyle CHP’nin öncülüğünü yaptığı bir ittifakın yanında duruyor. 28 Şubatı yapan ve Milli Görüşü siyasette düşüren zihniyetlerin ve aydınların yanındadır. Muhafazakar siyasete karşı kendisini alternatif sunan bir yapı ile beraberdir. Bundan dolayı da muhafazakar siyasete sunduğu pozitif dilin siyasal karşılığı yoktur. Bu dil, işe yarasa bile sonuçta Erdoğan’ın aleyhine olur. Muhafazakar siyasetin aleyhine olur. İslamcıların aleyhine olur. CHP ve Kemalist elitlerin siyasal arayışlarına katkı sağlar.

Saadet Partisi adayı, muhafazakar siyasete karşı ikinci bir cephe açtı. Muhafazakar siyasetin mücadele ettiği birinci cephe başını CHP’nin çektiği hattır. İyi Parti ve Demokrat parti de buna eklendiler. Buna bir de muhafazakar cephe açma girişimi ortaya çıktı. Saadet Partisi bu görevi üstlenerek birinci cepheye katkı sağlıyor. Muhafazakarlığa karşı muhafazakarlık… Onun değirmenine su taşıyor. Cumhur İttifakı da şimdi iki cephe ile mücadele etmek zorunda kalacak. Bu nedenle atacağı adımlara, kullanacağı dile ve gireceği ilişkilere daha fazla dikkat etmesi gerekiyor.

#​Temel Karamollaoğlu
#Saadet Partisi