Dede yetiminin mirastaki payı meselesi

00:0018/08/2013, dimanche
G: 9/09/2019, lundi
Faruk Beşer

Dede Yetimleri, babaları ya da anneleri dedelerinden önce ölen çocuklardır. İslam miras hukukunu belirleyen naslarda bu durumda olanların mirastan pay alacağına ya da alamayacağına dair bir bilgi yoktur.Bilindiği gibi İslam miras hukukunu belirleyen naslar birinci derecede Kuranı Kerim naslarıdır. Hatta ticaret ve yönetim gibi konularda sadece üç dört prensipten söz eden Kuranı Kerim miras konusunda oldukça detaylı bilgi verir. Bu farklı tavrın sebebi olarak konuların zamanla değişecek veya değişmeyecek

Dede Yetimleri, babaları ya da anneleri dedelerinden önce ölen çocuklardır. İslam miras hukukunu belirleyen naslarda bu durumda olanların mirastan pay alacağına ya da alamayacağına dair bir bilgi yoktur.

Bilindiği gibi İslam miras hukukunu belirleyen naslar birinci derecede Kuranı Kerim naslarıdır. Hatta ticaret ve yönetim gibi konularda sadece üç dört prensipten söz eden Kuranı Kerim miras konusunda oldukça detaylı bilgi verir. Bu farklı tavrın sebebi olarak konuların zamanla değişecek veya değişmeyecek istidatta olmaları gösterilmektedir. Değişebilecek konuların sadece temel prensipleri verilmiş, detaylar âlimlerin içtihatlarına bırakılmıştır. Değişmeyecek konularda küçük detayların bile hükmü bildirilmiştir.

Miras taksiminde Kuranı Kerim"de öncelikle payları zikredilenlerin / ashab-ı ferâizin hisseleri verilir. Sonra asabe gelir, ardından terekenin hazineye kalmasına kadar genişleyen on halkalı bir sıralama yer alır.

Buna rağmen mirasta da içtihada bırakılan bir hayli mesele vardır. Mesela Kuranı Kerim nenelerin payını da zikretmez. Konu Hz. Ebubekir döneminde mesele olunca sahabe ile yaptığı istişare sonucunda, Hz. Peygamberin bir uygulamasına da dayanarak, nene de anne sayılmış ve ona da mirastan pay ayrılmıştır. Bunda ümmet ittifak edince nenenin de ashab-ı feraizden sayılması icma ile sabit olmuştur.

Diğer yönden Kuranı Kerim"de şu anlamda bir ayeti kerime vardır: "Birinize ölüm yaklaştığında bırakacağı malı mülkü varsa annesine babasına ve yakınlarına maruf ölçülerle vasiyette bulunması üzerinize bir farizadır…" (2/180).

Hanefiler bu ayeti kerimenin miras taksimini bildiren ayetlerden önce geldiğini, dolayısıyla miras ayetleriyle artık hükmünün kalmadığını, zaten "Varise vasiyet olmaz" hadisi şerifiyle de nesh edildiğini söylerler. Buna karşılık diğer bazı mezhepler buna itiraz ederek derler ki: Miras ayetlerinin bundan sonra geldiğine dair kesin bir delil yoktur. Kesin olmayan rivayetlerle kesin olan bir ayetin neshi mümkün olamaz.

Kaldı ki, bu ayette zikredilen hükmün sürekli olduğunu gösteren işaretler vardır. Mesela "üzerinize yazılmıştır" ifadesiyle farz kılınan hükümler hep süreklilik ifade ederler. Sonra bu hükmün ardından gelen ayetteki "Her kim bunu değiştirirse günahı değiştirenedir" ifadesi de yine kalıcılığı gösterir.

O halde burada söz konusu hadisi şerif ile gerçekleşecek bir nesihten / hükmün kaldırılmasından söz edilemez. Sadece şu söylenebilir: Ayette zikredilen anne baba dışında olup mirastan bir payı zikredilmeyen akrabaya vasiyet geçerlidir.

Hatta bu hüküm kütibe/yazılmıştır ifadesiyle bildirildiği için bu vasiyet fazdır. Bu sebeple bazı mezhepler buna "vacip, yani mutlaka olması gereken, vasiyet" adını verirler.

İşte dede yetimi dediğimiz kimseler miras payları zikredilmeyen kimselerdir ve annenin annesi olan nenenin anne sayılması içtihadıyla, evladın evladı olan torunların da evlat sayılması makul ve mümkün görülmüştür.

Bu durumu göz önünde bulunduran kanun koyucu (Mısırda 1946"da İslam miras hukukunu kanunlaştıran merci) bu mülahazalarla anneleri ya da babaları ölen çocuklara, dedelerinin ya da nenelerinin vasiyette bulunmalarını, bulunmazlarsa ölen anne ya da babalarına, hayatta olsalardı kalacak olan mirasın onlara intikal etmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.

Burada şu noktaya da işaret etmek gerekir: İçtihatlar bağlayıcı değildirler, ama kanunlaştırıldıktan sonra bağlayıcı olurlar. Buna göre dede yetimlerine mirastan pay vermeyen görüşler aksi görüşler gibi birer içtihattan ibarettir. Ama bu konuda kanunlaştırılan içtihat, pay verileceğine dair olan içtihattır.

Kardawi de meselenin böyle olması gerektiğini söyler.

O halde dede yetimleri de mirastan pay almalıdırlar. Son ve tek İslam miras hukuku kanunlaştırması budur.