
Pazartesi günü bol diplomalı cahil kuşak geliyor dedim. Sözlü kültür, yazılı kültür dijital kültürün bir arada yaşamasına itina göstermemiz gerekiyor dedim. Anlayanlar sustu, anlamayanlar size hiç katılmıyorum diye başladı. Başlayış o başlayış.
3500 vuruşluk bir yazının bütünlüğünü bile kavrayamayan okuyucu neden sebep yorum yapmalara doyamıyor.
Gelmekte olanın yakıcılığını anlatabilmek için meseleye bir örnek eşliğinde dikkatinizi çekmeye çalışayım. Çünkü konu sahiden çok mühim. Terör kadar mühim, ekonomik krizden daha mühim.
Artan şiddet ile hayatın anlamını kavrayamayış arasında doğru orantı olduğunu düşünüyorum. Hayatın anlamı, hayattan ibret çıkarmak sözlü kültür gerçekleşebilir ancak.
Mekân, Bayrampaşa Belediyesi''nin gençlik merkezi (BAYGEM).Geçerken söylemiş olayım keşke BAYGEM ile aynı yakada olsa idik ben orada haftanın her günü seminer verseydim. Çok latif bir atmosfer içinde ancak üç seminer yapabildik. Bendenizin nükseden bel fıtığı yüzünden evim ile ilçe arasındaki mesafe, İstanbul trafiğinde aşılamayan bir engele dönüştü.
Belediye seminerlerini çok seviyorum. Gençler şaşırıyor. Üniversitede ders vermek varken neden belediyelere gidiyorum? Sebebi şu: Oraya insanlar hasbi olarak geliyor. Ne bir diploma ne bir mecburiyet söz konusu.
Bu hasbilik bana heyecan veriyor. Zihnim açılıyor. Ev hanımlarından üniversite hocalarına, doktora öğrencilerine, doktorundan hemşiresine kadar her meslekten birey ile düşüncenin yollarında omuz omuza yürüyoruz.
Katılımcılar ile sözü yere düşürmeden konuşurken; yan yana oturmuş üç genç kız dikkatimi çekti. Profesyonel bir konuşmacıya dönüşmemek üzere, amatör heyecanı ile uçan sineğe bile laf anlatma derdinde olmayı yolun başında seçtiğimden, genç kızların tavrı dikkatimi çekti. İkinci sırada oturdukları halde aramızda değildiler. Sordum. Öğretmenleri ödev vermiş. Tebrik ediyorum öğretmenlerini. Belediyede bir konferans ya da seminer takip ederek yazacaklar. Ödevleri bu. Lakin gençler konuşmayı takip edemiyor. Bilenler bilir dinleyicimi bulduğum zaman akıcı konuşurum. Dinlemeyen biri olduğunda kekeme bir hal ile şeyler dururum. Nitekim fevkalade güzel bir dinleyici topluluğu var. Fakat gençlerin yüzü duvar. Söylediğim hiçbir şey onlara ulaşmıyor. Bir taraftan dersi yapmaya çalışıyor bir taraftan bu genç kızların sorunu ne olabilir diye düşünüyorum.
Konumuz kimlik göstergesi olarak giyim-kuşam. Yani çok rahat içine girebilecekleri bir konu. Fakat takip edemiyorlar. Neden takip edemiyorlar?
Sonunda çözdüm. Gençler sözlü kültüre ait kodlardan yoksundular.
Ne demek istiyorum?
Mesela giyim her zaman statü sembolü idi. Nitekim Nasrettin Hoca''nın ye kürküm ye fıkrasında olduğu gibi diyorum. Gençler sanki Ubıhça konuşuyormuşum gibi öyle bakıyor.
Ubıhça ne mi? Artık yaşamayan ölü dillerden biri işte.
Moda kurbanlarını anlatırken Kral Çıplak diyecek birisine ihtiyaç var diye bir analize başlıyorum. Çocuklar hala Ubıhça''nın semalarında sağır sağır bakıyor.
En sonunda gençler Kral Çıplak masalını bilmiyor musunuz dedim. Hayır, anlamında kafa salladılar.
Derse ara verdim, başladım masalı anlatmaya.
Hayır, masal da Ubıhça.
Masalı güzel anlattığımı sanıyorum. Nitekim masalı zaten bilenler sözlü kültürün o kendine has atmosferinde çoktan kayboldular. Krala, olmayan kostümünü giydiriyoruz. Ama genç kızlar bizimle değil.
İşte o gün bu gündür düşünüyorum. Okur -yazarlık sözlü kültür ile bir arada yürüdüğü zaman hayatın anlamanı sorgulayan dahası mutmain eden bir durum.(Ümmiye Gürbüz bahsi bu açıdan benim için çok kıymetli).Okumayı gözlerimizle yapıyoruz. Ama gözümüze kulağımız eşlik etmediği zaman, dinleme devre dışı kaldığı için anlam imha oluyor.
Vefa ile kulak arasında doğru orantının olduğuna inanıyorum.
Dijital kültür ile birlikte okur-yazarlığın olmaz ise olmaz kısmı sözlü kültür imha oluyor.(Twitter üzerinden eve etmek almayı unutma mesajları gibi .)
Çocuklar ne kendi özel tarihlerine-çocukluk ve bebeklik anılarına- dair ne de ebeveynlerinin tarihine dair tek bir sahne bilmiyor. Çünkü evde konuşulmuyor. Evet, evet konuşulmuyor. Çocukların eline albüm vermek çocukluğunu anlatmak sanılabiliyor. Doğum günü videosu filan.
Şimdi dikkat buyurun lütfen.
Medyada pek üzerinde durulmadı.12. 12. 2012 tarihinde evlenebilmiş olmak için önce boşanan sonra çocuklarına anı bırakabilmek için yeniden evlenen çiftin durumu şimdilik tekil bir örnek gibi geliyor. Ama önümüzdeki günlerde özenle ve itina ile anı inşa edilir durumuna çok şahit olacağız.
Bunun sözlü kültür ile alakası ne mi? Hatıralar yaşananlardan arta kalan ışık ve sestir. Yaşamadan yaşayanların anısı olmaz. Üç ekran arasında yaşamadan yaşıyoruz. Televizyon, cep telefonu, internet.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.