|
Bruce Willis ekonomimizi kurtarabilir mi?
Pazar günü, Amerikan yönetiminin belli başlı isimleri televizyon kanallarını dolaştılar. Söyledikleri, gün boyu, uluslararası kanallar tarafından çoğaltılarak bizim evlerimize de taşındı. "Haçlı savaşı açmaktan" söz eden George W. Bush, "Teröristler Amerika'yı yenemeyecekler" diyen dışişleri bakanı Colin Powell, "Yaptıkları yanlarına kâr kalmayacak" diyen savunma bakanı Donald Rumsfeld ağızlarından çıkanların ve ifade tarzlarının Hollywood'un kıyamet senaryolarına uygun davranan 'Rambo' tiplerine (sözgelimi 'Kuşatma' filminde üşütük generali canlandıran Bruce Willes'e) ne kadar benzediğinin acaba farkındalar mı?

Rambo'lar, pazar günü, kim olduğunu kendilerinin de tam olarak bilmedikleri 'teröristlere' gözdağı verme çabasına girmişken, ABD ile içli dışlı ülkelerin sorumluları, global krizin ekonomilerine getireceği ek yükleri nasıl göğüsleyebileceklerini hesaplamakla meşguldüler. Dünyayı kana boyayan teröristlerin ekonomisi oldukça basit; ancak teröre muhatap olan cephenin hesaba katması gereken bir çok unsur var. Olup bitenden en fazla etkilenen ülkelerin başında ekonomisi esasen zedeli Türkiye geliyor. Bizim ekonomi yönetimi, aynı hafta sonunu, "Bu bunalımlı günleri en az zararla nasıl atlatabiliriz?" sorusuna cevap arayarak geçirdiler.

Dün, gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle kahvaltıda buluşan devlet bakanı Kemal Derviş, Merkez Bankası başkanı Süreyya Serdengeçti ve Hazine müsteşarı Faik Öztrak, hafta sonu aldıkları kararı açıkladılar: "Eldeki programla devam..." Programda esasen mevcut kredi ödemelerindeki esneklikler sonuna kadar kullanılacak; IMF'den, hiç değilse şu aşamada, ek kaynak talebinde bulunulmayacak. Belli ki, ABD ekonomisinin terörden yediği darbenin IMF'yi de felç edebileceği düşünülüyor. Ek kaynak için çıkış olarak görülen Eurobond türü özel borçlanmalar ise artık başvurulamaz hale geldi. Kemal Derviş, bakanlar kurulunun, yine de reel sektöre destek kararları alabileceğini bildirdi.

'Dünyayı değiştiren salı günü'nden en fazla etkilenen ülkelerden birinin Türkiye olduğuna hiç kuşku yok. Bakan Derviş'in karşılaşılacak ciddi sorunları büyük bir içtenlikle bizlerle paylaştığı gün, İstanbul borsası tarihinin en düşük endeksini kaydetti, fâizler fırladı, döviz fiyatları tavana vurdu. "Programa aynen devam" kararlılığını boşa çıkartacak olumsuzlukta gelişmeler bunlar...

Böyle bir noktada, Türkiye'nin umudu, itiraf edilmese bile, 'dünyanın en korktuğu senaryo'ya doğru kayıyor: Global krizin tam bir savaşa dönüşmesi... NATO üyesi ve ABD'nin bölgedeki en yakın müttefiki olarak, hiçbir şart ileri sürmeksizin savaşanlar cephesinde yer almasının kendisine ödenecek karşılığına göz dikmiş durumda Türkiye. Tıpkı, sonradan Türkiye'ye 20 ilâ 100 milyar dolar arasında bir maliyet çıkartılmış Körfez Savaşı sırasında umuda kapılması gibi... Bugüne kadar yaşananlar geleceğe ışık tutuyorsa, Türkiye, bu krizden de büyük darbe alabilir, zaten hasta olan ekonomisinin sağlığı daha da bozulabilir.

ABD topraklarındaki saldırılar dünyayı şaşırttı; terör konusunda uluslararası bir duyarlılık meydana gelmesine yol açtı. Ancak, Bush yönetiminin eylemlerden sonra sergilediği performans, 'en fazla kuşkulanılan' diye ilân ettiği kişi ile onun emirleriyle harekete geçtiği ileri sürülen 'eylemciler' arasında hemen göze çarpan farklar kafa karıştırıcı. ABD, terör eylemlerini bir sürek avına çevirmenin bahanesi olarak kullanma niyeti ile gerçek suçluları ortaya çıkarıp dengeleri yeniden kurma arzusu arasında bir sarkaç gibi gidip geliyor. Türkiye gibi ülkelerin 'şartsız' desteği ABD'yi baştan çıkarıp yanlışlara sürükleme ihtimalini içinde barındırıyor. Böyle bir yolu açarak, Türkiye, sadece ABD'ye ve kendisine yazık etmekle kalmaz, dünyayı ateşe boğacak ve 'cilâlı taş devri'ne çevirebilecek bir süreci de zorlar. Türkiye'nin görevi, küçük hesaplarla 'tecavüzcü cephe'de kayıtsız şartsız yer almak yerine, teröre bulaşmamış günahsız insanları tecavüzden koruyacak 'âdil' bir tavrı benimsemek olmalı.

Ekonomisinin derin bir krizden geçiyor olması Türkiye'yi önünü göremez hale sokuyor, bunun farkındayız. Ancak, ekonomik krizden çıkış yolunu tecavüzcülere yardımda görmek ülkeyi maceralara sürüklemek demektir. Bruce Willis ve Silvester Stallone tiplerinin işbaşında olduğu macera filmlerinde, Türkiye gibi ülkelere biçilen rol, hiçbir zaman 'kahraman rolü' değildir, unutmayalım...
#Bruce Willis
#Ekonomi
#ABD
23 yıl önce
Bruce Willis ekonomimizi kurtarabilir mi?
Doğu Türkistan’a da baksak, göreceğimiz şey
Madalyonun öbür yüzü
Tohum, “Biden’ı vuran” kurşun ve küresel sistem hatası…
Geleceğin patronu sensin
Konut sektörünü bekleyen tehlike ne?