Azerbaycan’ın başına çorap örenler

04:005/04/2016, Salı
G: 13/09/2019, Cuma
Hasan Öztürk

24 Nisan yaklaşırken Türkiye'yi Ermeni tehciri ile sıkıştırmayı hesap edenler Azerbaycan- Ermenistan çatışmasını da körüklemiş görünüyor…



1915 olayları üzerinden 100 yıldır Türkiye'yi uluslararası arenada sıkıştıranlar, o olayların faillerinin bizzat devlet (Osmanlı) tarafından cezalandırıldığı gerçeğini görmezden gelip, “soykırım”, “trajedi” diye diye bugünlere geldik.



KISA HATIRLATMALAR


Türkiye 1915 olaylarının 100'ncü yılında büyük bir açılım yaptı. Arşivlerin açılması başta olmak üzere, tarihçilerin bu konuyu enine boyuna tartışmasının zeminini hazırladı. Ama hatırlayın, bir el devreye girip, Azerbaycan'a rağmen “Ermenistan ile normalleşme” sürecine girildiği yalanını ortaya attı. O dönemde Başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan Azerbaycan Parlamentosu'nda konuştu ve “Dağlık Karabağ'daki işgal sona ermeden, Ermenistan sınır kapılarının açılmayacağını” söyledi.



Bugün tam da 24 Nisan yaklaşırken, Azerbaycan'ı tahrik eden bir Ermenistan görüyoruz. Bu tahrikler neticesinde yaşanan çatışmalarda Azeri şehitlerimiz var. Ama bir gerçek daha var, Azerbaycan Ermenistan'ı ağır yenilgiye uğrattı.



Azerbaycan bugün için bire birde Ermenistan'ı isterse Dağlık Karabağ'dan tamamen temizleyebilir. Lakin bu savaş tüm Kafkasya'yı dahası dünyayı sarsacak nitelikte.



Yeni enerji koridorlarına ipotek koymak isteyenler, bu çatışmanın şiddetlenmesini istiyor…



WASHİNGTON KOALİSYONU


Washington'da Brookings Enstitüsü'nün önünde oluşan koalisyonu hatırlayın. HDP'lisi, PYD'lisi, PKK'lısı, ASALA'lısı, FETÖ'cüsü bir araya gelip Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk heyetini protesto etmeye kalkışmıştı.



İşte bu koalisyonun yakın geçmişte nasıl oluştuğunu hatırlamakta fayda var.



Geçen yıl yani 1915 olaylarının 100'ncü yılında Amerikan Temsilciler Meclisi'ne “Soykırım tasarısı” sunuldu. Tasarıya imza atanların bir kısmı şunlardı: John Conyers, Joseph Kennedy, Loretta Sanchez, Linda Sanchez, Daniel Lipinski ve Scott Garrett.



Peki bu isimlerin ortak yönü sadece “Soykırım Tasarısı”na imza atmak mı? Hayır. Bu isimler aynı zamanda Paralel Yapı tarafından bağış yapılan isimler.



Şaşırdık mı? Hayır!



Daha önce birkaç kez yazmıştım. Yine hatırlatayım. Paralel Yapı'nın 2 numaralı ismi olarak anılan ve “Hoca” olarak bilinen Abdullah Aymaz da Amerikan senatörlerine para yardımı yapanlardan biri. Belgesi internette duruyor!



Geçelim…



74 SENATÖRÜN MEKTUBUNUN

ARKASINDAKİLER


Bir hatırlatma daha, ABD Başkanı Barak Obama'nın “Türkiye'deki basın özgürlüğü filan…” diye başlayan cümlelerini kast ediyorum.



“Obama'nın bu eleştirilerinin kaynağı nedir?” diye merak edenlere bir hatırlatma daha…



Yine Paralel Yapı elemanlarının girişimi ile ABD'li 74 senatör geçen yıl “Türkiye'de basın özgürlüğü yok” içerikli bir mektubu imzalamışlardı.



Bu mektuba imza atan senatörlere de Paralel Yapı'nın yüklü miktarda bağışta bulunduğu ortaya çıkmıştı.



Son örneğimiz, Azerbaycan'dan…



SOKAR Azerbaycan'ın devlet petrol şirketi. Bu şirket her zaman Paralel Yapı'nın ilgi odağı oldu. Elimizde bu konuda oldukça fazla arşiv var. Son dönemde Türkiye Azerbaycan görüşmelerinde sıklıkla dile gelen konuların başında Paralel Yapı'nın başta SOKAR olmak üzere Azerbaycan'daki faaliyetleri idi. Bizim bildiğimiz, “isim değiştirip” yollarına devam edenler bir şekliyle mercek altına alınmıştır…



Toparlayalım.



24 Nisan'a az bir süre kala dünya gündemine oturan Azerbaycan-Ermenistan çatışması, bir büyük koalisyonun yeni bir oyunu olarak görünüyor.



Türkiye'yi özelde de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı potansiyel düşman olarak görenler, bugün Azerbaycan'ı ve Aliyev'i de aynı potaya koymuş görünüyor.



Ardan Zentürk'ün deyimiyle, “Erdoğan ile kim uğraşıyorsa Aliyev'le de o uğraşıyor.”




Ele verir talkını kendi yutar salkımı

Azeri gazeteci Ganire Ataşova, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a soru sorarken gözyaşlarını tutamadı. Tartışma başladı… Bir gazeteci nasıl olur da duygularına yenilir?



“Gazeteci haber verendir. Duygularıyla hareket etmeyendir. Olayı olduğu gibi aktarandır” gibi klişeler üzerinden tartışma yaşandı.



Bugün “casusluk” ile yargılananların da, “İmralı zabıtları” manşetini atanların da perdeleme yöntemi bu klişeler…



Hele bir tanesi var ki unutulacak gibi değil. Hatırlayın, Cumhurbaşkanı Erdoğan başbakanlığı döneminde bir bayram sabahı kendisini takip eden muhabirlerin de bayramını tebrik etmişti. O anda elini öpen bir muhabire de sembolik harçlık vermişti.



Kıyameti koparmıştı bir yazar.



“Bir muhabir nasıl olur da el öper. Nasıl olur da harçlık alır filan…” diyen Kadri Gürsel'di. Oysa aynı isim Paralel Yapı'nın 10 bin dolarlık hanut gezilerine katılmakta hiçbir beis görmemişti.



Aslı Aydıntaşbaş'ın Biden ile selfisini, “Bana merhaba dedi” diye twit atan Cüneyt Özdemir'i hatırlayın.



Klişelerle “diğerleri”ni yargılarlarken kendilerine her türlü ilişkiyi mübah görüyorlar.



Klişelerle perdeleme yapanlara sözümüz, “Ele verir talkını kendi yutar salkımı.”



HBDH'nın bölgeler arası terör eylemi farklılığı

Bir süre önce PKK terör örgütü, marjinal sol terör örgütlerini de içine alacak bir çatı örgüt kurdu. Adı HBDH!



İçinde TKP/ML de var MLKP de…



Başına PKK'lı Duran Kalkan getirildi. İstihbarat birimlerine göre HBDH, Türkiye'yi 4 bölgeye ayırmış ve ona göre eylem stratejisi geliştirmiş.



Şimdi soru şu: Hafta sonu Ankara'da kendilerine “Devrimci Liseliler Birliği” adı veren bir grup yasa dışı eylem yaptı. Ortalığı savaş alanına çevirmeye kalkıştı…



Memleketin başka bir köşesinde Kahramanmaraş'ta bir grup, hem “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganı attı, hem “Suriyelileri burada istemiyoruz” diye…



Bu iki eylem, terör örgütü HBDH'nin yeni stratejisinin bir ürünü mü? Bence öyle.



Sizce?




#Ermeni tehciri
#Azerbaycan
#SOKAR Azerbaycan
#pkk
#terör
#Paralel Yapı