
Yorgunuz… Buruğuz… Gönlümüzün bir yanı yıkık…
Ama hamdolsun ki bir bayrama daha ulaştık.
diyen
aklı coğrafyamızı yangın yerine çevirdi. Müslümanlar birbirlerinin boğazına çöker oldu.
Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Kurban da katil de “Allahu Ekber” diyor.
Her küçük grup kendi çıkarı için (belki de kriminal inancı için demeliyim) ümmetin ortak çıkarlarını bir kenara bırakıyor.
İçimize zerk edilen terör ve tedhiş sarmalı bütün hücrelerimize kadar yürüyor…
Böyle bir atmosferde Rabbimiz bize bir Ramazan Bayramı'na daha ulaştırıyor.
Ya Rab! Aczimizin farkındayız, yangın yeri evimiz… Kurtar bizi.
Bu günlerin sonu gelir elbet. Lakin bugün Müslümanlar olarak kötünün kötüsü hallerdeyiz.
Bizi yendiler; yenmekle kalmadılar… Bütün değerlerimizi alt üst ettiler.
İçimizdeki
fırkaları teşvik ettiler. Büyüttüler.
Sonra da karşımıza
diye koydular.
Yalnızca çöldeki bir bedeviyi bağlayacak “inancı” tutup tüm ümmete teşmil etmeye kalktılar.
Bir dağ başı köyündeki Müslümanı bağlayacak “inancı” koskoca coğrafyaya yaymaya kalktılar.
Şehirli, medeni bir din olan İslam'ın yerine -hadi Ali Şeriati'yi analım-
icat ettiler.
Kendi kör mezhep taassuplarını, emperyal hırslarını dini hassasiyet diye önümüze koydular.
Örgütler türettiler, caniler yetiştirdiler…
«««
Ve bugün!
Biçilen rolü gönüllü oynayanların, kan dökücü; can yakıcı haliyle tarumar olmuş coğrafyamızın kâbusa dönmüş iklimiyle bir bayrama erdik.
Daha dün dünyanın kalbi İstanbul'un orta yerinde masumların canını yaktılar. Her gün Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, Pakistan'da kan döküyorlar. Kuzey Afrika'nın küçük ülkelerinde, Batı'nın başkentlerinde de.
Emperyal çıkarlarını “mezhep” kisvesi altında yürütenler de… İçinden çıktıkları sosyolojinin arkasına sığınıp “cihat ediyoruz” deyip Müslüman kanı dökenler de… “İsrail'in zulmüne ses çıkarmayıp” Suriye'de din kardeşini katledenler de bu coğrafyadan çıktı.
Sadece onların varlığıyla kalınsa
deyip teselli bulabiliriz.
Lakin oluşan bu kötü iklimde büyüyen
; çıldırıyor insan!
Düşünsenize, gözünün önünde, annesine tecavüz edilmiş, babası katledilmiş binlerce yüzbinlerce çocuk var. O çocuklar büyüdüğünde hangi psikolojinin etkisiyle, hangi eylemlere yönelecek?
Ebu Gureyb Cezaevi'nde Iraklılara yapılan işkence dönüp dolaşıp 10 yıl sonra bambaşka bir “öç alma” duygusuna dönüştü… Ebu Gureyb'i bilsek çocukların gelecekte ne halde olacağını bilmiş olacağız ama…
Biz Müslümanlar, Hazreti Peygamber'den sonra fırkalara, gruplara ayrıldık ayrılmasına da hiçbir zaman bir “klik” olarak kalan küçük grupların etki alanı bu kadar güçlü olmamıştı.
Çünkü ana omurga hep bir çıkış yolu bulmuştu.
Ne Moğol istilası, ne Haçlı saldırıları buna engel olamamıştı!
Bugünse, Ehli Sünnet ana omurgayı önce çatlattılar, şimdi de kırmaya çalışıyorlar. Eğer ana omurga kırılırsa Müslüman dünya bir 100 yıl daha kaybedecek.
Türkiye olup bitenin farkında. Buna karşı muazzam bir direnç gösteriyor.
O yüzden son dönemde hem PKK terör örgütü ve taşeronlarıyla ile hem DAEŞ terör örgütü ile üzerimize geliyorlar.
Türkiye, ana omurganın son kalesidir. O kalenin tahkim edilmesi boynumuzun borcudur.
Bu borcun bilinciyle…
Bir kez daha bayramınızı tebrik ediyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.