
Önce Irak’ta gördük, sonra Suriye’de. İki ülkedeki savaşın en dramatik yönüydü; sivillere yönelik katliamlar.
Çocuk, yaşlı, kadın demeden hunharca katledilen insanlar. Terör örgütleri ile paramiliter milislerin katliamları gözümüzün önünde hep. Bir de düzenli orduların katliamları. Hatta daha dün Rusya ve Esad İdlip’te yine sivilleri vurdu. İçinde bebeklerin de olduğu onlarca gariban Doğu Guta’da açlıktan ölüyor. Sivilleri vuruyorlar, paramparça ediyorlar.
Terör örgütleri, DEAŞ da, El Kaide de, El Nusra ve türevleri de PYD/YPG/PKK da… Hem Irak’ta hem Suriye’de sivilleri katletti. Bunlara bir de Hizbullah ve Haşdi Şabi gibi paramiliter güçler eklendi. Başta rejim, yanında Rusya, İran, Amerika ve koalisyon güçleri de özellikle Suriye’de sivil ölümlerinden hiç çekinmedi. Hatta sivilleri sistematik bir şekilde katletti. Amerika’nın Irak işgalinde ölen sivillerin sayısı 1 milyonun üzerinde. Suriye iç savaşındaysa sayı 700 binin üzerinde.
Türkiye Fırat Kalkanı harekatında meskun mahallerde DAEŞ terör örgütüne karşı amansız mücadele verdiğinde siviller konusunda çok titizlendi. Başarılı da oldu.
Şimdi Afrin Zeytin Dalı Harekatı var. Harekat başladığı günden bu yana sürekli “Aman sivil kayıplarına dikkat” diyen sivil irade ile ona riayet eden askeri irade var.
Ve şu ana kadar hamdolsun, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Türkiye’nin sivillere yönelik hiçbir gayri ahlaki eylemi yok. Kılı kırk yararak, büyük bir titizlikle; hatta bazen “Neden yavaş ilerliyor” eleştirilerine de maruz kalarak… Zeytin Dalı Harekatı sivilleri korumak, onlara titizlenmek üzerine devam ediyor. Örneğin daha önceki gün, bir patlayıcı yüklü araç sırf siviller zarar görmesin diye meskun mahalden çıktıktan sonra imha edildi!
Türkiye dışındaki aktörlerin sivil kayıpları hiç önemsemediğineyse onlarca, yüzlerce örnek verebiliriz.
Dün Milliyet’te çok önemli bir haber vardı. ÖSO komutanlarından Osman Salih ile yapılan röportajda TSK’nın sivillere yönelik özeni özetle anlatılmıştı.
Bakın ne diyor ÖSO komutanı:
“Biz bu savaşı bir hafta içinde bitiririz ama TSK bize ‘sivillere dokunmayın’ diyor. Sivillere ne meskun mahallere dokunmak yasak. ‘Köyünde yaşamak isteyenler dönüp yaşayabilir’ diyorlar. Ama biz böyle görmedik ki. Yıllardır ne PKK böyle ilkeli savaştı ne DAEŞ, ne de Esad rejimi. TSK ele geçirdiği esirleri yediriyor, içiriyor, kıyafetler veriyor. Terör örgütleri ve Suriye rejimi ise ya kafasını, koparıyor ya da kolunu bacağını. İşte Peygamber’in ordusu budur. Biz Türk ordusu ile birlikte savaşmaktan onur duyuyoruz.” (Milliyet 08.02.2018)
Yakın zamanda Mehmetçik, Afrin merkeze ulaşacak. Orada da sivillerin en az zarar görmesi için çaba sarf edecek. Çünkü, Mehmetçik daha önce de meskun mahallerde terörle mücadele etti ve büyük tecrübe sahibi oldu. Bütün bunlara rağmen sivil kayıpları da olursa bunun altında mutlaka terör örgütünün olduğunu şimdiden ilan edelim.
Zira hatırlarsanız, Diyarbakır Sur’da, Nusaybin’de, Silopi’de PKK terör örgütü sivilleri kalkan olarak kullanmıştı. Afrin’de de kullanacaktır.
Ama biz inanıyoruz ki ÖSO komutanının dediği gibi “TSK Peygamber’in ordusudur” masum siviller konusunda ihtimamlıdır.
Tutuklu yargılanması gerekenlerin, tutuksuz yargılanmasının sebebi cezaevlerindeki kapasite eksikliği olamaz. Bu kabul edilemez. Bir hayvan çıkıyor, yolda yürüyen bir kadına yumruk atıyor. Yakalanıp mahkemeye çıkartılıyor. Mahkeme tutuksuz yargılamak üzere serbest bırakıyor.
FETÖ terör örgütü kapsamında birileri gözaltına alınıyor. Mahkemeye çıkartılıyor. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor.
Bir erkek, eski karısına şiddet uyguluyor. Yakalanıyor. Mahkeme tutuksuz yargılamak üzere serbest bırakıyor. Serbest kaldığı gün gidip darp ettiği eski karısını öldürüyor.
Bütün bu örneklere konu olanların tamamının tutuklu yargılanması gerekirken mahkemeler bazılarını tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıyor. Gerekçelerden biri ise cezaevlerindeki kapasitenin dolu olması.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Şaban Yılmaz, arttırılmış kapasitesiyle 208 bin 830 yatağa ulaşan cezaevlerinde 235 bin 888 tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu açıklamış.
Yani yaklaşık 28 bin tutuklu ve hükümlü kapasite fazlası olarak cezaevlerinde barınıyor.
Asıl olan tutuksuz yargılamaktır, amenna. Mahkemelerce hüküm konulmadıkça herkes masumdur, amenna.
Ama Allah aşkına, göz göre göre canileri, hayvanları, teröristleri “kapasite yok” diye tutuksuz yargılamanın alemi var mı?
TOKİ nerede, Kiptaş nerede? Büyük müteahhitler nerede?
Dışarıda toplumsal barışı tehdit eden, kadınları, çocukları tehdit eden, terör ve adi suçtan yargılananları tıkacağımız “mapus damı” yapmak çok mu zor?
“Cezaevi yapılmasını istemek ne kadar insani” diyebilirsiniz. Ama dışarıda kadınlarımızın, çocuklarımızın, insanlarımızın hasılı milletin ve memleketin güvenliği için bu gerekli değil mi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.