Şeker Abi’nin kaybolan köprü çizimini bulan Uzun Adam

04:0024/04/2016, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

Gönül köprüsü olmasa, Osman Gazi Köprüsü olmazdı… Önce hayal ederiz, sonra…



***


Zeytin, zeytin ağacı, zeytinyağı konusundaki biraz da abartılı takıntımı bilenlerden biri de Şeker Abi'dir. Şeker Abi dedimse, Mehmet Şeker'i anlayın siz...



Bundan üç- beş yıl önce çay-kahve içerken,

“Bu yılki zeytin hasadına seni de götüreceğim Umurbey'e

” dedi.



“Niye” diye sorduğumda,

“Senden iyi ırgat mı olur..?

Gönüllü ırgat” diye takıldı…



Gülüştük.



Aradan bir süre geçti. Mevsim kışa döndü. Bir gün telefonum çaldı… Arayan Şeker Abi'ydi.



“Yarın akşam geliyorum. Seni alıyorum. Bizim Mustafa da var. (Mustafa Cambaz) Umurbey'e, zeytin toplamaya gidiyoruz” dedi.



Bir cumartesi akşamı evin kapısından aldı beni.



Çıktık yola…



Önce

Boğaziçi Köprüsü

'nden sonra Çamlıca gişelerinden geçtik… Ben

Eskihisar

'a döneceğiz diye beklerken o,

Körfez

'i dolaşacağımızı söyledi.



Ve “Aslında şimdi proje aşamasına gelen

Körfez Köprüsü

'nü

ben lisedeyken hayal etmiştim

” diye söze başladı.



İzmit'ten sonra Gölcük'te, Değirmendere'de, Karamürsel'de, Taşköprü'de, Altınova'da, Tavşanlı'da, Yalova'da

onlarca trafik lambasına takıla takıla Gemlik'e; oradan Umurbey'e ulaşmıştık gecenin bir vakti.


Yol boyu

Körfez'e köprü nasıl yapılır, yapılınca yol nasıl konforlu olur

, onu konuştuk…



“Benim bir çizimim vardı Sinan'ın kesme taş köprüleri gibi bir şeydi”

diye anlattı Şeker Abi.



(Zeytin toplamaya başlamadan önce ne yaptık? Belime sepeti nasıl bağladık? Zeytin ağacına nasıl çıktım? Akşam zeytinlikten dönerken nasıl sucuk gibi ıslandık? Bunlar başka bir bahis.)



Bugünkü konumuz,

1975

yılında

bir lise öğrencisinin

meşakkatli Yalova-İstanbul kara yolculuğundan sonra İzmit Körfezi için hayal ettiği köprünün 41 yıl sonra gerçekleşmiş olması.



Şeker Abi, dünkü yazısında hayal ettiği köprüyü bir kartona çizdiğini…



20 yıl boyunca sakladığını…



Sonra kaybettiğini…



Ama onu bugün birinin onu bulduğunu anlatıyor ve şöyle diyor:



“Benim yıllar önce hayalini kurduğum köprünün daha alası yapıldı ve yollar kısaldı.



Kaybettiğim o çizimi kimin bulduğunu, artık biliyorum.


Biz ona kısaca Reis diyoruz.


Reis, yanına Hoca'yı da alarak direksiyona geçti ve arabayı sürdü.



Allah onların beraberliğini daim kılsın, hiç ayırmasın.



Daha gidilecek çok yol, yapılacak çok köprü var.” (

)



Rahmetli Özal'a atfedilen bir söz vardır,

“Onların hayalleri bile bize ulaşamaz”

diye.



Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2023, 2053 ve 2071 vizyonu kimilerine göre çok hayalci ve gerçekleşmesi mümkün olmayan projeler.



Oysa 41 yıl önce Şeker Abi'ye gülenlerin hali gibi halleri.



Paralel Yapı'nın murdar ettikleri


O günleri hatırlayınca, her şey ne kadar da organizeydi diye düşünüyorum. Bilgi, belge akıyordu haber merkezlerine. Ajanslar Ergenekon ile ilgili haber geçmekten, bizler onları yorumlamaktan bıkmamıştık.



Kanaatimi peşinen söyleyeyim, adı

Ergenekon

olur ya da olmaz, ama şu bir gerçek

“Darbeciler, cuntacılar, kumpasçılar vardı. Ve onlar mutlaka adilce yargılanmalıdır.”


Lakin, başka bir yapı -ki artık adına

Paralel Yapı

diyoruz- Türkiye'nin darbecilerle giriştiği

meşru mücadeleyi murdar etti.


Bakın şimdi çok daha iyi görüyoruz, bunların bir “örgüt” olduğunu.



O dönem, haberlerin servis ediliş biçimini hatırlayın.



Ergenekon, Balyoz gibi dava süreçlerinde kurulan muazzam bir ağ ile algı yönetildi.



Piyasaya sürdükleri kanaat önderi, yorumcu, gazeteci gibi etki ajanlarıyla tam saha pres yapıldı.



Özellikle emniyet ve yargıdakiler,

görünür olanları

belge, bilgi ile besledi.



Şimdi çok daha iyi anlıyoruz.



Ergenekon, Balyoz gibi davalara abananlar mesela 28 Şubat ve 12 Eylül davalarına abanmadı.



Bakın Hrant Dink davası yeniden başladı. MİT TIR'ları ve casusluk davaları devam ediyor. Ama Ergenekon ve Balyoz davalarındaki gibi ne gündem oluyor, ne de o dönemdeki gibi bir servis var.



Zaten doğal olanı da bu değil mi?



Enerji Bakanı Berat Albayrak

'ın,

“Anadolu'da son bin yılın en tehlikeli örgütü”

diye tanımladığı Paralel Yapı'nın murdar ettiği kim bilir daha neler var. Yaşayıp öğreneceğiz.



Körfez'in gerdanına Osman Gazi ismini vermek…

Köprünün ismine gelince…



Körfez'in gerdanına Osman Gazi ismi verildi

. Böylece yüz yıllara dayanan devamlılığa bir kez daha atıf yapıldı. Tıpkı

Yavuz Sultan Selim Köprüsü

gibi…

Tıpkı Akşemsettin Viyadüğü, Ertuğrul Gazi Tüneli

gibi...



Tarih yapıcı milletler böyledir…



26 Ağustos 1071'de
Malazgirt Zaferi

ile Anadolu'nun kapısının açıldığını bilenler…



851 yıl sonra

Anadolu'yu işgal edenlere

karşı

26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz'u başlatır

.



Batılılaşma serüveni boyunca “ceddini inkar edenlere inat” gün gelir tarih şuurunu diri tutanlar, örtülen şalları bir bir kaldırır.



Körfez'in gerdanına Osman Gazi ismini vermek, bir şalı daha kaldırmaktır.


Hayırlı olsun…



Ne çok karnı ağrıyan var

Kimi,

“eski sevgili”

kıskançlığıyla öç almakta…



Kimi,

“imamdan önce secdeye giderek”

rol çalmakta…



Kimi, kişisel ikbalini, büyük kavganın içine boca etmekte…



Kimi, kaybettiği koltuğun meşruiyetini inkar etmekte…



Kimi

“kışın yediği hurmanın, yazın bir yerlerini tırmalamasından”

muzdarip; hırçınlaşmakta…



Kimi, kaybettiği dünyalığın öfkesiyle

kusmakta



Onlara inat,

“büyük dava”

nın

adamlar

ı, gündüzü geceye ulayıp, birlikte yol yürümekte!



Bize düşen, büyük davanın adamlarına hakkını hakkıyla teslim etmektir.



“İmamdan önce secdeye inmemek”tir.


#Osman Gazi Köprüsü
#Hrant Dink davası
#Mit tırları
#Mustafa Cambaz