
Anlaşılan o ki
tan Obama döneminde
a geçilirken, yıllardır müttefik olarak kabul ettiğimiz Amerika'nın içinde bir grup Türkiye'yi yekpare görmek istemiyordu.
Güney sınırlarımızdan bizi kuşatmak isteyenlere hem lojistik hem stratejik yardımda bulunanlar da aynı çevrelerdi. Ve
diyen de onlardı.
Türkiye uzu süre, Fırat'ın batısı konusunda muhataplarını ikna etmeye çalıştı. Diplomasiyi kullandı. Dikkat çekti. Bazen üst perdeden diklendi.
Sonuç nafile!
Dahası o dönemde
da PYD/YPG ile “ortaklık”ta pek sorun görmüyorlardı. Hala da görmüyorlar… Hadi bir kaç cümle daha kuralım.
Yine dahası,
. Hala da var! Bu burada bu kadarla kalsın! Zira konumuz bu değil.
Türkiye'nin Fırat'ın batısı ile ilgili endişeleri Amerika tarafından giderilmeyince,
'ın dilinden şu cümleyi duymuştuk:
Bugün olan budur!
Birkaç gündür El Bab'da çetin bir mücadelenin içindeyiz.
Şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum.
“El Bab'da şehit sayımız neden arttı” sorusunun birkaç cevabı var ama bu yazının konusu bu da değil.
Mesele şu El Bab Allah'ın izni ile yakın gelecekte DAEŞ'ten temizlenecek. Ama El Bab'ı Türkiye'yi sahada test edenlerin oynadığı oyunun bir parçası olarak görmemiz gerekir.
Hatırlayın yine yakın tarihte Türkiye Özgür Suriye Ordusu (ÖSÖ) ile birlikte El Bab'a yürürken, PYD/YPG harekete geçmiş ve kuzey batıdan oraya yönelmişti. Türk jetleri bir gece onları imha etmişti. Neden acaba?
El Bab'ın DAEŞ'ten temizlenmesinden sonra Mümbiç'e yöneleceğimiz konusunda daha önce yapılan açıklamaları hatırlıyoruz. Türkiye'nin bu kararlı tutumunu bildikleri halde Amerikalıların hala PYD/YPG militanlarını oraya yönlendirmesinin anlamını da biliyoruz.
Bir şey daha var!
'nın nasıl bir faaliyette olduğunu…
O halde, gücümüzü, enerjimizi, kapasitemizi bilerek
. Ve bu lojistiği kesmeden Fırat'ın batısındaki terör unsurlarını tamamen temizleme şansımız yok.
DAEŞ birinci hedefse ikinci hedef elbette PYD/YPG olacak.
Suriye'de yeni bir süreç başladı. Amerika'nın sadece teröristleri kaldı. Onlar üzerinden inisiyatif kurmaya çalışıyor.
O halde yakın gelecekte,
Sevgili dostum Senai Demirci Rus Büyükelçisi'nin FETÖ'cü polis tarafından vurulmasının ardından şöyle bir twit attı: “Arkanda durur, arkandan vurur!”
İşin aslını, faslını özetini bu terkipte görmem mümkün. Gerçekten de Fetullahçıların karakteristiğini özetleyen, yalın bir gerçektir bu.
Bir örnek: 1988 yılında Ege Üniversitesi'nde mescit açmak için yapılan mücadelenin bir bölümünde karşıt görüşlü öğrencilerle çatışma yaşanmış.
Kavganın tam ortasında mescidi bahane ederek dindar gençlere saldıran öğrencilere dönüp, “Biz onlardan değiliz” diyenler o güne kadar “Müslüman kardeşimiz” olarak gördüğümüz FETÖ'cü alçaklardı.
Bir de şu örnek: Alvarlı Efe Hazretleri vefat edince yerine oğlu geçiyor. Torunu ise Fetullah Gülen'in (Feto) de eğitim gördüğü medresede ders veriyor. Fakat Feto, onu kıskanıyor ve iftira atıp gammazlıyor. Alvarlı Efe'nin torunu Sadi Efen'di gözaltına alınıyor.
Ama Feto, yıllarca Alvarlı Efe'nin isminin arkasına sığınıyor.
Örnekler o kadar çok fakat bunlarla iktifa edelim.
Bugüne kadar hep arkada durup, tehlike karşısında sahneye hep birilerini sürüp, sonra da o sahneye sürdüklerini ispiyonla, iftira ile en son Rus Büyükelçisi Karlov'da olduğu gibi silah ile arkadan vurdular.
Hani “Kalleşlik nedir” denirse, “FETÖ'cülüktür demek” kafidir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.