Fırat’ın batısının lojistiği Fırat’ın doğusundan

04:0023/12/2016, Cuma
G: 17/09/2019, Salı
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

“Fırat'ın batısı kırmızı çizgimiz”
demiştik. Kırmızı çizgiyi aşıp güney sınırımız boyunca batıya doğru ilerleyen terör örgütü
YPG'
ydi, arkalayansa Amerika. Önde yürüyense
DAEŞ
'ti.
DAEŞ giriyor, ardından PYD/YPG onu kovma bahanesiyle bölgeye yerleşiyordu.


Anlaşılan o ki

“Stratejik Ortaklık”

tan Obama döneminde

“Model Ortaklık”

a geçilirken, yıllardır müttefik olarak kabul ettiğimiz Amerika'nın içinde bir grup Türkiye'yi yekpare görmek istemiyordu.



Güney sınırlarımızdan bizi kuşatmak isteyenlere hem lojistik hem stratejik yardımda bulunanlar da aynı çevrelerdi. Ve

“PYD/YPG bizim kara gücümüz”

diyen de onlardı.



PYD/YPG'NİN ANKARA'DAKİ HAMİLERİ


Türkiye uzu süre, Fırat'ın batısı konusunda muhataplarını ikna etmeye çalıştı. Diplomasiyi kullandı. Dikkat çekti. Bazen üst perdeden diklendi.



Sonuç nafile!



Dahası o dönemde

Ankara'da karar alıcılar
arasında
bulunan bazıları

da PYD/YPG ile “ortaklık”ta pek sorun görmüyorlardı. Hala da görmüyorlar… Hadi bir kaç cümle daha kuralım.



Türkiye'nin “çözüm süreci”nden kastı ile PKK/PYD'nin kastı arasında çok fark vardı
.


Yine dahası,

PKK/PYD'nin “Çözüm süreci”nden anladığı neyse Ankara'daki karar alıcılar arasında o görüşe yatkın ve teşni olanlar da vardı

. Hala da var! Bu burada bu kadarla kalsın! Zira konumuz bu değil.



KENDİ GÖBEĞİMİZİ KENDİMİZ KESİYORUZ


Türkiye'nin Fırat'ın batısı ile ilgili endişeleri Amerika tarafından giderilmeyince,

Cumhurbaşkanımız Erdoğan

'ın dilinden şu cümleyi duymuştuk:

“Biz de kendi göbeğimizi kendimiz keseriz!”


Bugün olan budur!

Fırat Kalkanı ile Türkiye DAEŞ terör örgütünü sahadan temizliyor. Ayrıca Fırat'ın batısına geçen PYD/YPG teröristlerinin arasına derin bir kalkan inşa ediyor.


Birkaç gündür El Bab'da çetin bir mücadelenin içindeyiz.

Yirmiye yakın şehidimiz ve onlarca yaralımız var.

Şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum.



“El Bab'da şehit sayımız neden arttı” sorusunun birkaç cevabı var ama bu yazının konusu bu da değil.



Mesele şu El Bab Allah'ın izni ile yakın gelecekte DAEŞ'ten temizlenecek. Ama El Bab'ı Türkiye'yi sahada test edenlerin oynadığı oyunun bir parçası olarak görmemiz gerekir.



Hatırlayın yine yakın tarihte Türkiye Özgür Suriye Ordusu (ÖSÖ) ile birlikte El Bab'a yürürken, PYD/YPG harekete geçmiş ve kuzey batıdan oraya yönelmişti. Türk jetleri bir gece onları imha etmişti. Neden acaba?



FIRAT'IN DOĞUSU TERÖRÜN LOJİSTİK MERKEZİ


El Bab'ın DAEŞ'ten temizlenmesinden sonra Mümbiç'e yöneleceğimiz konusunda daha önce yapılan açıklamaları hatırlıyoruz. Türkiye'nin bu kararlı tutumunu bildikleri halde Amerikalıların hala PYD/YPG militanlarını oraya yönlendirmesinin anlamını da biliyoruz.



Bir şey daha var!



Fırat'ın batısında terör örgütlerine yönelik amansız mücadeleye tutuşan Türkiye'nin, terör örgütlerine lojistik desteğin Fırat'ın doğusundan geldiğini bilmediğini söyleyemeyiz.


Kamışlı Havaalanı

'nın nasıl bir faaliyette olduğunu…

Kobani semalarında paraşüt uçlarına bağlı dev sandıkların içinde neler olduğunu bilmiyor değiliz.


O halde, gücümüzü, enerjimizi, kapasitemizi bilerek

gündemimize Fırat'ın doğusunu da almak zorundayız.


Fırat'ın batısının lojistiği, Fırat'ın doğusundan geliyor

. Ve bu lojistiği kesmeden Fırat'ın batısındaki terör unsurlarını tamamen temizleme şansımız yok.



DAEŞ birinci hedefse ikinci hedef elbette PYD/YPG olacak.

Ve PYD/YPG'yi sadece Fırat'ın batısında durdurmamız kalıcı çözüm olmayacak.


Suriye'de yeni bir süreç başladı. Amerika'nın sadece teröristleri kaldı. Onlar üzerinden inisiyatif kurmaya çalışıyor.

Türkiye, Rusya ve İran ise Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi çözüm konusunda mutabık.


O halde yakın gelecekte,

Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde güney sınırlarımızın tamamında bir hareketlilik gözlemleyebiliriz.


Sahi Beşiktaş'ta polislerimizi, Kayseri'de komandolarımızı şehit eden bomba ve bombacılar nereden gelmişti
?


“Arkanda durur arkandan vurur”

Sevgili dostum Senai Demirci Rus Büyükelçisi'nin FETÖ'cü polis tarafından vurulmasının ardından şöyle bir twit attı: “Arkanda durur, arkandan vurur!”



İşin aslını, faslını özetini bu terkipte görmem mümkün. Gerçekten de Fetullahçıların karakteristiğini özetleyen, yalın bir gerçektir bu.



Bir örnek: 1988 yılında Ege Üniversitesi'nde mescit açmak için yapılan mücadelenin bir bölümünde karşıt görüşlü öğrencilerle çatışma yaşanmış.



Kavganın tam ortasında mescidi bahane ederek dindar gençlere saldıran öğrencilere dönüp, “Biz onlardan değiliz” diyenler o güne kadar “Müslüman kardeşimiz” olarak gördüğümüz FETÖ'cü alçaklardı.



Bir de şu örnek: Alvarlı Efe Hazretleri vefat edince yerine oğlu geçiyor. Torunu ise Fetullah Gülen'in (Feto) de eğitim gördüğü medresede ders veriyor. Fakat Feto, onu kıskanıyor ve iftira atıp gammazlıyor. Alvarlı Efe'nin torunu Sadi Efen'di gözaltına alınıyor.



Ama Feto, yıllarca Alvarlı Efe'nin isminin arkasına sığınıyor.



Örnekler o kadar çok fakat bunlarla iktifa edelim.



Bugüne kadar hep arkada durup, tehlike karşısında sahneye hep birilerini sürüp, sonra da o sahneye sürdüklerini ispiyonla, iftira ile en son Rus Büyükelçisi Karlov'da olduğu gibi silah ile arkadan vurdular.



Hani “Kalleşlik nedir” denirse, “FETÖ'cülüktür demek” kafidir.




#FETÖ
#Rus Büyükelçisi
#El Bab
#Fırat Kalkanı