
Birbirlerine hiç yüz vermezlerdi. Hatta mümkün olsa birbirinin boğazına çökecek kadar nefret ederlerdi. Zaten Bahattin çoğu zaman kaçaktı!
Ve gün oldu, 12 Eylül İhtilali yaşandı. Birkaç ay sonra mahallenin yine boş bir arsasına dayım ve Bahattin'in öncülüğünde voleybol sahası yapıldı. Her akşamüzeri işten gelenler, okuldan çıkanlar orada voleybol turnuvasına katılır oldu.
Daha birkaç ay önce birbirinin boğazına çökmeye hazırlananlar kâh rakip oldu sahada kâh takımdaş.
***
İkinci anım ise
yılına ait. O yıl siyasette parçalı bulutlu günler geçiyordu.
koalisyon pazarlığı içindeydi.
'nin ne yapacağı merak konusuydu; falan…
Bir küçük gazetenin Ankara bürosunda çalışıyordum. Ve bir gün haber kaynağımın birinden öyle bir bilgi aldım ki şaşılacak türden.
İddia şuydu:
Bugün yeni bir şeyler deneniyor.
'de değişim için zorlamalar var, diğer tarafta ülkenin batısında sokağa çıkabilecek en rafine katman olan
üzerinde bir çalışma.
Sanırım liseler üzerindeki denemeye
demeliyiz. Zira okullar kapanırken yaşadığımız olaylardan netice alınabileceği anlaşılırsa
'e yeni bir
ile karşı karşıya kalabiliriz.
Zira
sloganı üzerinden liseli gençler bir yere sürükleniyor. Bu konuda bir çok şey söyleyebiliriz ama
'ndeki
dosyasından öğrendiğimiz gerçek şu:
Şaşırmadık öyle değil mi?
'nin Tüzük Kurultayı pazar günü
in katılımıyla yapıldı. Çok heyecanlı anların yaşandığı kurultayda muhalif rakiplerin bir kısmı akşam olduğunda ne olduğunu zor anladı!
demek zorunda kaldılar.
Şaşırdık mı?
Şaşırmazsınız o zaman!
Toparlayalım.
12 Eylül Darbesi'nden önce bırakın mahalleleri; caddeleri ve sokakları bile sağ-sol diyerek ayırmışlardı. Mahalle arkadaşları birbirinin boğazına çökmüştü. Darbe olduktan hemen sonra ise, bir organizasyon devreye girdi ve ne hikmetse birbirinin boğazına çöken gençler birlikte spor yapar oldu.
İkincisi, 1996 yılında 3 ayrı parti liderinin konuşma metnini hazırlayan ekibin aynı olmasına tekrar dikkat çekmem gerekiyor. Zira sonrasında kurulan REFAH/YOL iktidarı 1 yıl sonra post modern darbe ile yıkılmıştı!
Ve şimdi liselerdeki eylemlerde gençlerin ellerine tutuşturulan metinlerin tamamı bir merkezden üretilip servis ediliyor.
Tam da ne zaman?
türünden kalkışma söylemlerinin servis edildiği dönemde.
Biz bu senaryoların çeşit çeşidini gördük, yaşadık. Ve bir şeyi daha gördük. Karşıtmış gibi görünen oluşumların arkasındaki kurmay zekanın aynı olduğu…
Anlaşılan o ki
denen ekip ya da o ekibin arkasındaki
yeniden devrede. Bu kez liseleri hareketlendirmek istiyorlar.
Öbür taraftan MHP'nin dönüştürülmesiyle oluşacak karşıtlık, son baharda karşımıza sağ-sol, ilerici-gerici diye şekillenmiş olacak.
Senaryo bu olsa gerek.
Önce cümleyi kuruyorlar. Sonra o cümleyi herkesin diline pelesenk ediyorlar. Ardından dönüp bakın “bunlar böyle şeyler söylüyorlar” diyerek kurdukları cümlenin üzerinden karşıdakini ya da düşman ilan ettiklerini vuruyorlar.
Ne demek istiyorum?
Söylediğimin açılımı şu:
Önce,
cümlelerini kimlerin kurduğunu bir hatırlayalım.
'tan başlayıp KCK yöneticisi Kandil sakini terör örgütü elemanı Bese Hozat'a, Duran Kalkan'a kadar PKK/HDP çizgisi “Şöyle olursa bu içi savaş nedeni” diyen cümleler kurdu.
Yine, sol liberal yazarlardan da
cümleleri duyduk. Örneğin bir tanesi,
söz etti bir ara.
Sonra CHP'liler geveledi aynı cümleleri.
ın ne olduğunu biliyorlar mı bilmiyorum ama bu cümleyi toplumun geneline yaydılar
…
Herkesin diline pelesenk oldu!
Şimdi de tutup,
diyerek
Oysa
. Ve o yaygınlaştırma çabanıza karşı şunu söylemiştim.
Buna kim cesaret edebilir?”
İç savaşa ne çok heveslisiniz!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.