Hollywood filmlerini izleyen Feto

04:002/08/2016, Salı
G: 13/09/2019, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

Tipik refleks,
“Yakalanırsan bizden değilsin. Seni tanımıyoruz.”


Olup bitene bakınca tam da böyle, öyle değil mi?



Feto

, FETÖ'cü alçak teröristlerin darbe teşebbüsüne

“tiyatro”

diyor…



Yine “İçlerinde beni sevenler olabilir ama…” diye devam edip, “…eğer öyleyse bizim düşüncemize ihanet etmişlerdir” filan diye de geveliyor; uluslararası medyaya.



Bu çok tipik bir istihbaratçı refleksi.



James Bond

filmlerindeki gibi tıpkı. Ya da “Görevimiz Tehlike”deki gibi…



“Eğer yakalanırsan seni tanımıyoruz. Ve bizden değilsin” cümlesi.


Feto, o cümleyi kuruyor.


Yalancılık ve tezviratta sınır tanımadıklarını bildiğimize göre burada şaşılacak bir durum yok.



Ama asıl benim dikkatimi çeken daha farklı.



400 dönümlük çiftlikte

“münzevi bir hayat sürdüğü”nü

söyleyen ve kendini

“ibadete, ilim irfana adamış (!)”

olarak

pazarlayan Feto

,

Hollywood filmleri

nden de haberdar!



Diyor ki,

“Bu yaşananlar Hollywood filmleri gibi.”


Demek ki

Feto

sadece

“alüfte”

yi bilmiyor, aynı zamanda Hollywood filmlerinden de haberdar.



Şimdi merak ediyorum, bu

Feto, münzevi hayat sürdüğünü söylediği 400 dönümlük çiftliğine bir sinema salonu kurdurmuş mudur?

O salonda vizyondaki Hollywood filmlerini izliyor mudur?



İzliyorsa… En çok hangi tür filmleri?



“Zombilerin insan soyunu yok etmek için dünyayı işgal edişini”

anlatan korku filmlerini mi, (ki FETÖ teröristleri ile zombilar arasında hiçbir fark yok) savaş filmlerini mi, casusluk filmlerini mi yoksa bol “

alüfte

”li olanları mı?



Feto, her beddua seyansı sonrası ibadet aşkıyla

“alüfte”

li filmler başta olmak üzere tüm

Hollywood filmlerini oturup izliyor olmalı…


250'ye yakın şehidimizin katledilmesinde, binlerce insanımızın yaralanmasında doğrudan parmağı olduğu halde, darbe teşebbüsünü “Hollywood filmi” olarak niteleyebiliyor.



Tamam anladık!

Sizin anayurdunuz Pensilvanya

'nın vizöründen bakınca bir

“işgal filmi”

gibi görünen darbe teşebbüsü bizim

ana yurdumuz Türkiye'den bakınca tam bir gerçekti ve bu gerçekliğin arkasında da üst aklın maşası-piyonu, baş haşhaşi vardı.


Üst akıl neymiş gördün mü emmoğlu

Şunu biliyoruz

Feto

bir piyon bir maşadır.

Feto'nun haşhaşileri

birer tetikçidir ve ellerindeki topu, tankı, uçağı, silahı millete doğrultmuştur.



Ve şunu biliyoruz maşayı kontrol eden

“üst akıl”

dır.



“Üst akıl nedir bildin mi” sorusunu sormak hakkımızdır!



Ve o kavram ile kafa bulan

ahmak

lara da bugün yeniden yakın geçmişi hatırlatmak gerektir!



Maşanın (Feto'nun FETÖ'sü) arkasındaki kurmay zekanın ne olduğunu biliyoruz.



Nasıl bir güce karşı bu milletin direnç gösterdiğinin de farkındayız.



Sen de farkında mısınız “üst akıl” kavramını hafife alan a ahmak emmoğlu?



Nesilden nesile aktarılacak bir hikayemiz oldu

Dedem Hasan Onbaşı'nın seferberlik anılarını dinleyerek büyüme şerefi bana ait. Onu hep rahmetle anarken, zaman zaman da anılarını yazmaya çalıştım… Ki gelecek nesiller de bilsin o günler de ne yaşandı, nasıl bir kahramanlık destanı yazıldı diye…



Şimdi dedem Hasan Onbaşı gibi benim de seferberlik anılarım oluştu.



15 Temmuz 2016
darbe teşebbüsü gecesi

bu büyük milletin yazdığı destanı nesilden nesile anlatacak hikayelerimiz var. Her bir tekil şahsımızın yaşadığı birer kahramanlık hikayesidir.



Şehitlerimizin asfalta, bir duvar dibine düştüğü anda oradan yeşerecek olanı bilerek anlatmalıyız.



Her bir gazimizin vurulduğu, yaralandığı o anın bir yiğitlik mücadelesinin kazanıldığı an olduğunu bilerek anlatmamız lazım.



Geceler boyu vatan nöbeti tutarak, gelecek torunlarımıza “bağımsız bir memleket” bırakma arzumuzun olduğun anlatmak lazım.



Tanklara çıplak elleriyle direnen ve onları durduran her birimizin hikayesini yazmak lazım.



İzmir'de vatan nöbeti tutan dostlar

Hafta sonu İzmir'e gittim. İzmirli vatan nöbeti tutan dostlarımla buluştum. Kimi eski akıncı, kimi yeni yetme “Bizim Çocuklar'dan.



Hepsi heyecanlı hepsi “Millet büyük bir devrime imza attı” diye söze başlıyor.



Bir tanesi şöyle dedi, “10'uncı Yıl Marşı çalındığında meydanı terk etmedik. Cumhuriyetçiler ve Atatürkçülerle birlikte nöbete devam ediyoruz.”



Bu cümlenin ne anlama geldiğini ben biliyorum. Yıllarca fikri anlamda mücadele ettikleri düşüncelerle birlikte vatan nöbeti tutan İzmirli dostlarımı selamlıyorum.



İtimat erozyonunun müsebbibi FETÖ

Müslümanlığın değil insanlığın ortak değeridir “itimat.”



Birine, birilerine güvenmek istersiniz… İtimat etmek istersiniz.



Ona, onlara gönlünüzü, kapınızı açarsınız… “emin olmak” istersiniz.



Feto'nun kurduğu FETÖ terör örgütü bir çok değeri tüketti onlardan biri de “itimat” duygusudur.



Ahlaksızca kapı dinlediler, pencere röntgenlediler, insanlara iftira attılar… Yalanda sınır tanımadılar…



Nihayetinde yüzlerce insanımızı şehit edip binlercesini yaraladılar… Buna da “tiyatro, Hollywood filmi” dediler.



Değerlerimizi erozyona uğrattılar.



En nihayet “itimat” değerimizi de tükettiler.



Şimdi bu millete bu topluma öyle bir güvensizlik tohumu attılar ki kimsenin kimseye itimadı kalmadı.



Oysa biz sırtımızı dayadığımız dostlarımızla varız.



İtimadı yeniden tesis etmek için bir yol bulmalıyız.




#FETÖ
#Üst akıl
#Hollywood