Katile, ırz düşmanına, zalime idam istiyoruz

04:0016/02/2018, Cuma
G: 16/02/2018, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

Okuyoruz, izliyoruz. Bir hayvan boşandığı eski karısını sokak ortasında bıçaklayarak katlediyor. Bir başkası, karısını öldürmek isterken araya giren kayınpederini 4 bıçak darbesiyle öldürüyor. Bir diğeri, servis aracındaki kız çocuğunu kaçırıp tecavüz ediyor ardından öldürüp, cesedini de yakıyor.Sayısız örnekler var, sayısız…Yaşadık, gördük, bildik. Milletin üstüne mermi yağdırdılar. Tankla insanlarımızın üzerinden geçtiler, paramparça ettiler. Savaş uçaklarından attıkları bombalarla insanlarımızın

Okuyoruz, izliyoruz. Bir hayvan boşandığı eski karısını sokak ortasında bıçaklayarak katlediyor. Bir başkası, karısını öldürmek isterken araya giren kayınpederini 4 bıçak darbesiyle öldürüyor. Bir diğeri, servis aracındaki kız çocuğunu kaçırıp tecavüz ediyor ardından öldürüp, cesedini de yakıyor.



Sayısız örnekler var, sayısız…

Yaşadık, gördük, bildik. Milletin üstüne mermi yağdırdılar. Tankla insanlarımızın üzerinden geçtiler, paramparça ettiler. Savaş uçaklarından attıkları bombalarla insanlarımızın kanını akıttılar.

Sayısız örnekler var, sayısız…

Bir manyak, yılbaşı gecesi bir eğlence merkezine girip makineli tüfekle katliam yapıyor. Bir başkası başka bir motivasyonla polise, askere, sivil halka yöneliyor. Terör estiriyor. Kan döküyor.

Sayısız örnekler var, sayısız…

Ve biz bugün sırf Avrupa Birliği perspektifimiz yüzünden bu katillere, bu canilere, bu sapıklara, bu teröristlere “idam cezası” veremiyoruz.

Devlete karşı suçları anlayabilirim… Ama bireylerin hayatlarına kastedilen suçların “kısas” olmasını savunuyorum.

Ve “kısasta hayat vardır” düsturuna inanıyorum.

Bir kadını katledenin, bir kız çocuğuna tecavüz edip sonra öldürenin, sivil insanları bomba ile parçalayanın suçunun karşılığı “hapis cezası” olduğu zaman, caydırıcılıktan uzak.

O halde idam cezasının belirli suçlar için yeniden tartışmalıyız.

Sahi, sırf “kendisinden boşandı” diye bir kadını hunharca katledenin cezası sizce ne olmalı?

Yok artık! “YPG’yi PKK’yla savaştıralım” bile dediler…

Hangi Amerika’nın görüşü gerçektir sorusunu soralı çok oluyor. Beyaz Saray’ın Amerika’sı mı, Pentagon’unki mi, CIA’nın, Dışişleri’ninki mi?

Hangisi?

“PYD/YPG-PKK’ya hala silah veriyorsunuz” denildiğinde, “Haberim yok” diyenleri mi, “YPG’ye hiç ağır silah vermedik ki geri alalım” diyenleri mi, “PKK ile birlikte mücadele edebiliriz” diyenleri mi, “PYD/YPG’nin PKK ile ilgisi yok” diyenleri mi, “YPG, PKK’nın Suriye’deki milis kuvvetidir” diyenleri mi yoksa, “PKK’ya karşı YPG’yi savaştırabiliriz” diyenleri mi muhatap alalım?

Sahi Amerika’nın hangi temsilcisini, tezini, hangi sözünü ciddiye alalım?

Hangisinin sözüne, raporuna, açıklamasına göre pozisyon alalım?

Kakafonisi bu kadar ayyuka çıkmadan önce Türkiye, Amerika’dan farklı sesler yükseldiğinde, “Biz resmi görüşe, Başkan’ın ne dediğine bakarız” açıklamasını yapardı.

Ancak özellikle yılbaşından bu yana… Özellikle Suriye konusunda ve özellikle PYD/YPG-PKK konusunda Amerika’da her kafadan bir ses çıkıyor.

En son sesi duydunuz mu?

Amerika Savunma Bakanı Mattis, Milli Savunma Bakanı Canikli’ye, “PKK’ya karşı YPG’yi savaştırabiliriz” demiş! Hem de Dışişleri Bakanı Tillerson Ankara yolundayken. Güler misiniz, ağlar mısınız? Yoksa hayretten küçük dilinizi mi yutarsınız?

Bizimle dalga geçiyorlar desek, olmaz. Aklımızla alay ediyorlar desek, o da olmaz. “Kara gücümüz” dedikleri terör örgütünün PKK terör örgütüyle ilgisinin olmadığını ispatlamaya çalışıyorlar desek. Bu hiç olmaz. Zira Mattis, Canikli ile görüşmeden önce, Amerikan İstihbarat Direktörü Coats’un hazırladığı raporda, PYD/YPG için “PKK’nın Suriye’deki milis gücü” deniyor.

Geçenlerde de dışişleri sözcüsü düzeltme ihtiyacı bile duymadan, PYD/YPG’den söz ederken “PKK” demişti!

***

O halde karşımızda bizimle eşit ve onurlu bir iletişim kurmak istemeyen Amerika’nın varlığından söz edebilir miyiz?

Biraz bana öyle geliyor. Amerika, “Biz ne dersek diyelim, ne kadar çelişkili açıklamalar yaparsak yapalım, kontrol altında tutabildiğimiz sürece Türkiye bizim yanımızda olur” ön kabulüyle hareket ediyor izlenimi veriyor.

Göz ardı ettikleri, Ankara’nın Washington ile rabıtası bozulmuştur! 20 Ocak’ta başlayan Afrin Zeytin Dalı Harekatı ile Türkiye, kendi göbeğini kendi kesme kararı aldığını ilan etmiştir.

***

Türkiye artık Kore Savaşı’nda üstlendiği bir pozisyon ile Amerika’nın ya da Batı Kampı’nın partneri değildir.

Türkiye artık, Soğuk Savaş dönemindeki bir cephe ülkesi değildir.

Türkiye artık “kontrol edilebilir ve öngörülebilir” bir ülke değildir.

Kendi tezleri vardır. Dahası muhatapları tarafından önüne konan haritalar olduğunda kendi haritalarını masaya koyacak bir büyük geçmişi vardır.

Türkiye, 1974’deki Kıbrıs Barış Harekatı’nda olduğundan daha çok Mehmetçik’inin arkasındadır. Millet, Cumhurbaşkanı’nın arkasındadır. Bu uyum bozulmadığı sürece Amerika’dan yükselen kakafoninin yapabileceği hiçbir şey yoktur!

Türkiye’nin okyanus ötesindeki “müttefiki” için tek bir yol vardır. Onurlu bir ilişki geliştirmenin yolunu bulmak!

Onun dışındaki tüm dayatmalar, tehditler, arkadan dolanmalar, Amerika’nın ayağına dolanacaktır. Öyle de olmaktadır.

#İdam
#Toplum