
diyen Kılıçdaroğlu, kan dökülsün diye her türlü numarayı çekiyor olamaz mı?
diye cümle kuran Kılıçdaroğlu, toplumu germenin bir başka yolunu bulmuş olamaz mı?
“Asla yolumuzdan dönmeyeceğiz. Sonuna kadar gideceğiz” diyen
beklentisi içindeyken beklentisinin suya düşmesinin öfkesini kusuyor olamaz mı?
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun kulağına
diyenler, bu işi beceremeyince Kılıçdaroğlu'nun bugünlerde başına gelecekler üzerinden yeni bir kurgu peşinde olamazlar mı?
Peşinen şunu söyleyelim: Kılıçdaroğlu'nun “başıma bir şey gelsin” diye onca çaba ve ısrarına rağmen yani Kılıçdaroğlu'na rağmen onu iyi korumak gerekir.
En son Edirne Selimiye Camii'ndeki atmosfer bize bir şey söylüyor olmalı değil mi?
Kılıçdaroğlu ile safta yan yana durmak istemeyen şehit Nefize Özsoy'un eşi Cumhur Özsoy'un tavrından nasıl bir ders çıkartılmalı?
Bir insan “istenmediği bir cenaze töreninde” neden ısrarla yer almak ister?
Dahası, istenmediği cenaze töreninde kendisine laf atanları, adamlarına dövdürtmek nasıl bir ruh halidir?
Acaba Kılıçdaroğlu birkaç gün sakince evinde otursa var olduğunu söylediği toplumsal gerginliğin düşürülmesine daha fazla katkı sağlamış olmaz mı?
Birçok soruyu daha sorabiliriz.
Benim şöyle bir çıkarımım var: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 17/25 Aralık darbe teşebbüsü öncesinde sükûnet halindeydi.
Hatta yerel seçim startı verilmişti ama Kılıçdaroğlu kazanmak için hiçbir çaba içinde değildi.
Bir süre sonra 17/25 Aralık darbe teşebbüsü oldu. Onlarca uyduruk, montaj tape yayınlandı. Ses kayıtları havada uçuştu…
Ve Kılıçdaroğlu sadece ve sadece Paralel Yapı'nın eline tutuşturduğu, kulağına üflediği o malzemelerle Erdoğan'a saldırdı.
Sonuç ortada…
Bugün de kış ortasından bu yana
diyenlerin…
diyenlerin…
diyenlerin kuyruğuna takılmış bir Kılıçdaroğlu görüntüsü var.
Terör örgütü PKK'nın üst çatısı
geçenlerde,
dedi hatırlarsanız.
Bahar geldi geçti. Mayıs ayı bitti. Haziran'ın ortasına geldi.
Kılıçdaroğlu, tıpkı daha öncekiler gibi
.
Cumhurbaşkanı Erdoğan devletin başında dimdik duruyor.
Kervan yürüyor.
İşte bu yüzden Kemal Kılıçdaroğlu bu kez umudunu, kana bağlamış görünüyor. (Aslında Kılıçdaroğlu'na sufle verenler demeliydim.)
İstiyor ki, “Gezi kalkışması” gibi bir halk kalkışması olsun. Kan dökülsün ve toplumsal yarışma büyüsün ki Erdoğan dönemi bitsin.
Buna ham hayal denir!
Zira, Gezi provokasyonu ve ardından Kobani bahanesiyle HDP eş Başkanı Demirtaş'ın kışkırtmalarıyla başlayan 6/7/8 Ekim olaylarından sonra devlet şerbetlenmiştir!
Devlet de millet de “kamu düzeni” denen olgunun farkındadır.
Kılıçdaroğlu'na tavsiyemiz, “istenmediğiniz yerde” olmaya çalışmasanız daha iyi edersiniz.
Şunu bir anlayalım: Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu bünyesindeki Cezaevleri Alt Komisyonu başka bir şeymiş, CHP'nin Cezaevi Komisyonu daha başka bir şeymiş!
Ne zaman söylemişti?
PKK terör örgütünün bir alt kanadı TAK'ın Vezneciler'de 6'sı polis 5'i sivil 11 insanımızı katlettiği onlarca insanımızı yaraladığı günün akşamında.
Sonra ne oldu? Gelen tepkiler üzerine CHP'liler, Kılıçdaroğlu'nun Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun cezaevi ziyaretlerini kast ettiğini iddia ettiler.
Oysa Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın açıklamasından öğreniyoruz ki, CHP'nin de bir Cezaevi Komisyonu varmış. Ve CHP'liler sadece hasta hükümlü ve tutukluları ziyaret etmemişler.
Şimdi şu tespiti yapmakta yarar yok mu?
Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun cezaevlerindeki ziyaretlerine tüm partilerin üyeleri katılmış. Ancak CHP'nin kendi içinde kurduğu başka bir komisyon özellikle DHKP/C ve PKK'lı tutuklu ve hükümlüleri kapsayan ziyaretlerde bulunmuşlar.
Rakamı da Adalet Bakanı Bozdağ veriyor “3 yılın ortalaması 164 terör örgütü mensubu ziyaret edilmiş”
Konuyu yanlış anlamışsam düzeltin.
Tv Net bu yıl “olmaz” deneni başardı. Ahmet Murat'ın sunumuyla Kudüs'ten Zeytindağı'ndan iftar programını canlı yayınlıyor. Her iftar vakti ve tekrarında gecenin bir vakti Tv Net'te Mescid-i Aksa'yı görüyoruz, Kudüs'ü, Filistin'i dinliyoruz…
Bir yıl önce tam da bugünlerdi. Ramazan'ın ilk Cuma namazını Aksa'da kılıp akşamında da avlusunda iftar etmek üzere yola çıkmıştık birkaç dost ile... Hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden Tel Aviv Havaalanı'nda alıkonulduktan sonra sınır dışı edilmiştim. Hem de “10 yıl İsrail'e giremezsin” kaydıyla...
Üzerinden bir yıl geçti. Kudüs'e fiziken gidemiyorum...
Lakin Tv Net'in ekranından her akşam Aksa'ya selam veriyorum. Bir gün yeniden oraya fiziken de gitmeyi murat ederek…
Tv Net'i tebrik ediyorum. Ne iyi ettiniz. Kimin fikriyse, kimin emeği varsa sağ olsun!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.