Cumhurbaşkanlığı Sözcüsüİbrahim KalınHürriyet’e konuşmuş. Hürriyet manşetten söyleşiyi şöyle görmüş:KUDÜS BİZİ BİRLEŞTİRDİ!Gerçi, alt başlıkta İbrahim Kalın“biz”derken Meclis’teki 4 partiyi ve İslam dünyasının“ayrık otları”nı da kast ediyor ama benim kafam burada biraz tersten çalışıyor.“Kudüs bizi birleştirdi”cümlesi başka çağrışımlar yapıyor, zihnimde.Sözün sonunu beklemeden baştan söyleyeyim…Türkiye’nin… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kudüs çıkışı… Kudüs mücadelesi…. Alttan alta, sinsice muhalefet
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Hürriyet’e konuşmuş. Hürriyet manşetten söyleşiyi şöyle görmüş:
Gerçi, alt başlıkta İbrahim Kalın
derken Meclis’teki 4 partiyi ve İslam dünyasının
nı da kast ediyor ama benim kafam burada biraz tersten çalışıyor.
cümlesi başka çağrışımlar yapıyor, zihnimde.
Sözün sonunu beklemeden baştan söyleyeyim…
Türkiye’nin… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kudüs çıkışı… Kudüs mücadelesi…. Alttan alta, sinsice muhalefet yapan ve yakın gelecekte aleni muhalefete soyunmaya hazırlanan birtakım çevrelerin heveslerini kursaklarında bıraktı.
Her fırsatta
Erdoğan’a “İslamcılık” üzerinden salvolar verme
hevesinde olanlarla, gelecekte Türkiye’de
yeniden siyaset yapmaya hazırlananlar
ın kurdukları
ın gelip dayandığı iki husus vardı.
Bunlardan birincisi kendilerince
bana göre ise
Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör koridoru
meselesidir. Bunun içine Türkiye’den toprak da vermek dahildir!
İkincisi,
Ak Parti liderliğinin muhafazakar kimlikten uzaklaştığı ve dindarlık hassasiyetlerini korumadığı yönündeki “kötücül” propaganda
dır. Yani Ak Parti içinden çıkacak bir muhalefete zemin hazırlama çabasıdır!
Türkiye’deki Kürt meselesinin nereye evrildiğini bu yazıda tartışacak değilim.
Ancak yukarıda zikrettiğim çevrelerin, PYD/YPG-PKK terör örgütünü Suriyeli Kürtlerin yegane temsilcisi olarak kabul ettiklerini söylemek isterim.
Yine aynı çevreler,
ni
“Kürt devleti kurulacaksa onu da biz kuralım”
diyerek bambaşka bir kulvara çekmişlerdir.
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen “terör koridoru”na karşı geç refleks geliştirmesinin arkasındaki irade de
…
16 Nisan Cumhurbaşkanlığı Sistemi Referandumu’ndan sonra
diyen Kürt vatandaşlarına yönelik,
“Acaba Kürtler hayal kırıklığı yaşıyor olabilir mi?”
sorusuyla yön vermeye kalkışanlar da…
Yukarıda zikrettiğim
“dindarlık hassasiyetleri”
ni öne çıkararak
muhalefet yapmaya kalkışan çevreler ise hem Suriye’nin bugün içinden çıkılamaz hale gelmesinde; hem de muhafazakar çevreleri zehirleme konusunda epeyce mahirdir.
Sözüm ona
ya da
yaklaşımıyla alttan alta muhalefet yapıyorlardı. Ve ne hikmetse bir zamanlar
suçladıkları çevrelerle
zımni bir ittifak kurmuşlardı.
Bu iki kesim, Erdoğan’a karşı 2019’dan önce bir hamle yapmak üzere anlaşmış görünüyorlardı.
Bir yandan Doğu ve Güneydoğu’da nabız yokluyorlar, diğer yandan muhafazakar, dindar kesimler üzerinde ajitatif provokasyonlar yapıyorlardı.
Ta ki
5 Aralık Salı günü Ak Parti Grubu’nda Erdoğan’ın yaptığı konuşmaya
kadar..!
O konuşmayı hatırlarsanız, daha henüz 6 Aralık Çarşamba günü olmamıştı.
Daha
henüz Trump’ın imza şovu yaşanmamıştı
.
Daha henüz Trump,
“Kudüs’ü İsrail’in başkenti tanıdıklarına dair açıklamayı”
yapmamıştı.
Erdoğan bir gün önceden çıkıp, dünya aleme
“Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir”
demişti.
Bu cümle,
sadece Trump’a söylenmiş cümle değildir.
Bu cümle sadece
Kudüs’ü İsrail’e satan Arap devletlerine söylenmiş değildir.
Bu cümle, Trump ile İsrail ile birlikte hareket etmeyi içlerine sindirebilmiş,
içerideki kimi mihraklara da söylenmiştir.
Bu cümle,
dindar kesimi ajitatif provokasyonlarla Erdoğan’dan uzaklaştırmaya çalışanlara karşı
söylenmiştir.
Bu cümle, 2019 öncesi yani 2018 yılı içinde harekete geçmeye hazırlanan
“Ak Parti içinden muhalefet çıkarma hevesinde olanlara” karşı
söylenmiştir..!
“Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir”
cümlesi söylendikten sonra…
Hem Türkiye’de hem dünyada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaklaşımına büyük bir destek oluştu…
Bu desteğin büyüklüğü karşısında
Kudüs’ü İsrail’e satan Arap devletleri bile
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Türkiye’nin hazırladığı, Mısır’ın sunduğu karar tasarısına “evet” demek zorunda kaldı.
Tıpkı,
Türkiye içerisinde 5 Aralık gününe kadar “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” cümlesine kadar, Erdoğan’a karşı sinsice muhalefet yapan çevreler gibi…
Tıpkı 2019 seçimleri öncesi “Ak Parti içinden bir muhalefet çıkartmak” için harekete geçen çevreler gibi!
Kudüs hem dünyada “biz” dediklerimizi birleştirmiştir, hem Türkiye’de!
Kudüs bizi birleştirmiştir.
Bu saatten sonra ya “biz” dediklerimizdensiniz ya da Birleşik Arap Emirlikleri’nin hadsiz Dışişleri Bakanı’nın temsil ettiği çizgidesiniz!
Bizi ayırmak isteyenlere duyurulur.