Yazarlar Millet İttifakı içindeki gerginlik Edirne Cezaevindeki akıl hocasını da gerdi

Millet İttifakı içindeki gerginlik Edirne Cezaevi’ndeki akıl hocasını da gerdi

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Siz bakmayın ortalığın toz duman göründüğüne, her şey olması gerektiği gibi ilerliyor. Tek bir farkla.

Muhalefetin kendi arasındaki “gerginliği”, etrafa iktidar-muhalefet gerginliği gibi yansıtmasıdır o fark da.

Bir önceki yazıda, Millet İttifakı ve bileşenlerinin kurmay aklının HDP olduğunu söylemiştik. Ve eski eş başkanın cezaevinden verdiği hedef doğrultusunda CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun soluğu Mersin’de aldığına da işaret etmiştik.

Bugün bir başka hedef (ya da talimat mı deseydim) koyuyor Edirne Cezaevi’nde terörden tutuklu HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş.

Diyor ki, “Ben muhalefetin ortak adayı olsam cezaevinden bile seçim kazanırım. (…) Yan yana durmaktan korkmayın ve miting meydanlarını doldurun. Merak etmeyin, biz varız. Birlikte kazanacağız, mutlaka kazanacağız.”

Demirtaş ya da ona akıl verenler, Kılıçdaroğlu’nun HDP ile yakınlaşmasından memnun ama yetmediğini düşünüyor. İyi Parti’nin ve diğer küçüklerin mutlaka verilen suflelerle, “hizada durması” gerektiğine inanıyor.

Dikkat ettiyseniz, Demirtaş’ın bu son cümleleri, Kılıçdaroğlu’nunkine ne çok benziyor. Hani demiştik ya “CHP ile HDP aynileşiyor” diye bakın bu dil benzeşmesi de iddiamızın kanıtı niteliğinde.

Kılıçdaroğlu da “Birlikte kazanacağız” diyor, Demirtaş da..!

PKK elebaşı Mustafa Karasu’yu hiç hatırlatmıyorum bile.

İyi Parti’nin dayandığı sosyolojide baş gösteren tedirginlik, bugünlerde Meral Hanım’ı HDP ile anılmaktan biraz geriletmiş görünüyor. O da çareyi, popülizmde bulmuş. Çünkü Lütfü Türkkan vakası ile “Bi nevi Netenyahu” vakası hala milletin zihninde!

Bunu Demirtaş’ın ya da arkasındaki aklın fark etmemiş olma ihtimali yok öyle değil mi? O yüzdendir ki Demirtaş, “Ben muhalefetin adayı olsam cezaevinden bile seçimi kazanırım ama, siz…” diye muhalefete ayar üzerine ayar veriyor.

“HDP’yi PKK’nın yanına konumlandırıyoruz” diyenlerdense “Sen kimsin” diye başlayan en ufacık bir itiraz bile yükselmiyor.

Demirtaş serzenişinde haksız da sayılmaz yani. Zira, bırakın Millet İttifakı ve paydaşları arasındaki “ego” çatışmalarını, CHP içindeki “adaylık” çatışması bile başlı başına mesele…

İstanbul ve Ankara’nın belediye başkanlarına her fırsatta “aday olamayacaksınız” diye ayar veren Kılıçdaroğlu bir tarafta… “Doğal olarak tabii ki ben” diyen İstanbul’un belediye başkanı bir tarafta.

Kılıçdaroğlu’nun ya da işaret edeceği adayın önünü kesip kendi adaylığını ya da adayını dayatmak isten Meral Hanım’ın hamleleri bir tarafta.

İstanbul’un belediye başkanını satranç tahtasındaki herhangi bir taş gibi ileri geri oynatıyor Meral Akşener, bir gün “Alnında Rabbiyesir görüyor”, bir başka gün, ikinci Fatih olarak…

Demirtaş, Millet İttifakı ve paydaşlarının adaylık üzerinden birbiriyle amansız bir mücadele girişmesinden rahatsız olmalı ki “Ben bile kazanırım bu halimle” diyerek, “Bırakın ayrılık gayrılığı bir araya gelin, merak etmeyin biz her hal ve şartta sizi destekleyeceğiz” diyerek açık çek veriyor.

Bakalım bu açık çek, aday adayları ve ittifak ortakları arasında nasıl satın alınacak.

İstanbul’un belediye başkanı, açık çeki çoktan cirolayıp işleme koymuş bile.

Yanılıyor muyum?

Zenginden alıp fakire vermiyor kendi haklarından da feragat ediyor

Pandeminin ekonomiyi zorladığı günden bu yana “Zenginden alın fakire verin” diye formüle ettiğimiz önerimiz her geçen gün hükümet tarafından hayata geçiriliyor. 800 binin üzerindeki küçük esnafa vergi muafiyetinden tutun da, asgari ücretteki yüzde 50’lik artışa kadar bütün adımlar bu yöndeydi. Devlet kendisinden de feragat ederek bu dönemde alım gücü düşen, fakirleşen ve fakir olan insanlarımıza karşı her gün yeni bir destek açıklıyor: işverenleri de destekleyerek…

Sadece fakirler için değil orta alt gelir grupları için de önemli adımlar atan hükümetin bu kış gününde yaptığı önemli bir hizmeti hatırlatmak istiyorum.

Devlet, dünyadaki enerji krizine ve fiyat artışına rağmen doğalgazda ve elektrikte kendi haklarından vaz geçerek vatandaşlarımıza büyük bir katkı veriyor.

Enerji Bakanı Fatih Dönmez diyor ki, “Doğal gazda konutlarda 4’te 3’ünü devletimiz karşılıyor. Başka bir ifadeyle vatandaşımızın kullandığı 400 liralık doğalgazın sadece 100 lirasını ödüyor. Aralık ayı itibariyle baktığımızda bu 1’e 4 oldu. Şu anda yüzde 80’ini karşılar durumdayız. Elektrikte bu oran yarı yarıya gibi.”

Zenginden alın fakire verin demiştik, devlet kendi haklarından vaz geçip vatandaşına veriyor. İyi de ediyor.


6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.