Para-statü-iktidar üçgeninde fütursuzluk üzerine

03:0017/05/2016, Salı
G: 13/09/2019, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

Eski Şehircilik ve Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın bir güvenlik görevlisiyle tekme tokat kavgasını gördünüz mü?



Görüntülere göre Bayraktar, bir sitenin giriş kapısındaki güvenlik görevlisiyle kavgaya tutuşuyor. O kadar hiddetleniyor ki hızını alamayıp güvenlik kulübesine girip görevliyi darp ediyor.



Erdoğan Bayraktar'ın bu ruh hali son yıllarda bir takım yeni yetme sınıfın davranış biçimini göstermesi açısından ibretliktir.



Statü sahibi olduklarını, “seçkin” olduklarını, hesap sorulamaz olduklarını sananların ruh halidir bu.



Onları çoğunlukla

trafikte koyu renk Alman malı otomobillerde emniyet şeridini ihlal ederken

görürsünüz.



Yine,

trafikte sol şeridin kendilerine ait olduğu vehmiyle

sürekli selektör yaparken…



Ya da çakma çakarlarını açıp araçlarıyla üstünüze üstünüze

geldiklerini

görürsünüz.



Ve dahası onları, kamu düzenini sağlamaya çalışan polise karşı, görevini yapmaya çalışan memura karşı üstenci bir bakışla

“emir kipi”

ile konuşurlarken bulursunuz.



“Sen benim kim olduğumu biliyor musun”

sorusuyla başlayan…



Ardından

“Sana bunun hesabını sordururum”

diye devam eden tehditlerle…



Erdoğan Bayraktar

tipolojisi yeni dönemde

“para, statü ve iktidar”

ile imtihan olanların bu

imtihanı nasıl kaybettiklerinin göstergesidir.


Şahit olduğum bir olayı burada nakletmek istiyorum.



Geçenlerde

Fatih

'te benim için ibretlik bir olaya şahit oldum.



Sabahın 7.30'uydu.



Akşemsettin Caddesi'nden Vatan Caddesi'ne doğru ilerleyen

Alman marka bir otomobil

ile Vatan Caddesi'nden Sarı Güzel Caddesi'ne doğru ilerleyen

taksi karşı karşıya geldi

.



O karşılaşmaya neden olan ise ikinci şeride park etmiş bir başka otomobildi.



Kısa süreli,

“Önce kim geçecek”

inatlaşması yaşandı. Ardından,

Alman malı otomobil taksinin şeridine geçip ilerlemek istedi. Bu esnada, iki aracın da sol tarafları boydan boya çizildi

.



Taksici aracından hızla inip, “Eyvah, ne yaptın abi” diyerek diğer araca doğru seğirtti. Alman malı bol halkalı araçtan 30-35 yaşlarında bir adam indi.

Cebinden çıkarttığı kartviziti taksiciye doğru fırlattı.


Ve şöyle dedi,

“Ne bağırıyorsun, al bu benim kartım. Yaptır arabanı faturayı da gönder; öderiz.”


Taksici bağırmayı kesti… Kartı aldı. Arabasının çizilen yerlerine baktı.



Kendi duyacağı kadar mırıltılarla aracına bindi… Gitti.



Alman malı otomobilin sahibi, hışımla geri döndü.



Aracına oturdu… Açık bıraktığı kapıyı “küfür edercesine” çarptı.



Gaza bastı…



“Asfaltı kazıyarak”

bir hışımla gitti.



Dikkatimi çekti!



Adam en az

200 bin liralık aracının çizilen kısmına dönüp bir kez dahi bakmadı..!


Taksicinin yanına gidip,

“Geçmiş olsun kardeşim. Olur

böyle şeyler

, sen canını sıkma

. Ne gerekiyorsa yaparız. Benim biraz acelem var al kartımı yaptır arabanı zararını karşılayayım” demedi.



Bir film şeridi gibi izlediğim olup biteni… Donup kaldım…



Ve

“Kazandığını sanırken, kaybetmek bu olsa gerektir”

diye düşündüm; sızlanarak.



Erdoğan Bayraktar koskoca bakan olmuş yaptığına bakın… Bir güvenlik görevlisini, “Kimsin, kime geldin” dedi diye evire çevire dövmeye kalkışıyor.



Bayraktar'ın temsil ettiği zihniyetin türevleri, ceplerindeki kartvizitleri haksızlık ettikleri insanların suratına fırlatıp

“Neyse zararın karşılarız”

şımarıklığında.



Ne diyordu

Hazreti Peygamber “Cihadın büyüğü nefsinizle yaptığınızdır.”


İktidar, para ve nefis mücadelesinde bir kısmının geldiği nokta ne yazık ki bu!



Not:

Yazıyı gazeteye gönderdikten sonra Erdoğan Bayraktar sosyal medyadan birkaç fotoğraf paylaşıp güvenlik görevlisi ile aralarındaki sorunu çözdüklerini söylemiş.



Güvenlik görevlisi Bayraktar'ı ziyaret etmiş, birbirlerine sarılıp barışmışlar. Ne demeli?



“Testi kırıldıktan sonra” iyi niyet gösterisi ne ifade eder ki?



Yine de işin tatlıya bağlanması bir aşamadır diyeyim.



PKK terör örgütü: Yavuz hırsız

“Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” derler. PKK terör örgütünün Dürümlü'deki olayla ilgili yaptığı açıklama tam da budur. 15 ton patlayıcı yüklü kamyon Dürümlü'de patladı.



PKK terör örgütü patlamadan köylüleri sorumlu tuttu. Gülelim mi ağlayalım mı?



Diyor ki terör örgütü açıklamasında,

“Patlayıcılar bir yerden bir yere naklediliyordu. Köylülerin yoğun ateşi sonucu fünyeler isabet aldı ve patlama yaşandı.



Çok ilginç ve bir o kadar da pervasızca.



12 köylünün cesetlerine ait hiçbir bulguya rastlanmadı. 4 köylü olay yerinde hayatını kaybetti. Onlarca yaralı var. Ve eğer o bomba yüklü kamyon Diyarbakır kent merkezine ulaşsaydı kim bilir kaç yüz kişi hayatını kaybedecek, kaç kişi yaralanacaktı.



Hal böyleyken, son olayda köylülerin patlayıcı yüklü kamyonu takip etmesi, durdurması geçişini engellemesi PKK terör örgütü tarafından “öyle yapmasalardı patlama olmazdı” fütursuzluğuna dönüştürülüyor.



Bir hatırlatma yapmakta yarar var

. PKK terör örgütü bugüne kadar sivillere yönelik saldırılarında en çok Kürtleri katletmiştir.


15 ton patlayıcı yüklü kamyon hedefe ulaşmadan patlamıştır. Patlamadan PKK terör örgütü doğrudan sorumludur.


#Erdoğan Bayraktar
#PKK