Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Psikolojimizi bozamayacaklar, özgüvenimizi yok edemeyecekler

Psikolojimizi bozamayacaklar, özgüvenimizi yok edemeyecekler

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

“Önümüzdeki 10 yılı psikolojiler belirleyecek” dedi geçenlerde görüşme imkanı bulduğumuz Ak Parti Sözcüsü Mahir Ünal. “Onun için her fırsatta Türkiye’nin öz güvenine yönelik saldırılar yapılıyor” diye de ekledi.

Psikolojinin ekonomide ne anlama geldiğini bilmeyenimiz yok. Piyasaları alt üst etmenin yolu da, güven tesis etmenin yolu da psikolojiden geçiyor.

Ya genel istirar için? Ekonomiden farkız mı? Hayır!

Bunu bilenler de her fırsatta psikolojimizle oynamak için türlü türlü numarayı çekiyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : Psikolojimizi bozamayacaklar, özgüvenimizi yok edemeyecekler
Haber Merkezi 29 Ekim 2017, Pazar Yeni Şafak
Psikolojimizi bozamayacaklar, özgüvenimizi yok edemeyecekler yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

FETÖ’nün belirgin taktiğiydi... Yine Türkiye’nin geleceğini ipotek altına almak isteyen çevrelerin de...

Özgüvenimizi zaafiyete uğratmak isteyenlerin neler yaptığına gelince...

Sosyal medyadaki yalanlara ve üslupsuz siyasetçilerin dillerine bakmak yeterli sanırım.

BAŞBAKAN YILDIRIM AMERİKA YOLCUSU

Başbakan Binali Yıldırım salı günü Amerika’ya gidiyor. Yıldırım’ın ani Amerika ziyaretinin arkasında ne var, henüz bilmiyoruz.

Ancak son dönemde Amerika ile yaşanan gerginliğin bu seyahatin ana konusu olacağından şüphe yok.

15 Temmuz darbe ve iç işgal girişiminin baş faili FETÖ terör örgütünün ele başı Fetullah Gülen hala Amerikan korumasında ve Amerika’da.

Yine, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün azmettiricisi ya da organizatörü olarak düşünülen bir takım isimlerle Amerika’nın doğrudan irtibatına işaret eden bulgular söz konusu.

Örneğin, Amerika’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli Metin Topuz’un ifadesi, ele geçirilen telefonunundaki trafiğin içeriği Amerika’yı oldukça tedirgin etti.

15 Temmuz’un arkasındaki karanlık odağa ışık tutuldukça Amerika’nın Türkiye konusundaki agresifliği artıyor. Neden acaba?

Amerikan yönetiminin Topuz’un tutuklanmasından sonraki üslubu ilişkilerin daha da gerilmesine neden oldu.

Nihayetinde vizelerin karşılıklı olarak dondurulması, koruma krizi, Amerikan silahlarının ithalatının durdurulması filan krizin görünür yansımaları.

REZA ZARRAB DAVASI VE AMERİKAN TAKTİĞİ

Başbakan Yıldırım’ın ziyareti öncesi iki husus daha var ki en az FETÖ meselesi kadar Amerika ile Türkiye ilişkilerini derinden etkiliyor.

Bunlardan ilki, Reza Zarrap ve Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın Amerika’da tutuklu yargılanması.

Bu ayın sonunda yeniden mahkemeye harşısına çıkacak olan Reza Zarrab ile ilgili geçenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan “İtirafçı yapmak istiyorlar” anlamına gelen cümleler kurdu. Yani, Zarrab üzerine atılan bir takım suçları kabul edecek ve ceza indiriminden yararlanacak ve bu arada da bir takım isimler zikrederek onları suçlayacak. Bu isimlerden birinin de Cumhurbaşkanımız Erdoğan olacağı hususunda bir takım neo-con isimlerin şimdiden kehanetleri var.

ALMANLAR DA AYNI TAKTİĞİ UYGULAMIŞTI

Bu taktiği Almanlar da kullanmışlardı hatırlayın. Deniz Feneri E.V davasında eski bir Deniz Feneri çalışanı itirafçı yapılmış... Ceza indiriminden yararlanmış... Ve Türkiye’deki bir takım isimleri suçlayan ifadelerde bulunmuştu. Alman mahkemesi de o şahsa ceza indiriminde bulunup, isimleri zikredilen kişilerle ilgili hiç bir hukiki süreç yaşanmadan “Asıl failler Türkiye’de” diye garabet bir açıklama yapmıştı.

Anlaşın o ki Zarrab’a biçilen rol de aynısı. Zaten Zarrab’ın Amerika’ya nasıl gittiği ya da kimler tarafından uçurulduğu da bir muamma!

Bu konuda asıl bilmemiz gerekenin sanırım, İran’ın ambargo sürecinde yasal ticaretini Türkiye üzerinden ve Türkiye’nin milli bankası Halkbank üzerinden yapmasını hazmedemeyen Amerika’nın Türkiye’den ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan “öc alma duygusu”dur!

PYD/PKK TERÖR ÖRGÜTÜ AMERİKA’NIN HİMAYESİNDE

Sayın Yıldırım’ın Amerika ziyareti öncesi öne çıkan ikinci husus ise Suriye krizi ve PYD/PKK terör koridorudur.

Türkiye’nin tüm ısrarlı çağrılarına, bütün belge ve dökümanlarına rağmen Amerika Suriye’de kendisine PYD/PKK terör örgütünü partner seçmiştir. Bu örgüt üzerinden Türkiye güneyinden kuşatılmak istenmektedir.

En son Şemdinli’deki PKK saldırısında kullanılan silahların bir kısmının Amerika tarafından PYD’ye verilen silahlar olduğunun tespit edilmesi ise Yıldırım’ın Amerika ziyaretinde mutlaka gündeme gelecektir.

Suriye’de iç savaş artık bitmek üzere. Anladığımız kadarıyla şu günlerde “al ver” meselesi tartışılıyor. Kim nerede, ne kadar, nasıl olacak soruları netleşecek. Kuzey Irak’taki Barzani zorlaması ise bölgenin yerlileri tarafından bozuldu. O yüzden PYD/YPG meselesi ile Kuzey Irak’ın geleceği de Türkiye ile Amerika arasında bir kez daha tartışma konusu olacak.

PSİKOLOJİMİZİ BOZMAYALIM, ÖZGÜVEN SORUNU YAŞAMAYALIM

Başbakan Binali Yıldırım’ın Amerika ziyareti işte bu ortamda gerçekleşecek. Burada mühim olan psikolojimizi bozmaya dönük hem içeriden hem dışarıdan yapılacak tazyik ve tahriklere karşı dirençli olmaktır. Özgüvenimize yönelik yapılacak saldırılara karşı uyanık olmaktır.

CHP sözcüsünün bugünlerde ağızında gevelediği o “diktatör” yaftasının da neye hazırlık olduğunu bilmek demektir.

Sahi, CHP’lilerin kulaklarına kim ne fısıldadı da ağızlarını yine bozdular?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.