Suriyeli Kürtlere değil PYD terörüne karşıyız

04:0030/08/2016, Salı
G: 13/09/2019, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

Çok bilinçli olarak,
“Türkiye Suriye Kürtlerini hedef alıyor”
algısı üretiyorlar. Sadece üretmiyorlar bu algıyı satıyorlar. Bunun üzerinden Türkiye'yi sıkıştırmaya, yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu kara propagandaya karşı devletin en üst yetkililerinden haklı olarak
“hayır”
sesleri yükseliyor.


Dün

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş

ile birlikteydik. “FETÖ, terörle mücadele ve Cerablus operasyonu” gündemiyle bir araya geldik.



Özellikle Cerablus operasyonunun

“Suriyeli Kürtlere yönelikmiş”

gibi yapılan propagandayı eleştirdi ve

“Suriye'deki Kürtler hedefimiz değil. PYD koridorunun oluşmasına karşıyız. Çünkü o koridorun oluşması Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozar”

dedi

Numan bey

. Yani Türkiye DAEŞ'i Cerablus'tan kovalarken ve Fırat'ın batısına yönelik PYD tehdidine karşı hamle yaparken, gerekçesi

“Suriye'nin toprak bütünlüğü ve Türkiye'nin güvenliği…”


Buraya kadar sorun yok. Asıl sorun

“müttefiklerimizin bu meseleye nasıl baktığı”

ile ilgili. DAEŞ, PYD ve diğer terör örgütleri ile mücadele eden Türkiye'ye Amerikan Savunma Bakanlığı'ndan bir garip çağrı geldi. Pentagon sözcüsü, biz Numan bey ile toplantı halindeyken,

“IŞİD'in artık bulunmadığı Cerablus'un güneyinde Türk Silahlı Kuvvetleri ile PYD'nin çatışmasını kabul edilemez bulduğumuzu açıkça ifade etmek istiyoruz”

dedi.

Pentagon sözcüsü, “Zaten burası kalabalık bir savaş alanı. Bu nedenle ki

silahlı tüm oyuncuları hemen çatışmaları durdurmaya ve ihtilafa son vermek için gereken önlemleri almayı çağırıyoruz

” diye ekledi.



Anlaşılan o ki Amerika, TSK ile PYD'yi aynı kefeye koymuş görünüyor!



Numan Kurtulmuş'a sıcağı sıcağına sordum,

“Bu açıklamaya ne diyorsunuz”

diye. Cevabı,

“Biz Suriye'de PYD koridoruna baştan bu yana karşıyız. PYD koridoru demek Suriye'nin toprak bütünlüğünün bozulması demektir. Biz Cerablus'taki operasyona başlarken tüm tarafları bilgilendirdik”

şeklindeydi.



“Şam'ın da haberi var mıydı”

diye sorulduğunda da,

“Rusya'ya haber vermiştik. Dolaylı olarak Şam'ın da haberi olmuştur”

dedi Numan Kurtulmuş. (Bu ayrıntı başlı başına bir yazı konusu ama şu kadarını söyleyerek geçelim. Demek ki Başbakan Binali Yıldırım'ın “Suriye'de 6 ay içinde sonuç alınabilir” dediği günden bu yana devletin Suriye meselesine bakışında önemli değişiklikler olmuş.)



Anladığımız kadarıyla Türkiye resmi gerekçesinin arkasında durarak hem PYD'nin oluşturmaya çalıştığı koridorun önüne geçiyor. Hem DAEŞ'i sınırlarını tehdit eder olmaktan uzaklaştırıyor. Hem de Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Putin arasındaki mutabakatı uyguluyor.



***


Türkiye dört bir koldan terörle mücadelesini sürdürüyor. Bir taraftan FETÖ'nün devlet içindeki kriptolarıyla, bir taraftan PKK terör örgütüyle hem kırsalda hem Kuzey Irak'ta hem de şehirlerde amansız mücadele ediyor. Öte yandan Suriye'nin içinde hemen sınırımızın yanı başında DAEŞ terör örgütüyle, Fırat'ın batısında ise PYD terör örgütü ile…



Türkiye bu mücadeleyi kazanmak zorunda.



Kazanması için büyük bir mutabakat oluşmuş durumda. Millet mutabakatın ta kendisi.



Zira, mutabakatın iki büyük göstergesi var. Birincisi 15 Temmuz gecesi FETÖ'nün giriştiği darbe teşebbüsüne millet çıplak elleriyle karşı durmuştur.



İkincisi 7 Ağustos'ta Yenikapı'da 5 milyon insan, diğer şehirlerdeki meydanlarda milyonlar bir araya gelip “Türkiye'yi yedirmeyiz!” demiştir.



Bu tablo siyasetçisinden, bürokratına dahası müttefiklerimize kadar her kesimin “Türkiye” konusunda yeniden hizaya gelmesine neden olmaktadır.



Son bir cümle daha: Kurban Bayramı'ndan sonra Meclis'te bu büyük mutabakatın meyvelerini almaya başlarsak şaşırmayalım.


#Cerablus
#DAEŞ
#PYD
#Numan Kurtulmuş