Yazarlar Devlet damarlarında buz gibi kan dolaşan ejderhaya benzer

Devlet damarlarında buz gibi kan dolaşan ejderhaya benzer

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

Serin kanlı kalmayı başarabilmek gerek. Bireyler, sade vatandaşlar duygularıyla hareket edebilirler. Hatta duygularıyla hareket etmeleri daha “insani” bir yaşam için de gerekli hattı zatında…

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : Devlet damarlarında buz gibi kan dolaşan ejderhaya benzer
Haber Merkezi 03 Ağustos 2018, Cuma Yeni Şafak
Devlet damarlarında buz gibi kan dolaşan ejderhaya benzer yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Ancak, devleti yönetenler… Milyonların geleceğine karar verenler. Ya da koskoca bir milletin akıbeti konusunda karar alıcılar serin kanlı olmakla mükellef.

Devlet, damarlarında buz gibi kan dolaşan ejderhaya benzer. Soğukkanlı olacak ki, badireleri, engelleri, sorunları bir bir aşabilsin.

Aştı da..!

Türkiye 24 Haziran’dan sonra Cumhurbaşkanımızın deyimiyle, “Ekonomik bir saldırıyla karşı karşıya.”

Bu saldırının boyutları her geçen gür artıyor. Döviz stoklarımız eriyor. Milli gelirimiz daralıyor. Piyasaları karıştırmak için türlü türlü yöntemlerle üzerimize geliyorlar. Dolar, bunlardan sadece biri.

Bahaneleri de ilginç; bir pastörün ev hapsinde tutulması!

Bu bildiğimiz kurt-kuzu hikayesi.

Hani şu suyun alt tarafındaki kuzuya, “Suyumu bulandırıyorsun” diyen kurt misali. Kurt, kuzuyu yemeye karar vermiş, gerisi bahane.

Amerika ve uluslararası çevrelerin bir kısmı Türkiye’ye “bedel ödetmeye” karar vermiş, “pastör” bahane!

Pastör bu saatten sonra salıverilse bile bence Türkiye başarmıştır. Başarısı şu dur, “din adamı kisveli” karanlık Amerikalı ebelemiştir!

Bundan sonra ev hapsinde dursa ne olur, durmasa ne olur. Sonuçta o din adamı kisveli karanlık adamı devlet deşifre etmiştir. Olay bundan ibarettir.

Serin kanlı kalmaya gelince… Burada asıl sınav başlıyor!

Üzerimize tüm enstrümanlarla gelenlere karşı devlet adamlarımızın serin kanlılığı bizi uzun soluklu mücadelenin sonunda nefes aldığımız günlere ulaştıracaktır.

Bugün Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanacak “Ekonomide yeni model” bu açıdan son derece önemlidir.

Takip edeceğiz.

  • Parmak ısırmaya devam etmek için acıya dayanıklı olmak gerek
  • Türkiye’yi yönetenlerin hiç unutmaması gereken bir oyun var onu hatırlatmak istiyorum.
  • Parmak ısırma oyunu bu.
  • İki insan karşılıklı oturur. Birbirlerinin işaret parmaklarını ağızlarına alıp ısırmaya başlarlar.
  • Acıya kim dayanabiliyorsa. Kim sabırlı ve sebatkarsa sonuna kadar oyunu sürdürebilir.
  • Nihayetinde, acıya dayanamayan ve sabredemeyen ağızını açıp da bağırmaya başlayınca oyunu kaybeder.
  • Zira ağızını açtığı için hem rakibinin parmağını bırakmış olur hem parmağını rakibinden kurtaramadığı için acı çekmeye devam eder.
  • Bu günlerde Amerika ile yaşadığımız süreç budur. Gerekirse acıya karşı direncimizi artıracağız. Gerekirse sabrımıza sabır katacağız ama asla acıyla kıvranıp “bağırmayacağız” ki rakibimiz kazanmasın!
  • Sonuna kadar direnmek boynumuzun borcu.
  • Yoksa, kurt çoktan kararını vermiş. Suyumu bulandırıyorsun bahanesiyle kuzuyu yemek için beklemekte.
  • Bilmem anlatabiliyor muyum?

Uğruna şehit olduğumuz toprağımız, sel sularıyla heba olmasın artık

Ordu’da sel felaketi yaşandı. Karadeniz Sahil Yolu kısmen trafiğe kapandı. Bir afet hamdolsun şimdilik atlatıldı. Cümleten geçmiş olsun, Rabbim bir daha böyle felaketler vermesin.

Görüntüleri izlerken o yoldaki üst geçitleri düşündüm. Karadeniz Sahil Yolu’nun üst geçitlerinin isimleri terörle mücadelede şehit verdiğimiz yiğitlerin isimlerini taşıyor. O şehitler bu vatan bölünmesin, izzet ve şerefimiz yere düşmesin diye genç yaşta toprağa düştü.

Hepsine rahmet olsun.

Bu vesileyle o şehitlerin yüzü suyu hürmetine Rabbim bir daha bu tür felaketler göstermesin dilerim.

Ama, başta dere yataklarını değiştirenler varsa onların ve dere yataklarına bina yapılmasına izin verenlerin olmak üzere sorumluların da mutlaka hesap vermesini bekliyorum.

Zira Türkiye’de iklim değişiyor. Artık yaz günlerinde sağanak yağışlar nedeniyle su baskınları, sel ve toprak kayması gibi afatlar oluyor.

Ordu’daki olup bitenden ders alıp önlem alırsak uğruna şehit verdiğimiz toprağımız sel sularıyla denizde heba olup gitmez diye düşünüyorum.

Haksız mıyım?

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.