Kurban

00:005/03/2000, Pazar
G: 11/09/2019, Çarşamba
Hayreddin Karaman

"Birçok müctehide göre Kurban Bayramı''nda kurban kesmek vacib değil, sünnet olduğu için Müslümanlar bu ictihadı da uygulayabilirler"Kurban Bayramı yaklaşınca hayvanseverler ve etyemezler kurban kesmenin şiddetle ilgili yönünü öne çıkarıp bunu tartışıyorlar, kurban kesmek isteyen Müslümanlar bazı detayları merak ediyor ve bu arada kurban derilerini ve etlerini istedikleri yere verme haklarını kısıtlayanları konuşuyorlar. İslam âlemi Kurban Bayramı ve hac ibadetinin manevi atmosferi içinde dinî tefekkür

"Birçok müctehide göre Kurban Bayramı''nda kurban kesmek vacib değil, sünnet olduğu için Müslümanlar bu ictihadı da uygulayabilirler"

Kurban Bayramı yaklaşınca hayvanseverler ve etyemezler kurban kesmenin şiddetle ilgili yönünü öne çıkarıp bunu tartışıyorlar, kurban kesmek isteyen Müslümanlar bazı detayları merak ediyor ve bu arada kurban derilerini ve etlerini istedikleri yere verme haklarını kısıtlayanları konuşuyorlar. İslam âlemi Kurban Bayramı ve hac ibadetinin manevi atmosferi içinde dinî tefekkür ve heyecanın yüce ufuklarına kanat açıyor. Son iki yazıda kurban konusunu ele alışımızı işte bu ilgi ve heyecan yönlendiriyor.

Şiddet kayıtsız ve sınırsız olarak mahkum edilemez; bir milletin maddi ve manevi değerlerine göz diken ve saldıran düşmana karşı şiddetin adı cihaddır, meşru savaştır, bu savaşta ölenlere şehid, kalanlara gazi denir. Tartışılan şiddet içeriye ve dışarıya, kendi insanlarına veya başka insanlara yönelik "haksız, hukuksuz" şiddettir.

Av yaparak veya belli usuller ile öldürerek hayvanların etinden ve başka parçalarından yararlanmak insanlık kadar eskidir, bütün ilâhî dinlerde meşrudur ve ahlaka da aykırı değildir. Eğer insan dışındaki canlılar; gerektiği insanlar buna ihtiyaç duydukları halde öldürülmeyecekse ne tarımcılık yapılabilir hatta ne de -gözle görülmeyen canlılara basıp öldürme ihtimali bulunduğu için- kırda bayırda yürünebilir. Merhamet adına söylenebilecek şey, hayvanların gereksiz yere öldürülmemesi ve gerektiği için öldürülecek hayvana eziyet edilmemesidir.

"Birçok müctehide göre Kurban Bayramı''nda kurban kesmek vacib değil, sünnet olduğu için Müslümanlar bu ictihadı da uygulayabilirler" demiştik. Bu takdirde, bazı yıllarda, gerektiren sebepler bulunduğunda "sünnet olan kurban ibadetini" terkedip, başka sünnet ibadetler yapmak mümkündür; mesela kurban parası, bundan azı veya daha çoğu kadar bir meblağ veya mal yoksullara, muhtaçlara verilebilir; böylece "tasadduk" ibadeti yapılmış olur. Ancak bu, "sadakanın kurban yerine geçeceği" demek değildir; kurban ibadeti ancak belli hayvanları keserek yerine getirilebilir. "Bu sünnettir, bazan mesela başka bir mali ibadetin daha önemli ve öncelikli olması halinde terkedilebilir, terkedildiğinde günah olmaz" demek başkadır, sadaka, kurban bedelini para olarak dağıtmak kurban yerine geçer demek başkadır; birincisi doğrudur, ikincisi (sadaka, bedelini vermek kurban yerine geçer demek) yanlıştır.

Kurban kesmekle insandaki şiddet eğilimi arasında kurulan ilişkiler, kurban keserek şiddet arzusunu tatmin eden insanın başka canlılara ve insana yönelik şiddet eğiliminin azalacağı gibi düşünceler ilmî verilere dayanmamaktadır. Şiddeti azaltacak şey sevgidir, merhamettir, özellikle bütün yaratıkların sahibi ve yaratıcısı olan Allah sevgisidir, O''nun merhametinden yansımalara sahip olmaktır; bunlar da sağlıklı bir din ve ahlak eğitimi ile elde edilir.

Sâffât Sûresi''nde (102-110) Hz. İbrâhim''in, oğlu yerine kestiği kurban olayı güzel ve etkili bir üslup içinde özetlenmiştir. Buna göre Hz. İbrâhîm rüyasında, Allah için oğlunu kurban ettiğini görmüş, bunu teslimiyet sembolü olarak almak yerine zahiri ile alıp uygulamaya kalkışmış; onun ve oğlunun bu itaat, fedâkârlık ve teslimiyeti Allah tarafından kurban olarak kabul buyurulmuş ve bunun yerine bir koç kurban etmesine izin verilmiş, koç kurbanı, oğul (can) kurbanı yerine geçmiştir. Bu kurbanın gökten indirildiği, cennetten geldiği şeklindeki rivayetler âyetlerde ve sahih hadislerde yoktur.

Bir detay: "Altı ayını doldurmuş kuzular, bir yaşını doldurmuş koyunlar kadar iri ve gelişmiş olursa kurban edilmeleri caizdir" denilmiştir. Ancak aynı özellikteki sığır için fıkıhçıların çoğu bu cevazı vermemişlerdir. Halbuki günümüzdeki besleme teknik ve imkanları, iki yaşında olmadığı halde, otlakta beslenen iki yaşındaki sığırlar kadar iri ve etli sığır yetiştirmeyi mümkün kılmıştır. Dişlerine bakarak değil, gövde büyüklüklerini ve kilolarını esas alarak "otlakta büyümüş iki yaşındaki ortalama sığır" büyüklüğündeki danayı kurban olarak kesmek, fıkıhçıların koyun için verdikleri ölçülere kıyas edilince caiz olmalıdır. Bu konu ile ilgili olarak rivayet edilen hadisleri böyle yorumlamak da mümkündür; nitekim Atâ ve Evzâî gibi müctehidler böyle yorumlamışlardır.