Yazarlar Hayati Develi ile "Dil" üzerine

Hayati Develi ile "Dil" üzerine...

Hüseyin Durukan
Hüseyin Durukan Gazete Yazarı

-İki yıl ağırlıklı olarak "dil yazıları" yazdınız. Salt dil üzerine yazılar yazan bir yazar aşağı yukarı her gazetede var. Okuyucular arasında bu tür yazılar nasıl bir tepki ile karşılanıyor?

-Yalnızca ama yalnızca dil üzerine yazılar yazan gazete yazarları o kadar çok değil. Bizde dil meselesi "medeniyet proje"mizin bir unsuru olarak algılanıyor. Tartışmaların çoğu kelime düzeyinde kalmıştır. Dili bir "bildirişim" sistemi olarak, bize insan oluş ayrıcalığını sağlayan bir sistem olarak görüp ona göre düşünce geliştirirsek sanırım daha sağlam ve verimli bir düzleme ayak basmış oluruz. Ben gazetede yazdığım sürece dil yanlışlarının amansız takipçisi olmaktan ziyade dil üzerinde düşünceler üreten biri olmaya çalıştım. Bunları kendim için ürettim. Düşüncelerden bir kısmını, reklamlardan filan arta kalan yerde okuyucularla paylaştım. Sanırım okuyucunun dil üzerine genel bir ilgisi var.

-Dilimize hergün İngilizce başta olmak üzere diğer dillerden yeni yeni kelimeler giriyor. TDK de bunlara hergün yeni karşılıklar buluyor. Bunun yeterli olduğunu söyleyebilir miyiz?

-Bir dile yabancı kelime ilişkide bulunduğu toplumlardan girer. Girmesinin en başta gelen sebebi, o kelimenin alıcı dilde bulunmamasıdır. Hakim kültürün taşıyıcısı hangi dil ise kelimeleri de o dilden alıyoruz. Dün bu Fransızca, bir ara Almanca''ydı, şimdilerde Amerikan İngilizcesi. TDK''nın tek başına bütün kavramlara karşılık bulmaya çalışması, böylece sorunun halledilebileceğini zannetmek yanlış olur. Kelimelere tek tek karşılık bulmaya çalışmakla dil davası kazanılmaz. Aslında dil davası bir bilim ve kültür davasıdır. Bu da bir kimlik davası demektir. Sultan II. Mahmut''un açtığı modern anlamdaki ilk tıp mektebinin eğitim dili Fransızca idi; ancak Sultan Mahmut, öğrencilere, buradaki eğitimin Fransızca olmasının geçici bir durum olduğunu, en kısa zamanda bu bilimin Türkçe''ye aktarılıp tıp dilinin Türkçeleştirileceğini söylerken gerçeğe dair bir proje koymuştu. Şimdi birçok üniversitede yabancı dilde eğitim verilirken böyle bir gelecek projesi yoktur. Bilgi önünde eğilinecek bir güç yoktur.

-Okullarımızdaki yabancı dille eğitimin sonunu nasıl görüyorsunuz?

-Yabancı dille eğitim sanırım bir devlet politikası. Sağdan ve soldan onlarca aydının, bilim adabının karşı çıkmasına kulak tıkayarak sürdürüldüğüne göre bu politikadan ciddi bir sonuç bekleniyor olmalıdır. Şimdi yabancı dille eğitim okulların çoğunda aslında yürümüyor. Hazırlık sınıflarında kazandırılan yabncı dil seviyesi, sonraki yıllarda gitgide düşüyor, sıfıra yaklaşıyor. Üniversitelerde eğitim dilinin İngilizce olması ise doğrusu insanı kahreden bir tutum. İnsanlar üniversitede ne kazanır: Meslek ve uzmanlık. Yani bilim üniversitelerde gelişir. Şimdi bir ülke kendi dilini bir yana bırakıp, başka birinin diliyle üniversite eğitimi veriyor. Buralardan yetişen bilgisayar mühendisleri, inşaat mühendisleri, doktorlar, sosyologlar başka bir ülkeye ihraç edilemediğine göre yine ülke sınırları içinde icra-yı meslek ediyorlar ama halkın anlamadığı bir dilde. Tarih tekerrür mü ediyor ne? Kendimi 13. yüzyılda gibi hissettim birden. Malum o dönemlerde de Türkçe kaba, yetersiz bulunur, edebî ve bilimsel eserler Arapça ve Farsça yazılırdı. İşte Türkçe''nin bir bilim ve felsefe, yüksek kültür dili olmasının önündeki en büyük engellerden biri. Yabancı dille eğitim. Bir tür ihanet-i vataniyye.

-Sanıyorum dil yazılarınız bir kitap olacak kadar vardır. Bunları kitaplaştırmayı düşünüyor musunuz?

-Evet yitip gitmemesi için bunları kitaplaştırmayı düşünüyorum. Bir kısmını konu bütünlüğü oluşturacak şekilde bir araya getirdim, yeni bir bütünlük oluşturdum. Ümit ederim bir kitap haline gelir.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.