Kur"an ve biz

00:0012/03/2007, Pazartesi
G: 28/08/2019, Çarşamba
Hüseyin Hatemi

Kur''an; Alemler''e gönderilmiş bir temel kitaptır, Zikrun lil-âlemîn''dir. Hazret-i İsa Mesih''in; insanlığa gönderilmesini niyaz ettiği Maidedir. (68/52;81/27; 5 Maide, 114-115)Buna rağmen; bu Maide indirildiğinde, İslâm ümmeti dahil, bu ni''metin kadri bilinmedi. Kur''an-ı Natık''ın da kadri bilinmedi. Böyle olunca da Rabb''in Maide/ 115''deki kelâmı gerçekleşti ve Dabbet-ul-Arz insanlığı dalamaya başladı. (Neml Suresi, 27/82).Biz yine de uyanmıyor, Kur''an-ı Kerim''in simgesel dilini, simgelerini

Kur''an; Alemler''e gönderilmiş bir temel kitaptır, Zikrun lil-âlemîn''dir. Hazret-i İsa Mesih''in; insanlığa gönderilmesini niyaz ettiği Maidedir. (68/52;81/27; 5 Maide, 114-115)

Buna rağmen; bu Maide indirildiğinde, İslâm ümmeti dahil, bu ni''metin kadri bilinmedi. Kur''an-ı Natık''ın da kadri bilinmedi. Böyle olunca da Rabb''in Maide/ 115''deki kelâmı gerçekleşti ve Dabbet-ul-Arz insanlığı dalamaya başladı. (Neml Suresi, 27/82).

Biz yine de uyanmıyor, Kur''an-ı Kerim''in simgesel dilini, simgelerini anlamıyoruz ki başkalarına da anlatalım! Yanlışlarla dolu mealler biribirini izliyor! Yanlışların düzeltilmesi için fuzûlî kahyâlara rica ediyorum, mealde “te''lif hakkı” vehmedildiği için, “Merhum mütercim kalkar da hesap sorarsa ne dersin?” deniyor! Oysa ben Merhum''un bu apaçık yanlışın düzeltilmesinden çok memnun olacağını biliyorum, Kur''an-ı Kerim bir piyes değil ki -hâşâ- ve yazarı da “mütercim”i deği ki “dokunmaya hakkın yok” densin!

Bu keşmekeş ve hercümerc içinde, Kur''an-i Nâtık''ın zuhûruna kadar, Kur''an-i Mecid''in değerini bazı Batılı ârifler anlıyor da Batıcılar anlayamıyor! Müslümanlar da çoğunlukla anlayamıyor! (Resûl dedi: -Rabbim! Kavmim bu Kur''an''ı kenara itilecek bir şey (uzak ve ayrı bırakılan birşey) olarak aldılar! -Furkan, 25/30) Murat Belge dürüst ve değerli bir yazarımızdır. Böyle iken, Kur''an-ı Kerim''de “seferden veya zaferden dönen kocanızın başına niye bana hediye getirmedin diye belâ olmayın!” meâlinde bir âyet olduğunu söyleyebiliyor ve bu beyanı kaydeden Tûba Çandar da bu âyetin nerede olduğunu sormaksızın yayımlıyorsa; Kur''an''dan çok uzak olduğumuzu inkâr edebilir miyiz? (Murat Belge, Bir Hayat, Tûba Çandar, Doğan Kitap, Mart 2007, s.261) Belki de bir “ehl-i parantez” müfessirin meâline bakmıştır, yahut Kur''an zevkinden tamamen mahrum bir gayrimüslimin İngilizce çevirisinde böyle bir yorum okumuştur.

İncil''de Hazret-i Mesih''in Sevgi ahlâkını tebliğ eden sözlerini okuduğunda hayran kalmakta çok haklıdır. Fakat Ahd-i Atıyk''de de, daha az olmakla birlikte Ahd-i Cedid''de de tahrif edilmiş ve bu Yüce Sevgi Ahlâkı''na uymayan beyanlar varken, “Tevrat''ın o hikâyeleri, mitolojik zenginliği yok Kur''anda..., anlatıların o simgesel zenginliği yok!” denmesini de doğrusu; doğru bulamadım ve acı duydum. Hele “İncil''de... çok derin bir sevgiye dayalı bir felsefe var. Kur''an''da bu da yok!” cümlelerini de okuyunca, acım büsbütün çoğaldı. “Allah, Huseyn sevgisine ve oradan da Kur''an sevgisine ulaştırsın” dileğini açıklamaktan başka ne yapabilirim? İslâm''ı sevmenin anahtarı Huseyn''dir vesselâm! Huseyn-ün! Murat Belge iki yüzlülük etmeyip düşündüğünü dosdoğru söylemiş. Dobralar karşısında bir de engerek ve kobralar var. Bir de Fağfuriyye ve zücâciyye dükkânına sellemehüsselâm dalan filler var. Son günlerde “Alevîlik” adına öyle câhilâne kitaplar yayımlanıyor ki bu kitapların Kur''an''dan uzaklığı belki açıkça İslâm düşmanlığı yapan eserlerden de fazla! “Sünnîlik” adına yayımlanan bazı kitaplar da bunlardan geri kalmayan ve “Vahdet”i engellemeye çalışan hezeyanlarla dolu! Ey Azîzan! Çok dikkatli olun! Bu kitapları okuma bahtsızlığına uğrayanlar İslâm''ı sevebilirler mi?

Biz, hangi “mezheb”den olursak olalım, Murat Belge''ye “inanç ihtiyacı duyan bir insan olsaydım, muhtemelen Hristiyanlığı seçerdim... ama herhalde en son seçeceğim Müslümanlık olurdu” dedirttiğimiz için, acaba hiç mi sorumlu değiliz?

Ne var ki Murat Belge de düşünsün: Bush''un Hristiyanlığı, O''nun “muhtemelen Hristiyanlığı seçme” düşüncesini engellemiyor. Şu halde o da, İsa''nın gerçek yüzünü görebildiği gibi, Ahmed''in yüce güzelliğini de göremez mi idi? Haydi “Ruhban Okulu, Beyaz Bere vs. gibi olaylar O''nun görüşünü engelledi” diyelim, fakat Tanrı''nın yokluğu bâtıl inancına nasıl kapılabiliyor? İsa ve Meryem de Allah''ın varlığına bir “âyet”, bir delil değil midir? (Enbiya, 21/91). “Belge” soyadını; kanıt anlamında “Burhan”ın karşılığı olarak taşıyan Murat Belge''nin kendi varlığı bir “ayetullah” değil midir? Varlık ilkesini kabul eden birisi, nasıl bundan Hiçlik sonucuna varabilir? -Yeniden eski muhabbetleri tecdîd edelim!/Gel benim Belge Murâdım bize, bir ıyd edelim!

Ey Azîzan! Kur''an-ı Kerîm simgelerini bilmeyenlerin, Murat Belge''ye kızmaya hakları yoktur. Bu yazıyı Nedim''in beyti ile bitirmiş iken, Pazar Sabahı Radikal''de Murat Belge''nin “Biyografiden Alıntılar” yazısını görerek bu satırları ekleme gereğini duydum. “Sembolist” şair Merhum Ahmet Hâşim''in “Piyale” şiirini ithaf ettiği: Karaosmanzade Cavide Hanımefendi''nin oğlu Murat Belge''yi kurda-kuşa kaptırmamak için, önce biz hâlimizi hal, yolumuzu yol eyleyelim. Her nâ-murâd, ber-murâd ola inşaallah: Sevgi yolunda!