Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Erbakan, Fetullahçılar için 28 Şubat MGKsında ne dedi?

Erbakan, Fetullahçılar için 28 Şubat MGK’sında ne dedi?

Hüseyin Likoğlu
Hüseyin Likoğlu İnternet Yazarı

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan, 15 Temmuz tarihleri vesayet zincirinin birer halkası. 27 Nisan’da halka aralandı, 15 Temmuz’da da aralanan halka kopartıldı. 12 ayın altısında darbelerin yıl dönümü var. 28 Şubat darbesinin 24’üncü yılını da dün geride bıraktık.

28 Şubat ile ilgili hemen hemen her şey konuşuldu. Bir haftadır dönemin mağdurları, şahitleri televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında yaşananları bütün ayrıntılarıyla anlatıyor.

Bu tanıklar arasında şüphesiz dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller’in ismi çok önemli. Dün Anadolu Ajansı’na konuşan Tansu Çiller, 28 Şubat’ı bir kez daha bütün çıplaklığı ile gözler önüne serdi.

28 Şubat’a, sadece bir darbe veya bir iktidar değiştirme operasyonu olarak bakamayız. 28 Şubat, Türkiye’nin Soğuk Savaş sonrası yeniden yapılanma ve yeni bir arayış içinde olduğu konjonktürde gerçekleşti. Dolayısıyla 28 Şubat’ı, 90’lı yıllarda yaşananlardan bağımsız değerlendiremeyiz.

Turgut Özal’ın ölümünden Eşref Bitlis’in uçağının düşmesine; Uğur Mumcu suikastından Sivas olaylarına her olayın, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından dünyada oluşan Soğuk Savaş sonrası yeniden yapılanma operasyonları olduğunu gözden kaçırmamalıyız.

Kasım 1996 yılında meydana gelen Susurluk kazası aslında Soğuk Savaş sonrası arayışları biraz araladı ancak, 28 Şubat MGK’sı ile gündem bambaşka bir yöne çevrildi. Susurluk olayı ile ilgili Kutlu Savaş’ın hazırladığı raporun hala kayıp veya gizli kalmış sayfalarına ulaşılamadı. O raporda Fetullah Gülen’in adı geçmişti. O tarihlerde Kanal D’de çalışan Tuncay Özkan, Gülen ile bir söyleşi yaparak, o iddiayı Türkiye’nin gündeminden yok etti.

O tarihlerde Fetullah Gülen’in Doğan Medya’nın televizyonlarını nasıl su yoluna çevirdiğini yaşı müsait olanlar hatırlayacaklar. Elebaşı Fetullah’ın, Doğan Medya başta olmak üzere dönemin 28 Şubat medyasının televizyon ve gazetelerinde boy gösterdiği dönemde, Fetullahçı gazetecilerle denk geldiğimiz basın toplantılarında zaman zaman tartışırdık. “Muhafazakar insanlara yönelik zulmün dayanılmaz boyutlara ulaştığı Refah-Yol hükümetinin istifa ettirilip Refah Partisi’nin kapatılmak istendiği bir dönemde nasıl olur da Fetullah Gülen, bu medyada böyle açıklamalar yapar” dediğimde aldığım şu cevabı hala unutamıyorum: “Erbakan bizi MGK toplantısında askerlere hedef gösterdi. Asıl tehlike Fetullah Gülen, siz onun faaliyetlerine odaklanın demiş.” Fetullahçı bir gazetecinin yıllar önce söylediği bu sözler hiç aklımdan çıkmıyor.

17-25 Aralık girişiminden beri 28 Şubat MGK’sının tutanaklarının peşindeyim. Rahmetli Erbakan gerçekten 28 Şubat’ta Fetullah Gülen tehlikesine dikkat çekmiş mi? General yapıldıktan sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı’na atanan, sonra da emekli edilip gözaltına alınınca itirafçı olan Serdar Atasoy, ifadesinde rütbesini 1996 yılında Altunizade FEM’de Fetullah’ın taktığını söyledi. Rahmetli Erbakan’ın, 28 Şubat’ta Fetullahçılara dikkat çekip çekmediğini bilmiyoruz, ancak Serdar Atasoy’un ifadesinden şunu net bir şekilde anlıyoruz ki, birileri irtica ile mücadele adı altında dindarlarla uğraşırken; Gülen, TSK’da 15 Temmuz darbesini yapacaklara rütbe takıyormuş.

Ekonomik tetikçiler panikte

  • PKK’nın Gara’da eli kolu bağlı sivil halde 13 vatandaşımızı infaz etmesinin acısını yaşarken, gündemimiz birden bire Merkez Bankası rezervleri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Gara Operasyonu’nun milletimizde yol açtığı öfkeyi, PKK’nın üzerinden uzaklaştırmak, uluslararası alanda PKK’nın güç durumda kalmasını engellemek için akla ziyan yollara başvurması, bu tespiti bir kez daha doğruluyor. Berat Bey ile ve onun üzerinden şahsımızla ilgili kampanyaya hız verilmesinin amaçlarından biri de budur” ifadeleriyle dile getirdiği meselenin özü bununla sınırlı değil.
  • 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin bir ekonomik kıskaca alındığı ve darbe ile başarılamayan şeyin finansal terör saldırısı ile başarılmak istendiğini sağır sultan bile artık biliyor. 2018 kur saldırısı ile başlayan süreç, küresel fonların rapor ve saldırıları ile devam etti. Yaşanan Kovid-19 salgını ise Türkiye’nin batıp biteceğini arzulayanlar için büyük heyecan oluşturdu.
  • Ancak Londra’daki tefecilerin Türkiye’deki muhasebeciliğini yapanların hesabı tutmadı. Türkiye kur saldırısını da, salgın tehdidini de bertaraf etmeyi başardı. G-20 ülkeleri içinde sadece Çin ve Türkiye büyüdü. Hatta Türkiye ile ilgili kasıtlı negatif tahminlerde bulunanlar bile tahminlerini revize etmek mecburiyetinde kaldı.
  • İşte ekonomik tetikçilerin çılgına dönmesinin sebebi bu. Paniğe kapıldılar, efendilerinin kendilerine verdiği görevi yerine getiremediler. Bunun için panik içindeler. Merkez Bankası’nın rezervleri ne oldu sorusunu soranların önce şu soruya cevap vermeleri gerekir. Londra’daki yerleşikler Türkiye’den bir gecede milyonlarca dolar satın almak için milyarlarca Türk Lirası’nı nereden buldular?
  • Tamam Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndaki döviz rezervleri eridi doğru, ama unutmayalım bir gecede Türkiye’yi krize sokanların elindeki TL rezervleri de eridi. Ellerinde TL kalmadığı için Türkiye’ye operasyon çekmekte zorlananlar, bugünlerde “döviz rezervleri eridi” propagandasıyla operasyon çekmeye devam ediyor. Anlayacağınız, ekonomik tetikçilerin mermisi kalmadı, gürültü ile korkutmaya çalışıyor…
Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.