Ben seni demokrat yapmasını bilirim!

00:0016/02/2001, Cuma
G: 11/09/2019, Çarşamba
İsmet Özel

Bizim ülkemizde demokrat olduğunu söyleyen, gerçek demokrasinin özlemini çeken çok sayıda insanın bulunduğu inkâr edilemiyor. Bu çok sayıda insanın siyasi yapıdaki ağırlığı ne ola diye sorulduğu zaman ise cevap yok. Çünkü biz demokrasiye doğru mesafe kat etmenin değil, demokratik uygulamayı kesintiye uğratmanın ürettiği demokratlara sahibiz.Demokrasi tarihimiz her dönüm noktasında demokrat görüşlü Türklerin sayıca çoğalmalarının tarihidir. Dün totaliter yöntemlerin şahbazı diye bildikleriniz bakarsınız

Bizim ülkemizde demokrat olduğunu söyleyen, gerçek demokrasinin özlemini çeken çok sayıda insanın bulunduğu inkâr edilemiyor. Bu çok sayıda insanın siyasi yapıdaki ağırlığı ne ola diye sorulduğu zaman ise cevap yok. Çünkü biz demokrasiye doğru mesafe kat etmenin değil, demokratik uygulamayı kesintiye uğratmanın ürettiği demokratlara sahibiz.

Demokrasi tarihimiz her dönüm noktasında demokrat görüşlü Türklerin sayıca çoğalmalarının tarihidir. Dün totaliter yöntemlerin şahbazı diye bildikleriniz bakarsınız bugün demokrasi havarisi kesilmiştir. Böylesi bir değişimin kaçınılmaz sonucu olarak siyasi kadrolarımız çoğunlukla bu türden insanlar tarafından doldurulmuştur. Gel gelelim bu insanların Türkiye''de demokratik bir gelişme doğmasına her hangi bir katkı sunduklarına tanık olunmaz. Acaba neden? Çünkü Türkiye''de demokrasi yanlısı sayılan kimselerin düşüncelerinde demokrasi ana hattı teşkil etmez. Demokratlara demokrasiyi cazip hale getiren bu siyasi rejimdeki özgürleştirici ve inşa edici üstün vasıflar değildir.

Türkiye''de demokrasi korumacı ve dokunulmazlık sağlayıcı vasfıyla üstün tutulur. Kendi kendilerine demokrat olmaz Türkler. Demokrat olmak zorunda bırakılırlar. Daha doğrusu bazı Türkler diğerlerini zorla demokrat yapar. Netice itibariyle Türk demokratları için demokrasi zorunlu bir seçimden başka bir şey değildir. Demokrasinin kendilerine can güvenliği sağlayacağına inanan insanlara Türkiye''de demokrat denir.

Demokratik uygulama ilk kez 27 Mayıs 1960''ta kesintiye uğratıldıktan sonra demokrasiyi özleyenler kılıç artıklarından başkaları değildi. O tarihlerde onlara "kuyruk" denirdi. Özellikli bir nesneden söz edildiği besbelli ki kesildikten sonra tekrar uzayan kertenkele kuyruğuna atıfta bulunuyordu. Süreç aynı minval üzere varlığını korudu. 1965''te 240 milletvekiliyle yürütmenin başı durumuna gelen Süleyman Demirel "sandıktan çıktım" nakaratını dilinden düşürmezken 12 Mart 1971 muhtırasıyla yerinden edildikten hemen sonra Thomas Paine''i zikreder oldu. Karşı tarafta sandıktan çıkmalarına imkân ve ihtimal olmadığı için ara tabakalara dayanarak Millî Demokratik Devrim gerçekleştirmek için harekete geçenler vardı.

Onların çareyi totalitarizmden başka bir yerde aramayan eylemleri akamete uğrayınca Avrupa''nın ve karanlık güç odaklarının şemsiyesine ihtiyaç duydular. Netice "son tahlilde" hepsinin demokrat olmalarına vardı. Demokratlaşma kervanına son katılanlar İslâmcı tezleri siyasetlerine malzeme yapanlardır.

Makam ve mevki kapma sürecinde totalitarizmin (ve totalitarizmin vazgeçilmez refiki dalkavukluğun) eşi bulunmaz örneklerini sergileyenler taşkınlıkları sebep gösterilerek indirilen şamarın acısıyla eli kulağa atıp "nerdesin nerde acep ey dîdâr-ı demokrasi" gazelini okur oldular. Görüldüğü üzre kızılcık sopası veya her türlü sopa sayesinde ve her türlü sille ve tekme yardımıyla sayıları günden güne artan demokratlarımız var.

Sıra şimdi Türkçülerde. Nerelerinden ve nasıl darbe alacak olurlarsa olsunlar sonunda onların da başlarına demokratlaşma gelecek.