
Son haftalarda önce İsrail’in sonra da ABD’nin İran’a saldıracağı yönündeki haberler savaş beklentilerini artırırken Başkan Trump’ın İran’dan tam olarak ne istediğinin net olmaması muhtemel senaryoları tahmin etmeyi zorlaştırıyor. Maduro operasyonu sonrasında kendini çok daha güçlü hisseden Trump, Latin Amerika ülkelerine, İran’a ve Grönland’e tehditler savurmuş ama sonrasında retoriğini düşürmeyi tercih etmişti. Venezuela’da ‘kafa koparma’ operasyonuyla yetinerek rejim değişikliğine girişmeyen Trump, Irak’ta olanları hatırlatarak ulus inşası hatasına düşmeyeceğini söylemişti. Grönland’i almak için işgal dahil her opsiyonu masada tutmuş ancak sonrasında askeri opsiyonu kullanmayacağını açıklamıştı. İranlı göstericilere büyük destek sözü veren açıklamalar yapıp rejimi tehdit etmiş ama sonrasında tavrını yumuşatmıştı.
Bütün bu örnekler, Trump’ın sert çıkış yaparak istediği tavizi alınca zafer ilan etme davranışına uyuyor. Ancak Maduro örneğinde olduğu gibi Trump’ın tehditlerini nasıl olsa geri adım atar diyerek görmezlikten gelmek İran için hayati bir hata olur. Tahran da bunun farkında olduğu için müzakere sürecini seçti ancak iki taraf arasında gündemin ne olması gerektiği konusunda derin bir uçurum var. İran sadece nükleer müzakere niyetindeyken Amerikan tarafı nükleer kapasite, füze programı, terör ve insan hakları konularını konuşmak istiyor. Trump yönetimi bu konularda tavizler almayı hedefliyor ancak bunların hepsini içeren kapsamlı bir anlaşmaya varılması çok zor. Son haftalarda bölgeye askeri yığınak yapan Trump’ın hangi tavizleri aldığında duracağı bilinmediği için, nihai hedefinin rejim değişikliği mi, nükleer anlaşma mı yoksa kapsamlı bir detant mı olduğu net değil.
Haziran ayında İsrail’in İran’a saldırması ve Trump’ı da operasyona dahil etmeyi başarması sonucunda, ABD İran’ın nükleer tesislerini vurmuştu. Trump operasyonun sınırlı olacağı mesajını İran’a vererek uzun ve çetrefilli bir savaşa niyeti olmadığını göstermişti. Amerika’nın İran’ın bütün nükleer kapasitesini yerle bir ettiğini iddia eden Trump, İran’ın nükleer kapasitesinin kritik bir kısmını koruduğu yönünde basında çıkan sızdırma haberlere kızmıştı. Netanyahu Trump’ın İran’a verdiği 60 günlük ültimatom biter bitmez harekete geçerek Washington’ı adeta kendi retoriğinin kurbanı haline getirmişti. Bugünlerde ise Amerikan basınında Trump’ın İranlı muhaliflere söz verip yardım etmediği ve bu sözünü tutmadığı takdirde Obama’nın ‘kırmızı çizgiyi’ uygulamaması gibi olacağı yönünde ‘kışkırtma’ analizler görmek mümkün.
Trump’ın Maduro operasyonu sonrasında güçlü hissettiği açık ancak CBS News röportajında ima ettiği gibi Hamaney’i doğrudan hedef alması, bölgesel savaşı tetikleyecek bir adım olacaktır. Bunun farkında olan Arap ülkeleri devreye girerek İran’la müzakereye ikna etmiş görünüyorlar ancak müzakere masasından Trump’ı memnun edecek tavizler çıkması kolay olmayacak. Amerika’nın müzakere kriterlerinin değişmiş olması bunun en önemli sebepleri arasında. Obama döneminde nükleer anlaşma karşılığında yaptırımların kaldırılması net bir teklif olarak ortaya koyulmuştu ancak Trump yönetimi yaptırımların kaldırılmasını nükleer program dışındaki tavizlere bağlamak istiyor. 12 gün savaşında İran’la perde arkasından kontrollü bir çatışma yürütmeye çalışan Trump, askeri operasyonu nükleer tesislerle sınırlı tutup geniş bir savaştan kaçınmıştı. Bunun sonucunda da İran İsrail’e gönderdiği füzelerle yetinerek ABD’yi hedef alan ciddi bir karşılık vermedi.
Trump 12 gün savaşında yaşananlar dolayısıyla İran’la askeri çatışmayı nasıl sınırlandırabileceği tecrübesine sahip. Ancak Trump İran’ın rejimin ulusal güvenlik stratejisini tamamen değiştirmesini gerektirecek talepler ortaya koyarsa hem çatışma ihtimali artar hem de bu sefer savaşı sınırlandırmak mümkün olmayabilir. İran’ın 12 gün savaşından sonra olduğu gibi cevap vermeyeceği düşünülebilir ancak rejimin hayati tehlikede olduğuna kani olduğu durumda bölgedeki Amerikan güçlerini ve müttefiklerini hedef alması uzak bir ihtimal olmaktan çıkar. Trump yönetiminin İran’da rejim değişikliği anlamına gelecek taleplerde bulunması, bölgesel savaşı tetikleyebilir. Trump bundan kaçınmak istiyorsa İran’dan taleplerini net olarak ortaya koyması gerekecek.
İsrail’in öteden beri Washington’ı İran’ın nükleer ve füze kapasitesinin kendisi için varoluşsal bir tehdit olduğuna ikna etmeye çalıştı. İran’la savaşmayı istemeyen veya göze alamayan Amerikan yönetimleri, İsrail’in bu tezinin abartılı olduğunu açıktan söyleyemedi ama politikaları bu yöndeydi. Trump yönetimiyle birlikte askeri müdahaleden kaçınmayan ancak ucu açık savaş senaryolarından uzak durmakta kararlı bir yönetim var Washington’da. İsrail Trump’a 60 günlük ültimatomu ve İranlı protestoculara ‘yardım geliyor’ vaadinde olduğu gibi verdiği sözleri hatırlatarak operasyona ikna etmeye çalışıyor. İsrail’in bölgesel hegemon olma çabasını sınırlamak ve bölgesel bir savaş ortamında taraf seçmek zorunda kalmak istemeyen Arap ülkeleri de Trump’ı müzakereye ikna etme derdinde.
Trump’a İran’da ‘rejimin kafasını koparma’ operasyonunun Venezuela’da olduğu gibi sonuç alacağını salık verenlerin olduğu açık. Trump bunları dinlerse Hamaney’i hedef alıp sonrasında rejimin Amerikan kontrolü ve yönlendirmesinde devam edebileceği hesabını yapabilir. İran’ın Venezuela’yla benzeşmeyeceği kesin olduğu için Amerika’nın Hamaney’i hedef alması yeni bir ucu açık savaş macerasına girmesi anlamına gelecektir. Trump bu senaryodan kaçınmak istiyorsa, müzakere masasında hangi tavizlere razı olacağına karar vermesi gerekiyor. İsrail’in İran’la bölgesel güç mücadelesinde nükleer tehdit algısını kullanarak Amerika’yı İran’ı sürekli zayıflatmaya ikna etmeye çalıştığı açık. Dolayısıyla Trump İsrail’i memnun etmeye çalışırsa İran’ı sürekli baskı altında tutmaya mecbur kalacak. Bunun yerine ABD adına kalıcı ve istikrar sağlayıcı bir anlaşma peşindeyse, İran’dan tam olarak ne istediğine karar vermesi gerekecek.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.