|
Yazarlar

Muhalefeti motive etmek

04:00 . 27/03/2019 Çarşamba

Kemal Öztürk

1969 yılında Ağrı’da doğdu. Orta öğrenimini Sakarya’da tamamladı. Marmara Üniversitesiİletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Öğrenciliği esnasında çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yayınlayarak yazı hayatına atıldı. 1995 yılında Yeni Şafak Gazetesi’nde profesyonel gazeteciliğe başladı. 1997 yılında Kanal 7 televizyonuna transfer oldu ve televizyon haberciliğine başladı. Haberciliğin yanı sıra belgesel hazırlamaya başlayan Öztürk’ün ilk belgeseli Sarıkamış oldu. Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatını konu edinen ilk belgesele imza attı. Sonrasında İlk Meclis, Yemen, 1999 Depremi, Türkiye’de kadın hareketi tarihi ve Halide Edip, Osmanlı Modernleşmesi ve Pera gibi konularda birçok belgesele imza attı. 1999 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın en iyi belgesel ödülüne layık görüldü. 1999 yılında Amerika ve Kanada’ya giderek yabancı dil eğitimi aldı ve belgesel alanında araştırmalar yaptı. 2003 yılında TBMM Başkanı İletişim Danışmanı oldu. İki yıl sonra TBMM Başkanı Başdanışmanlığına getirildi. 2008 yılında AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı olarak görev aldı. 2009 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Basın Danışmanlığı görevine getirildi. İki yıl boyunca Başbakan Erdoğan’ın basınla ilişkilerini koordine etti. 3 Ağustos 2011 tarihinde Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak atandı. 1 Aralık 2014 tarihinde “kişisel prensip ve ilkeleri” nedeniyle, 3 yıl 4 ay sürdürdüğü, AA Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlük görevinden istifa ettiğini duyurdu. 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazarı oldu. 18 Şubat 2015 tarihinde de Katar’ın önemli gazetelerinden Al Şark Gazetesi’nde yazıları yayımlanmaya başladı. İyi derecede İngilizce bilen Öztürk, evli ve 3 çocuk babasıdır.

Kemal Öztürk

Konsensus Araştırma Şirketi’nin Başkanı Murat Sarı, HDP seçmeninin % 25’inin, partisinin adayının olmadığı yerlerde sandığa gitmeyeceğini tespit ettiğini söylemişti yaklaşık bir ay önce. Çok dikkatimi çekmişti.



İstanbul’da, özellikle kritik yerlerdeki başkan adaylarıyla görüştüm. En çok dikkat çektikleri konulardan biri, muhalefet cephesinin motivasyonunun yüksek olduğu yönündeki tespitiydi.

Kürt kökenli seçmenlerin yoğun olduğu yerlerde HDP tabanını merak ediyordum. Zira bazı ilçelerde seçim sonucunu etkileyecek oranda fazla oyu var HDP’nin. Tabii Büyükşehir’i de.

O ilçelerdeki başkan adayları da HDP teşkilatında ve tabanında bir konsolidasyon gördüklerini, sahada sıkı çalıştıklarını ifade ettiler.

Bunun üzerine araştırma şirketlerinin bir kısmını aradım. Son dönem anket yapanlarda, HDP seçmeninin önemli illerde % 85 oranında sandığa gideceğini tespit edenler var. Murat Sarı bu durumun çok fazla değişmediğini düşünüyor. Ama sahada bulunanların kanaati öyle değil.

HDP TABANI SON DÖNEMDE KONSOLİDE OLDU

Antalya, Mersin, Adana, İstanbul, Bursa, İzmir, gibi yerlerde sandığa gidip AK Parti karşıtı adaya oy vereceğini söyleyen ve bunun için çalışan HDP seçmeninde artış var.

Bu durumu tetikleyen şey, son 15 günde Cumhur İttifakı liderleri ve önemli sözcülerinin oldukça sert bir biçimde HDP’ye yüklenmesi olsa gerek.

İşin ilginç yanı ise Ankara hariç, HDP’ye yönelik agresif seçim stratejisi izleyen başkan adayı pek yok. Hatta ‘HDP oylarına talibiz’ imasında bulunan AK Parti adayları bile var.

Beka meselesi üzerinden HDP’yi bu denli ‘düşmanlaştırmanın’ iki amacı olabilir. Ortada duran seçmeni, kötüyü göstererek Cumhur İttifakı’na çekmek, milliyetçi muhafazakar oyları konsolide edip, tahkim etmek.

İTTİFAKLARDA DİĞER ADAYA OY VERME SORUNU VAR

Bu stratejinin ne kadar başarılı olduğunu en kesin sandıkta göreceğiz tabii. Ancak anketlerde sandığa gitmeme ve kararsız kalma oranı en çok milliyetçi muhafazakar oylarda gözüküyor. Ayrıca MHP tabanının, kendi partisinin adayları olmayan bazı yerlerde sandığa gidip oy verme oranını %55 olarak tespit eden araştırma şirketleri bulunuyor.

Bu tespiti sahada test etme imkanım da oldu. Bu yazıyı yazdığım Erzurum’da, Ağrı’da, daha önce gittiğim Antalya, Sakarya ve İstanbul’da birçok AK Partili aday, MHP seçmeninden oy almada ciddi endişeleri olduğunu ifade ettiler bana.

Aynı şekilde AK Parti seçmeninde kendi adayı olmayan bazı yerlerde sandığa gidip oy verme oranlarında da bir düşüş tespit ediliyor.

Yani iktidar cephesinde tabanı konsolide etme stratejisinin tam başarıya ulaştığını söylemek zor. Bu benim ve araştırma şirketlerinin tespiti. Gerçeği sandıkta öğreneceğiz.

Bu arada CHP, İYİ Parti, Saadet ve diğer partilerde başka adaylara oy vermede benzer sorunlar yaşandığını da belirtmeliyim. Sanırım ittifak kültürü henüz oturmadı seçmende.

MUHALEFETİ MOTİVE ETMEK

Peki bu stratejinin yan etkisi oldu mu? İşte bunu en çok HDP tabanında görüyoruz. Saha gözlemlerine çok güvendiğim bir araştırma şirketi başkanı, şu anda İstanbul’da en sıkı çalışan örgütün HDP olduğunu söylüyor.

Hatırlayın, aslında Cumhur İttifakı daha önceki iki seçimde de vardı ve oyları düşmemişti, hatta artmıştı. Ama o zaman Erdoğan ve Bahçeli çok dikkatli bir dil kullanmış ve HDP’yi yok saymışlardı adeta.

Bu arada gerginlikten CHP seçmeni ve teşkilatı içinde kendi iç çekişmelerini unutup, seçime asılanlar son düzlükte arttı. Tansiyonu, suçlamayı, hafif yollu tehditleri arttıran Cumhur İttifakı’na karşı, Millet İttifakı’nda partisine, adayına, oyuna sahip çıkma duygusu daha çok kabardı. Örnek Ankara.

Zaten karşıtlık stratejisinin doğal sonucu budur. Bu stratejiyle kendi tabanını da, karşı tarafı da konsolide edersin. Kimin tabanı çoksa o kazanır.

Buradaki sorun Millet İttifakı’nın bu kez yüksek oya sahip olması. Her iki taraf aynı düzeyde konsolide olsa bile, birçok şehirde bu durum AK Parti ve MHP adaylarının aleyhine olabilir. Adana, Antalya, Bursa, Mersin, Balıkesir, İstanbul gibi.

HDP’Yİ YOK SAYSAYDI NE OLURDU?

İki önemli araştırma şirketinin başkanıyla şöyle bir simülasyon yaptık: Eğer AK Parti, HDP’yi yok saysaydı, CHP’ye ayarında yüklenseydi ve her zamanki gibi kendi projelerini, hizmetlerini anlatsaydı ne olurdu?

İkisinin kanaati de çok önemli değişim olacağı yönünde.

Ben de aynı kanaatteyim. Bir kere İstanbul böyle diken üstünde olmazdı. HDP’nin % 10’luk oyu bu kadar konsolide olmazdı. CHP kendi iç sorunlarıyla daha çok uğraşırdı. Yorgun olan seçmen yüksek gerilimden bu kadar negatif etkilenmezdi.

Bu simülasyonun sonucunu da yine sandıkta göreceğiz.

Ancak gördüğüm o ki, Cumhur İttifakı kendi tabanını konsolide ederken, daha çok muhalefeti motive etmiş gibi.

#Konsensus Araştırma Şirketi
#HDP
#Murat Sarı
#Konsolidasyon
4 yıl önce
default-profile-img
Muhalefeti motive etmek
Kaybolan o çocuk Ahmet
Davos: Enflasyon, büyüme ve enerji
Dijital uygarlık: Miyoplaşma ve uygar barbarlık
Amerika-Almanya kavgası
NATO faşizmine karşı omuz omuza!