
Zonguldak''taki kömür ocağında hayatını kaybeden madencileri İlhan Berk''in şiiriyle uğurlayalım:
“Öyle insanlar gördüm ki / Ölüm peşlerine düşmeye korkardı / Kılları uzamış hayvanların yanı sıra / Ya kuyulara iniyorlar / Ya kuyulardan çıkıyorlardı / Kazmaları kürekleri lambalarıyla / Ya insanlar gibi toprağın üstünde / Ya köstebekler gibi toprağın altındaydılar / Bir düdük sesinde bütün şehir ayaktaydı / Dağlara tepelere doğru bir ayaklanmadır başlıyordu / İkinci düdüğe kadar bütün şehirde tıs yoktu / Uyudum uyandım hep aynı seslerdi / Anladım insanlar bir vardiyaya giriyorlar / Bir vardiya çıkıyorlardı / Anladım en kısa ömür insanoğlunundu / Sonra kurtlar böcekler ve tarla farelerinindi “ (1946)
İlhan Berk''in çok erken dönemine ait ama oldukça “olgun” böyle bir şiiri olduğunu bilmiyordum ya da unutmuşum. Zonguldaklı şair Osman Günay''ın bir yazısında karşıma çıktı. Günay''ın “Türk romanında ve şiirinde maden ocakları” başlığı altına alabileceğimiz iki yazısında cevabını bilmediğim şu soru hakkında epeyce bilgi yer alıyordu: Bizim edebiyat dünyamız da kömür madencilerinin dünyasına, dünyada akla gelen ilk örnekler olan “Germinal” ya da “Vadim O Kadar Yeşildi Ki” benzeri kitaplar armağan etmiş midir?
İsterseniz şiir ile başladığımıza göre bu yolda devam edelim.
“Bu Şiir Kömür Kokar” şiirinden sonra -nasıl gideceğini bilmediğim- Fazıl Hüsnü Dağlarca''nın “Zonguldak Ağıtı” şiiri şu dizelerle başlıyor:
“Bir kömür, bir uzak, bir kara, bir derin, / Ellerin, yeraltında yitmiş kocaman ellerin. / Yıllarca çalışırsın, gündeliğin on lira, / Açsın, susar kuyular bağıra bağıra / Ko yamyassı ayakların balçık toprağa girsin, / Kim yürürse öldürürler bilirsin.”
Ceyhun Atıf Kansu da madencileri şiirine taşımış. Şairin-hekimin ünlü “Kızamık Ağıdı” şiirini hatırlatan biçimde. Birkaç dize de bu (Çaylar Kuyusu) şiirden:
“Yüzbeş işçi indi yeraltına bir postada / Kırksekizi kaldı yeraltında bir postada / İncir Harmanı bölümünde Çaylar Kuyusu / Ağır olur kara gözlü kömürlerin uykusu / Çeker kucağına Ereğlu''dan, Devrek''ten /Nice uykusuz garipleri bir anda uyutur / Çaylar Kuyusu derler bir derin uykudur.”
Bu üç şiirin dışında bir şiir daha var ki, ondan da söz etmek gerekiyor. Aslında bu bir şiir değil, bir “marş”. Behçet Kemal Çağlar da tutup, dönemin ruhuna uygun olarak bir “Madenci Marşı” kaleme almış. Birkaç dize de bu “marş”tan:
“Selam ver selam ver, sesin daha gür / Karaelmas siyah nur demek kömür / Karaelmas siyah nur demek kömür / Alnını sür, alnını sür. / Açık gür alnının kırışıkları / Sönük lamban yener kırışıkları / Sönük lamban yanar çıksan dışarı / Hep ışıkları, hep ışıkları….”
Bu da böyle bir şey işte…
Marştan söz eden Osman Günay, şu yerinde notu düşmeyi unutmamış: “Bugün bu marşın, şiir olarak –hatta marş olarak de diyebiliriz- Zonguldak ve maden işçilerinin gözünde pek bir değeri yoktur.”
Peki ya romanlar? Kömür madencilerini konu edinen romanlar hangileri?
Reşat Enis''in “Afrodit Buhurdanında Bir Kadın” adlı romanında ara kesitler halinde Zonguldak maden ocaklarındaki koşullar anlatılıyormuş. Ancak romanın “eklektik bir yapı”sı olduğu söyleniyor.
Zonguldak-Ereğli kömür işletmelerinde uzun süre memur olarak çalışan Mehmet Seyda''nın “Yanartaş” adlı romanı ve bazı hikayelerinde de madencilerin dünyası merkezdeymiş. Nahit Sırrı Örik ve Ahmet Naim de bu dünyayı eserlerine taşımış yazarlardan.
“Türk Sineması ve Madenciler” başlığının altını nasıl doldurulması gerektiğini bilmiyorum doğrusu. Benim aklıma sadece Yavuz Özkan''ın “Maden”i geliyor.
Buna karşılık müzik dünyası madencileri unutmamış. 1977''deki bir Cem Karaca-Dervişan albümünde (Yoksulluk Kader Olmaz) yer alan “Maden Ocağının Dibinde” bunun bir örneği. Cem Karaca, “Maden ocağının/ Hava yık ışık yok/ Maden ocağının/ Besin yok karın yok” diyor.
Selda''nın “Maden İşçileri” yine 70''li yılların bir şarkısı. “Umutsuz bir sohbahar günüydü / Çocukları uyurken çıktılar Ereğli sokaklarına” dizeleriyle başlayıp devam ediyor.
Grup Yorum''un “Madenciye Ağıt” adlı bir şarkısı var, “Yeniçeltek Ocağı''ndan yükselir çığlıkları” dizesiyle açılan. Mahzuni de yapmış bir madenci türküsü: “Madenciler”.
Toparlayacak olursak: Benim ilk elde edindiğim bilgiler bundan ibaret… Hepsi bundan ibaret değildir muhakkak. Ancak hemen hatırlayamadığımıza göre, bu ürünler-eserler hayatımıza çok girmemiş. Farklı sanat dalları kömür madenlerindeki hayatı Batı''daki örnekleri gibi bize tanıtamamışlar. Madencilerin dünyasına girememişiz. Yeraltında ve yerüstünde yaşayanlar olması gerektiği gibi tanışamamışlar.
O halde ne yapmalı? Sizi bilmem ama ben bu kurak diyarda bir an önce, türünün en iyilerinden olduğu söylenen Grup Yorum''un 1991 tarihli albümünde yer alan “Madenci” şarkısını indirmeye çalışıp dinlemeye koyulacağım… Toprak altında can veren 30 madencinin acısına ortak olmak için, “compassion” için yani.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.