Daha da sıkılaştık. Sıra faizde mi?

04:0028/05/2026, Perşembe
G: 28/05/2026, Perşembe
Levent Yılmaz

Geçtiğimiz Perşembe günü CHP’nin genel başkanının değiştiği kurultaya ilişkin mahkemenin vermiş olduğu “mutlak butlan” kararı sonrası piyasalarda yaşanan gelişmelerin ardından Merkez Bankası’ndan gelen makroihtiyati tedbir hamlesi ile krediye erişimin daha da zorlaşacağı bir döneme girmiş olduk. Bildiğiniz üzere Merkez Bankası sürdürdüğü dezenflasyon programında bir yandan yüksek reel faiz vermeye devam ederken diğer yandan da kredilerde aylık büyüme kısıtları uyguluyor. Özellikle KOBİ ve KOBİ dışı

Geçtiğimiz Perşembe günü CHP’nin genel başkanının değiştiği kurultaya ilişkin mahkemenin vermiş olduğu “mutlak butlan” kararı sonrası piyasalarda yaşanan gelişmelerin ardından Merkez Bankası’ndan gelen makroihtiyati tedbir hamlesi ile krediye erişimin daha da zorlaşacağı bir döneme girmiş olduk.

Bildiğiniz üzere Merkez Bankası sürdürdüğü dezenflasyon programında bir yandan yüksek reel faiz vermeye devam ederken diğer yandan da kredilerde aylık büyüme kısıtları uyguluyor. Özellikle KOBİ ve KOBİ dışı ticari kredilerde oldukça etkili olan ve bir yandan krediye erişimi zorlaştıran diğer yandan da kredi faizlerini politika faizinin ima ettiğinin çok üzerine çıkaran bu kısıtlar geçtiğimiz haftasonu yeniden düzenlendi.

Yeni düzenlemeye göre; 8 haftalık zaman dilimi için KOBİ’lere uygulanan büyüme sınırı %5’ten %4,5’e ve KOBİ dışı krediler için uygulanan %3’lük sınır da %2’ye çekildi. Benzeri şekilde ihtiyaç kredileri, taşıt kredileri ve kredili mevduat hesaplarında da aşağı yönlü güncellemeler yapıldı.

“Mutlak butlan” kararı sonrası rezerv kullanımı ile kurda yukarı yönlü bir şok oluşması engellenirken konunun uzun vadeli olumsuz etkileri ve devam eden İran Savaşı nedeni ile ortaya çıkan yüksek enflasyonist riskleri dengelemek için atılan bu adım ile önümüzdeki dönemde kredi faizlerinde yukarı yönlü bir hareket göreceğimiz aşikar. Zira kredi kısıtları sadece genişlemeyi azaltmıyor aynı zamanda yüksek talebe bağlı olarak faizlerin yükselmesine de neden oluyor.

Ben yüksek faizi olumsuz bir değişken olarak gördüğüm için “faizlerin yükselmesine neden oluyor” ifadesini kullandım. Ancak bu tespiti Merkez Bankası yapsaydı muhtemelen “faizlerin yükselmesini sağlıyor” şeklinde bir kullanımda bulunurdu. Çünkü hem yaşanan enflasyonist dalga nedeniyle hem de yurtiçi yerleşiklerin döviz talebi oluşturması riskini minimize etmek için Merkez Bankası faizleri yükseltmek istiyor.

Hatırlayacağız üzere İran Savaşı’nın ilk başladığı günlerde Merkez Bankası, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vermiş ve dolaylı olarak faiz artışı anlamına gelecek şekilde referans faizin (TLREF) 300 baz puan artmasını sağlamıştı!

Peki bundan sonra ne olacak? Açıkçası piyasalarda geçen sene 19 Mart’ta İmamoğlu’nun gözaltına alınması ile yaşanan olumsuzlukların bu kez yaşanmamasının sağlanması büyük bir başarı. Ancak bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda Merkez Bankası’nın endişeleri oluşmuş olmalı ki hızlıca kredi kısıtlarını daha da sertleştirdi. Bunlara ilave olarak son Enflasyon Raporu’ndaki ara hedef ve tahminlerdeki yukarı yönlü güncellemeleri de göz önüne alırsak Merkez Bankası muhtemelen 11 Haziran’daki Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artışı için hazırlık yapmaya başlamış görünüyor. Zaten pek çok yerli ve yabancı finansal kurum da önümüzdeki toplantı için faiz artışı tahminlerini dillendirmeye başladı.

Elbette ben yeniden bir faiz artışını gereksiz görüyorum. Ancak Merkez Bankası’nın bugüne kadar ki yazılı ve sözlü yönlendirmeleri ile izlediği politika seti beni böyle düşünmeye itiyor. Umarım reel sektörü daha da hırpalayacak böyle bir adım görmeyiz.

#ekonomi
#CHP
#Levent Yılmaz