Miktarsal sıkılaştırmada ilave adım

04:001/02/2024, Perşembe
G: 1/02/2024, Perşembe
Levent Yılmaz

2024 yılının ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yapılan 250 baz puanlık faiz artışı ile politika faizi %45’e yükseltilmiş ve bundan sonraki süreçte miktarsal sıkılaşma ile devam edileceği ifade edilmişti. Hatırlayacağınız üzere ben de konu ile ilgili evvelki yazılarımda politika faizinin geldiği seviyenin yeterli olduğunu hatta artık özel sektörü zorlayan seviyelere ulaştığını ve esas meselenin bankalardaki fazla likiditeden kaynaklandığını belirterek miktarsal sıkılaştırma adımlarında

2024 yılının ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yapılan 250 baz puanlık faiz artışı ile politika faizi %45’e yükseltilmiş ve bundan sonraki süreçte miktarsal sıkılaşma ile devam edileceği ifade edilmişti.

Hatırlayacağınız üzere ben de konu ile ilgili evvelki yazılarımda politika faizinin geldiği seviyenin yeterli olduğunu hatta artık özel sektörü zorlayan seviyelere ulaştığını ve esas meselenin bankalardaki fazla likiditeden kaynaklandığını belirterek miktarsal sıkılaştırma adımlarında geç kalınmaması gerektiğini yazmıştım. Dahası Merkez Bankası’nın Ocak ayındaki PPK toplantısını beklemeden miktarsal sıkılaştırma konusunda mutlaka bir adım atması gerektiğinin altını çizmiştim.

Ancak öyle olmadı. Merkez Bankası önce Ocak ayındaki PPK toplantısında 250 baz puanlık faiz artışı yaptı ve miktarsal sıkılaştırma adımını da beklenenin aksine PPK kararı ile eşanlı değil sonrasında açıkladı. Açıkçası PPK’nın miktarsal sıkılaşma konusunda geciktiği ve adımların sıkılaştırma programı ile uyumlu olmadığı konusunda genel bir algı oluştu. Fakat unutmamak lazım ki Merkez Bankası’nın yerel bankalarla yaptığı swaplar bu konuda bir kısıt oluşturuyor.

Gelelim son zorunlu karşılık adımına. Merkez Bankası son zorunlu karşılık uygulamasında;

Kur korumalı hesaplar için zorunlu karşılık oranlarının 6 aya kadar olan vadelerde %30’dan %25’e indirilmesine,

Döviz cinsinden mevduat/katılım fonu hesapları için Türk lirası cinsinden tesis edilen ilave zorunlu karşılık oranının %4’ten %8’e yükseltilmesine karar vermiş.

Banka bu adımla Türk Lirası mevduata geçişi güçlendireceği ve bankalardaki fazla likiditenin bir kısmını daha çekmeyi öngörüyor. Ayrıca buradaki en önemli hedefin döviz talep edenlerin bir kısmını daha TL’ye geçirmek olduğunu ifade edebiliriz. Ancak döviz kuru konusundaki beklentiler henüz makul bir seviyede çıpalanamadığı için TL’nin faizinden bağımsız olarak tasarruf sahiplerinin döviz talebi de sürüyor.

Bu bakımdan hem enflasyon tarafında hem de döviz kuru tarafında beklentilerin çıpalanması konusu her zamankinden daha önemli duruma geldi. Ayrıca Merkez Bankası’nın rezerv yönetimi ile kuru baskılamaya devam etmesi de olası yabancı sermaye girişi için önemli bir engel oluşturmaya devam ediyor. Fakat bu noktada Merkez Bankası’nın yüksek döviz kuru geçişkenliği nedeni ile enflasyonist baskıları azaltmaya çalıştığını da unutmayalım.

#Ekonomi
#politika
#Merkez Bankası
#faiz
#kur
#2024