Faizlerde kalıcı düşüş için likidite konusunda yapılacaklar

04:0010/08/2019, Cumartesi
G: 10/08/2019, Cumartesi
Levent Yılmaz

Merkez bankacılığının yıllar içindeki gelişimini incelediğimizde bugün uygulanan para politikalarının her ülkenin kendi koşullarına göre şekillendiğini görürüz.Örneğin 1900’lü yılların başında İngiltere’de henüz merkez bankası piyasalarda aktif değilken faizlerdeki aşırı dalgalanmalar en büyük sorundu. Bu yüzden “merkez bankası politika faizi” kavramının ilk çıkışı böyle bir ortama denk gelir. Sonrasında modern bankacılık sisteminin gelişmesiyle birlikte merkez bankasının nihai kredi mercii sıfatıyla

Merkez bankacılığının yıllar içindeki gelişimini incelediğimizde bugün uygulanan para politikalarının her ülkenin kendi koşullarına göre şekillendiğini görürüz.



Örneğin 1900’lü yılların başında İngiltere’de henüz merkez bankası piyasalarda aktif değilken faizlerdeki aşırı dalgalanmalar en büyük sorundu. Bu yüzden “merkez bankası politika faizi” kavramının ilk çıkışı böyle bir ortama denk gelir. Sonrasında modern bankacılık sisteminin gelişmesiyle birlikte merkez bankasının nihai kredi mercii sıfatıyla sistemin merkezinde bulunmasının gerekliliği ortaya çıktı. 1920-1985 yılları arasında monetarist görüş hakim olduğu için para politikaları parasal büyüklükler üzerinden yapıldı. Günümüz merkez bankacılığı ise kısa vadeli faizlerin belirlenmesi üzerinden gerçekleşiyor. O halde 1920 öncesinde temel operasyonel hedef olarak belirlenen merkez bankası politika faizine geri dönüş yaşandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Enflasyon hedeflemesi rejimi olarak adlandırılan bu dönemde yaşanan küresel finansal kriz ve ortaya çıkan büyük ekonomik durgunluğa karşı alınan varlık alım programları, negatif faizler gibi tedbirler halen tartışılmaya devam ediliyor.

BİZDEKİ DURUM NE?

Türkiye 2018 yılında yurtdışı kaynaklı önemli bir finansal saldırıyla karşı karşıya kaldı. Açıkçası finansal saldırı ile beraber dayatılan yüksek faiz ve kredi arzının kısıtlanmasına yönelik baskılar neredeyse kalıcı hasar bırakacak düzeye gelmişti. Ancak sonrasında yürütülen ekonomi politikaları sayesinde finansal saldırının ardından dengelenme sürecinde Türkiye oldukça iyi işler çıkardı. Bazı kritik adımlarda geç kalan Merkez Bankası da yeni dönemle beraber önden yüklemeli bir şekilde adımlar atarak yüksek faizden vazgeçtiğine yönelik mesajı piyasaya vermiş oldu.

Öte yandan Merkez Bankası’nın kısa vadeli faizleri düşürürken bunun bankacılık sistemine geçişkenliğini sağlaması da büyük önem taşıyor. Bunun için de para piyasalarında kısa vadeli Türk Lirası’na olan ihtiyacın azaltılması ve faiz arbitrajı sağlayan özel bankalara fırsat verilmemesi gerekiyor.

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, 31 Temmuz’daki enflasyon raporu basın toplantısında swaplar dahil kısa vadeli Türk Lirası’na olan ihtiyacın 130 Milyar TL seviyesinde olduğunu ifade etti. Bu tutar yine yüksek faiz döneminde uygulanan politikanın miktarsal boyutunu oluşturuyor. Yüksek likidite açığının kredi arzını sınırlandırdığını görüyoruz. Bu durumda, Merkez Bankası’nın repo işlemleri ile geçici olarak fonlama yerine kalıcı likidite vermesinin hem kredi arzının artışına hem de fonlama maliyetlerinde kalıcı düşüşe katkı sağlayacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

BANKALAR NE YAPIYOR?

Bir süredir özel bankaların bazı davranışları dikkatimi çekiyor. Örneğin bunlardan bir tanesi bankaların sistemdeki mevduatı krediye dönüştürmek yerine interbank piyasalarında para kazanmaya yönelik işlemleri. Açıkçası bu işlemlerin Merkez Bankası’nın faizleri düşürmeye yönelik izlediği yeni stratejiye zarar verdiğini düşünüyorum. Bir diğer dikkatimi çeken nokta da yeni dönemle beraber bankaların bu işlemleri artırması. Bu durumun önüne geçmek için özel bankaların kısa vadeli para piyasası operasyonları ile faiz arbitrajından para kazanmalarına izin verilmemesi gerekiyor. Bu kapsamda Merkez Bankası’nın gecelik vadede borç alma faizinden yapacağı işlemlerde kısıt olmamasının faiz arbitrajına alan açtığını öngörürsek, bankaların merkez bankasına gecelik vadede devredebilmesi imkanının sınırlandırılmasının ve borç alma faizinin caydırıcı bir seviyeye çekilmesinin piyasa likiditesinin kalıcı olarak artmasına katkı vereceği görülecektir.

#Merkez Bankası
#Faiz
#Mevduat