|
Yazarlar

İYİ Parti/HDP düellosu: Arkası gelir mi? İttifak zarar görür mü?

04:00 . 4/11/2021 Perşembe

Mehmet Acet

1976 yılında Taşkent’te doğan Acet, ilk ve orta tahsilini Taşkent’te tamamladı. İstanbul Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun olan Acet mesleki kariyerine 1995 yılında TRT’ de staj yaparak adım attı. 1996 yılında Kanal 7 Dış Haberler Servisinde Muhabir olarak çalışmaya başladı. Bir yıl sonra Meridyen isimli dış politika programının yapımcılığını üstlendi. 1999 yılında Kosova’ dan savaş görüntülerini dünyaya geçen ilk gazeteci olarak ismini duyurdu. Daha sonra keskin bir dönüş yaparak diplomasi ve AB haberleri üzerinde yoğunlaştı. 2000 yılında Kanal 7’nin Brüksel temsilciliğini üstlendi. 1999 Helsinki zirvesinden 17 Aralık Brüksel zirvesine kadar uzanan süreçte AB - Türkiye ilişkilerini de ilgilendiren bir çok zirveyi yerinde takip etti. Son 7 yılda Orta Asya’ dan Amerika’nın batı yakasına kadar uzanan coğrafyayı gezerek bulunduğu ülkelerden haber ve dosya çalışmalarına imza attı. Kanal 7 Ankara temsilciliğine atanmadan önceki son çalışması Amerika’daki Ermeni Diasporası başlıklı dosya oldu. 2005 yılında Kanal 7’nin en genç yöneticisi olarak Ankara temsilciliğine atandı.

11 yıldır Kanal 7’nin Ankara Temsilciliğini yapan Acet, Kanal 7 ve Ülke tv de haftalık siyasi programlar yapmaya devam etmektedir.

İyi derecede İngilizce bilen Mehmet Acet evli ve iki çocuk babasıdır.

Mehmet Acet

Dün Meclis’te iki partinin, HDP ve İYİ Parti’nin Meclis grup toplantıları vardı ve bu toplantılar pek sık rastlanmayan bir söz düellosuna sahne oldu.

Önce İYİ Parti Genel Başkanı sıfatıyla Meral Akşener konuştu, HDP/PKK ilişkisine dair kendisinden son dönemde ‘az duyulan’ sözler sarf etti.

Siirt’te bir HDP’linin
“Burası Kürdistan”
çıkışını hatırlatan Akşener,
“Neye şaşırıyorsunuz, bu adam HDP’li. Biz HDP’yi terör örgütü PKK’nın yanında konumlandırıyoruz. ‘Kürdistan’ söylemi kime ait? PKK’ya”
ifadelerini kullandı.

Bu konuşma bittikten hemen sonra HDP’nin grup toplantısı başladı.

Partinin Eş Başkanlarından Mithat Sancar, Akşener’in bu sözlerine “Acizsiniz” diyerek cevap verdi:

“İktidar ne kadar aciz ise, HDP’ye iktidar diliyle saldıranlar da o kadar acizdir. HDP şuradadır, buraya konumlanmıştır demek üretecek söz bulamamak, kendisine söylenen itirazları, eleştirileri hazmedememek demektir.”

Bu düellonun sonu nereye varır diye soracak olursanız, varacağı bir yer yoktur diye cevap veririm.

Meral Hanım, Siirt’te karşılaştığı ‘sürprize’ o anda hazırlıksız yakalandığı için, üzerinde düşünerek verebileceği cevabı verememenin eksikliğini hissettiği için Meclis grubunda o sözleri sarf etmiş oldu.

HDP tarafı ise, İYİ Parti’ye
‘had bildirme’
anlamında başından beri
‘elini korkak alıştırmadığı’
için rahatça cevabını verebildi.

Bu kadar işte.

Hepsi bu.

Ona bakarsanız daha önce Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden söylediği, içinde
‘faşizm’
geçen cümleler hatırlandığında Mithat Sancar’ın söyledikleri, ‘mutedil eleştiri’ olarak kalır.

Demek istediğim, İYİ Parti ile HDP, siyasi yelpazenin iki ucunda yer alıyor olsalar da, ara sıra böyle söz düellosuna girseler de, ‘hedef ortaklığı’ anlamında birbirlerini kollamak zorundalar.

İpleri tümden koparmamak zorundalar.

Sözlü ihtilafları eylemsel ihtilaflara dönüştürmemek zorundalar.

Niçin?

Çünkü siyasi hedeflerine ulaşmanın yolu, bu zorunlu birliktelikten geçiyor.

Tekrar edeyim, Meral Hanım’ın yukarıda aktardığım
“HDP’yi terör örgütü PKK’nın yanında konumlandırıyoruz”
şeklindeki sözlerini, HDP ile aynı ittifak paydaşı olmaktan duyduğu rahatsızlığın bir dışavurumu olarak görmek doğru bir analiz olmaz.
Öyle olsaydı Akşener, HDP’yi PKK’nın yanında konumlandıran bu sözlerini Siirt’te karşılaştığı durum bağlamında değil de, mesela CHP’nin Irak ve Suriye tezkeresine HDP’nin talebini/şartını kabul ederek
‘Hayır’
demesi ile ilişkilendirerek pekâlâ dile getirebilirdi.
“Nasıl böyle bir şey yapabilirsiniz”
diye sorabilirdi.
“HDP’nin PKK ile aynı yerde konumlandığından haberiniz yok mu”
diye sorabilirdi.
“PKK’nın, YPG’nin Türkiye için bir tehdit olduğunu gerçekten kabul etmiyor musunuz”
diye zorlayabilirdi.

Fark edildiyse, CHP’nin, HDP ile neredeyse ‘stratejik ortaklık’ deklarasyonu anlamına gelen o tutumuna İYİ Parti içinden hemen hemen hiç ses çıkaran olmadı.

“Şimdiye kadar her seferinde
“Evet”
oyu verdiğiniz Irak ve Suriye tezkeresi için şimdi neden
“Hayır” dediniz”
diyen olmadı.

CHP, Libya tezkeresi için böyle davranmış olsaydı, kafalarda daha az soru işareti oluşabilirdi.

Oysa Irak tezkeresi demek, Suriye tezkeresi demek doğrudan PKK ve terörle mücadele tezkeresi anlamına gelir.

Ancak görünen o ki, bu son gelişme de, İYİ Parti içinde bir ‘dertlenme’ duygusu oluşturmamış.

CHP’nin gizli gündemi ne olabilir?

  • Salı günkü grup konuşmasında MHP lideri Devlet Bahçeli,
    “CHP’nin gizli bir gündemi”
    olduğundan söz ederek, “Arkadaşlarımızı Anadolu’ya gönderiyorum dedi.
  • Şu sözlerle:
  • “CHP’nin gizli gündemini halkımıza ifşa etmek amacıyla arkadaşlarımızı Anadolu’ya gönderiyorum. CHP, HDP’yle birlikte tezkereye hayır, PKK’ya evet demiştir. Bugünkü CHP, Kurtuluş Savaşı yıllarında olsaydı, yeri ve siperi kesinlikle düşmanın yanı olurdu.”
  • CHP’nin HDP ile stratejik ortaklığa yürüyüş deklarasyonu anlamına gelen tezkere kararı, haliyle milliyetçi çevrelerde büyük rahatsızlık uyandırdı.
  • Bahçeli’nin yukarıdaki sözlerini bu bağlamda değerlendirmek gerekir.
  • Bahçeli’nin bu sözlerinde yer alan
    “CHP’nin gizli gündemi”
    vurgusu önemli.
  • Acaba ne olabilir o gizli gündem?

#HDP
#İYİ Parti
#Meral Akşener
1 yıl önce
default-profile-img
İYİ Parti/HDP düellosu: Arkası gelir mi? İttifak zarar görür mü?
Yuvarlak masa sandıktan umudunu kesmiş
Pompeo’nun kitabı
Enflasyon Raporu ve beklentiler
Siyasi iletişimde madde mi; mana mı?
Mayayı nasıl çalalım?