Yazarlar Bardak mı, ne bardağı?

Bardak mı, ne bardağı?

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Çok bilinen, sıkça kullanılan bir benzetme.

Yarısı su dolu bardağa bakış üzerine.

Derler ki…

İyimser olanlar, bardağın yarısında su olduğunu söyler, kötümser ise yarısının boş olduğunu.

O yüzden olumlu bakmak isteyenler, bardağın dolu tarafını görmeyi tavsiye eder.

Kötümserlik bu kadarla kalsa iyi.

Bazıları var ki bardağı görmez.

“Hani nerede bardak? Ortada bardak mı var? Göstersinler bardağı.”

Bardak örneği değişebilir.

Bazen tank olur, bazen yıllık ihracat raporu.

Nasıl, tanıdık geldi mi?

*

Türkiye ihracat rekoru kırdı. 12 ayın 11’i yeni bir rekorla tamamlandı ve sene itibariyle de güzel bir rekora imza atıldı.

Yapılacak değerlendirmeleri önceden tahmin etmek zor olmaz diye bu örneği verdik.

CEVAP HAKKINI NASIL KULLANMALI?

Canlı yayınlanan bir tartışma programı.

Beş altı kişi oturmuş, gündem üzerine hararetle konuşuyor.

Hâriçten biri telefonla arayıp ismi geçtiği için “cevap hakkını kullanmak” istediğini söylüyor.

Haksa hak tabii.

Yayına alıyorlar.

İsmi geçen muhterem zat, söyleyeceğini söyleyip hemen ayrılacağını söylüyor.

Yarım saate yakın konuştuktan sonra sözünü tamamlayıp göstermelik bir “iyi akşamlar” ile bitiriyor sözünü.

“Ben oradakilerle tartışmam. Onlarla muhatap olmam. Sözümü söyler çekilirim” demekten başka bir anlamı yok.

*

İsmin geçtiği için cevap veriyorsan, gündemi meşgul eden ciddi bir konuda tartışmaya girdiysen, sözüne gelecek itirazları da göğüslemelisin.

Ya da sonradan söylenecek sözleri, yapılacak itirazları, ortaya konulacak yeni fikirleri kabulleneceksin.

Öyle vur-kaç taktiği ile bir yere varılmaz.

Terör örgütlerinin baskını gibi olur.

Konu da açıklığa kavuşmuş sayılmaz.

SORU YOK, SORU YOK!

İki parti yetkilileri bir araya gelip görüşüyor.

Toplantı bitince dışarı çıkıyorlar.

Zira orada gazeteciler bekliyor.

Soru soracaklar.

Fakat hayır.

Soru alınmıyor.

Sadece fotoğraf çektiriyorlar.

Kameralara sırıtıp tokalaşıyor ve slogan atmadan, sessizce ayrılıyorlar.

Ne kadar da medenî bir davranış ama!

Acaba hangi soruların gelmesini istemediler?

Acaba neyin sorulma ihtimali onları rahatsız etti?

*

Haberciler orada kala kalıyor.

Soracakları sorular ellerindeki kâğıtlarda, kafalarında, ceplerindeki küçük not defterlerinde…

Madem ki soru sorulmasını istemiyorsunuz, gazetecileri çağırmayın.

Kendiliğinden geldilerse, gönderin gitsinler.

Partinizde fotoğrafçı mı yok?

Çektirin, servis edin.

*

Yine de bu bile bir gelişmedir.

Evvelce yapılan görüşme sonrası birlikte fotoğraf vermekten bile kaçınanlar vardı.

Ev sahibi parti yetkilisi arka kapıdan çıkıp gidiyor yahut odasında oturup kalabalığın dağılmasını bekliyordu.

Belki ileride soru gelmesinden korkmadıkları günlere de ulaşırız.

Sorulacak sorudan korkarak siyaset yapılmaz ki.

Hamama girince terlemek istemiyorsan, yağmurlarda saçak altında bekle.

Eline de bir sabun al, yıkan.

BUZ TUTAN DUDAĞI HARFLER

Yasin Mortaş’tan bir güzel şiir ile sözü bitirelim. “Buz tutan dudağa harfler”

dostum / saat kara bir ayaz / yine bana lirik şiirler yaz

vakit buz gibi / ve bir ekmek arasıdır akşam / ısırdıkça kırıyor dişlerimi

şairim / Akif söyle ki / Kıbrıs, yalnız yağmurlar gibi / cebinde bulanık ırmaklar mı taşırıyor

bakışların gözlerine muhalif mi / saatler dakikaya / günler aya / ve acılar akşama mı karışıyor

sen yine / kırık bir ışık gibi / dudağındaki tebessüm lekesi / onu da Maraş’ta mı unuttun

bak / Yeni Şafak / ağlayanların sessiz yurdu oldu / senin unuttuğun sokaklarda

demli bir ağlamayı / ve hıçkıran ateşleri / barıştırarak içtik de / dudağının izi kaldı / kırık bardaklarda

ey destan yüzlü / ahret yüklü dostum / sensiz / bir başak daha eğildi / tanelerini toprağa bağışlayarak

yağmurlar içirdiğin / Trabzon Caddesi çok değişti

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.