Yazarlar İstiklal Marşı sizin neyinize?

İstiklâl Marşı sizin neyinize?

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Dünyanın en güzel, en anlamlı millî marşı olan İstiklâl Marşı’mızın kabulünün yüzüncü yılı dolayısıyla kutlama mesajı yayınlayanlara baktım da…

Ne görelim?

Bazıları galiba yanlış anlamış.

İyi niyetli bir yorumda bulunmak isteyince, yanlış anlamaya işaret etmek mümkün.

Yoksa milleti aptal yerine koyma eğilimi öne çıkar.

*

Öyle ya…

Gökyüzünde dalgalanan nazlı hilâlimize düşman olanlar, şanlı sancağımızı indirmek isteyenler, nasıl olur da maksadını unutabilir?

Nasıl olur da niyetini gizleyebilir?

“Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” mısralarını nasıl benimseyebilir?

Bizim de buna inanmamızı nasıl bekleyebilir?

Hafızamız bir anda silinmiş olmalı buna kanmamız için.

*

Okullarda İstiklâl Marşı törenleri sırasında saygısızca davranan öğretmen kılıklı teröristlerin yaptıklarını unutmadık.

O şımarıklıkların hepsi kayda geçti.

Bütün öğrenci ve öğretmenler tören için bir araya gelmiş, İstiklâl Marşı söylerken, onlar ne yapıyordu?

Törene katılmamayı marifet bilmekteydiler.

Demir kapıyı çarpıp çıkıyorlardı.

Orada bulunmak zorunda kalanlar arasında İstiklâl Marşı’yla dalga geçmeye çalışanlar vardı.

Kimi ellerini göğsünde kimi arkasında birleştiriyor, küstahça sakız çiğneyip, aklınca protesto ediyordu.

Bunların İstiklâl Marşı’na inancı, saygısı olabilir mi?

*

“Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl” demek, onlar için ne anlam ifade edebilir?

Neresini kabullenebilirler?

Ezanla dalga geçenlerle aynı kefede yer alamayız.

Namazı tiyatroya çevirip, dağ başında yerlerde yuvarlananlarla bir olamayız.

Camileri, okulları basan, öğretmenleri ve öğrencileri öldürenlerle aynı güneşte ısınmak bile alçaklıktır.

*

Bizim için ‘şehit’ ne demektir, onlar için ne demektir?

Karşılığı aynı değildir, olamadı.

Olması da mümkün değil.

Kelimelerden hep başka anlamlar çıkarıyoruz.

Bizim ‘yaşasın’ dediğimiz ne varsa, onlar tam tersini söylüyor, tam tersini anlıyor ve o anlayışa göre gereği neyse, yerine getirmek için uğraşıyorlar.

Nasıl bir olalım?

*

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” demişse Mehmet Âkif, biz tek yürek olur, onun kast ettiğini her zerremizde hissederiz.

Bir de onlara soralım, ne anladıklarını.

Biz İstiklâl Marşı’nı gözlerimiz dolarak söylerken, onlar geviş getirir gibi sakız çiğneyip balon patlatırlar.

Onlarla nasıl bir olalım?

*

Bir de onların avaneleri var.

Yardakçıları, yardımcıları, işbirlikçileri…

İyi tanıyorsunuz.

Sicile bakınca, “keşke hiç tanımasaydık” dediğimiz tipler.

Onların koluna girip yürüyenlerle, aynı sofrada buluşanlarla, ayna çanağı kullananlarla, aynı maksadı taşıyan, aynı hayali paylaşanlarla nasıl bir olalım?

*

Şimdi geçmişi yok sayar gibi, İstiklâl Marşı’nın yüzüncü yılı dolayısıyla mesaj yayınlıyor, aynı kâğıdın altına imza atıyorlar.

Bu tutarsızlık, bu ikiyüzlülük kabul edilebilir bir hareket değil.

Ayıptır ama bunlarda utanma da yok.

Biraz haysiyet olsa, o imzayı geri çekerler.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.