
Muharrem İnce, bir anlamda debbağ olmuş. İktidara çattığından daha fazla CHP’e çatıyor.
Çok sevdiğinden mi?
Alakası yok. Oy alacağı kitleyi bildiğinden. Kemal Bey’i yerden yere vuruyor.
Söyledikleri hiç yabana atılır cinsten değil. Bütün eleştirileri haklı. Hem içeriden biri, hem dışarıdan. Öncesi ve sonrası itibarıyla.
Sözlerinin altına imza atılır.
Fakat bir dakika. Gariplik var. Bir yerde bit yeniği görünüyor. Bariz bir çelişki.
Seçim ikinci tura kalırsa, Kemal Bey’i destekleyeceğini açıklaması...
Bunca eleştiri, nereye gitti? Doğru değil miydi o sözler? Muharrem Bey yalan yanlış mı konuşuyordu?
Eğer söylediklerinde samimiyse, semtine bile uğramaması gerekir. Destek ne demek!
Mesele memleket ise, asla Kemal Bey’e destek vermemesi beklenir.
Ülke çıkarı, parti çıkarı ve şahsi çıkar sıralamasını şaşırmak olmaz. Bu sıralamayı tersine çevirmek veya orta yerinden dönüş yapmak, vatanseverliğe sığmayacak bir tavır.
Gariplik büyüyor, bit yeniği büyüyor. Çelişki kar topuyken dev bir çığa dönmek üzere.
Eğer dediği gibi yürürse, o çığın altında kalır memleket. Gemiden ayrılanların, terk sebebi bu. Görmüyor musunuz?
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bay Kemal” diye hitap etmeye başladığında, Kemal Bey önce rahatsız oldu.
Sonra ses çıkarmadı.
Son aşamada kabullendi. Dahası, kendi de kullanır oldu. Kendinden bahsederken bile “Bay Kemal” dediğini duyduk. Rakibin elindekini, kendi lehine çevirmek taktiği diyelim biz buna.
Daha sonra Cumhurbaşkanı “Baybay Kemal” hitabına geçti.
Eğer seçime bu kadar kısa zaman kalmasaydı, Kemal Bey bunu da sevimli hâle getirme gayretine girebilirdi.
*
Esasen “Bay Filanca” olmak kolay değildir. Öncelikle başına bir fötr şapka gerekir.
Nereden biliyorum? Bizim köyde bir “Bay Mesut” vardı, ondan.
“Bay Mesut’un torunu, Bay Mesut’un bahçesi...”
Bay Mesut vefat edeli çok oldu. Torun büyüdü, koca adam oldu, bahçe duruyor. ‘Föter’ ne oldu, kim bilir! Fakat lakap devam ediyor.
Adam yirmi yıl önce komaya girmiş. Seneler boyunca, dünyadan habersiz yatakta kalmış.
Nihayet uyanıyor ve iyileşiyor. Yirmi yıl önceki gibi sanıyor hayatı.
Yirmi yıllık hastane masrafının nasıl ödeneceğini düşünüyor. Hastanelerin bedava olduğundan haberi yok.
Su tankeri sırasına girmek için sabahın köründe evden çıkıyor. Ana dilinde konuşmanın yasak olduğunu sanıyor.
Hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını anlaması zaman alıyor. (Alır tabii. Hâlâ bunu idrak edemeyenler az mı? )
Nihayet başörtülü kızının subay kıyafetiyle eve geldiğini görmesin mi?
Yok artık! Bu kadar da olmaz denecek bir durum! Fakat oldu işte.
Bu reklâmı hazırlayanları tebrik edelim. Hassasiyeti olan için, göz yaşartıcı bomba etkisi var.
Bir hususta eleştirelim. Evin içine ayakkabıyla girmek, o yapıdaki bir aile için abes.
Araya bir “Baba seni bahçeye çıkaralım” sahnesi konmalıydı. Ki kız botlarıyla gelebilsin.
Ziraat Bankası’nın yeni reklâmı da muhteşem. Ayçiçeğinin dağların ardından güneş gibi doğması... Pamuk gibi bulutlardan ‘gibi’nin çıkarılması ve bulutun pamuğa dönüşmesi... Uzayda bir kovandan, petekle bal çıkarılması... Tarlada çift süren traktörün izlerinin alındaki çizgiler hâlini alması... Keçiyle horozun kocaman, devden bile büyük; gökdelenlerin ise ekin boyunda olması... Güneş paneline kelebek konması... Hepsi çok güzel.
Mazhar Alanson’un “Tam ortasındayız yağmurun, karın, soğuğun...” demesi güzelliği artırmış. Eleştirecek bir tarafı yok.
*
Ziraat Sanat reklâmı ise en başından beri sıkıntılı.
Ünlü ressamların resimleri ekrana geliyor ve çok acelesi varmış, bir yere yetişeceklermiş gibi hızla geçiyorlar.
“Ressamın adı, resmin adı, resmin tarzı, resmin ebadı” gibi bilgiler alt alta satırlar hâlinde, ekranda bir saniyeliğine görünüyor. En altta da “Ziraat Sanat” logosu yer alıyor.
Bu kadar kısa sürede o bilgileri mi okuyacağız, resmin güzelliğine mi bakacağız? Resim dediğin, malûm, seyretmek içindir. Bazen bir saat baksak az gelir.
Her resim için ayrı bir reklâm yapılmalıydı. Kayak yapar gibi hızla geçmesi kimseye fayda etmez. “Âdet yerine bulsun, resimleri gösterdik işte” denilebilir mi? Bu, tam anlamıyla yasak savmaktır.
“Hana Vardık Yağmur Dindi” isimli kitabım İz Yayıncılık’tan çıktı. Yarın 17.30’da müsaitseniz Üsküdar Kitap Fuarı’nda imza gününde beklerim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.