
Dinle Şakirt!
Al Capone'u bilirsin… Meşhur gangsterdir. Scarface, yani 'yaralı yüz' olarak da bilinir. Brian de Palma'nın yönettiği, Al Pacino'nun başrolünü üstlendiği aynı isimli bir film vardır hatta.
Al Capone, neden gangster olduğunu şöyle izah eder:
“Çocukken her akşam yatmadan önce ve aklıma geldiği her an Tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı'nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı'ya günahlarımı affetmesi için dua ettim.”
Kötülük, çoğu kez, amaçla değil, o amaca giden yolu tercihle şekillenir.
Ey Şakirt! Daha önce hiç fark ettin mi, bilmem. Gönül verdiğin Fethullah Gülen'le Al Capone arasında bir benzerlik var. Al Capone nasıl ki
ile
arasında tercihte bulunurken kötü yolu tercih etmişse, Fethullah Gülen de 40 yıllık çabasını
meşru yollardan
yerine
üstüne kurmuştur.
Her ikisi de amacını gerçekleştirmek için kötü yolu mubah görmüş, o kötü yolda mesafe kat edebilmek için “
” kurmuş, bütün mesaisini, bütün aklını, bütün gücünü amiyane tabirle üçkâğıt yapmaya, fırıldak çevirmeye harcamıştır.
Etkili yerlere adamını mı yerleştireceksin, ne gerekiyor, üstün KPSS başarısı… Emek harcamana gerek yok, soruları ve cevapları ele geçir, sohbet evleri denilen karargâhlarda bunları dağıt ve şakirtlerini devletin etkili yerlerine yerleştir. Öyle ye da böyle, istediğini aldın mı? 'Çaldın' kelimesinin başındaki ç'yi görmezsen, hiç kuşkusuz evet, istediğini aldın.
Şimdi, kendine bir sor: Soru hırsızı birinin bisiklet hırsızı Al Capone'dan ne farkı var?
Bir yerde hukuk mücadelesi mi lazım, Fethullah Gülen'in bizzat bir sohbet esnasında, senin gibi şakirtlere işaret ettiği 'erdemli yolu' hatırla: “Orda icabında mahkemenin altını üstüne getireceksin, avucuna alacaksın. Arkadaşlara diyorum ki ben; bin döktüreceksin, belki geriye biri dönecek! Bir milyar vereceksiniz, on milyonluk tazminat davası açacaksınız. Yani bu da mahkûm etmektir yani. Avukat da kiralayacaksınız, hâkim de kiralayacaksınız!”
İnan bana, Al Capone da öyle yapıyordu… Avukat da kiralıyordu, hâkim de kiralıyordu. Bir 'davayı' kazanmak uğruna her yolu meşru görüyordu.
Daha bitmedi… Al Capone haraç adı altında esnaftan para topluyordu; senin gibi şakirtlerin aidiyet duyduğu cemaat de himmet adı altında para topluyordu. Ancak himmet denildiğine bakma, o ayki himmeti veremeyenlerden senet alıyorlar, o senet ödenmezse, icraya veriyorlardı. Bak ve gör, kılıfın içindeki hançere odaklan, himmetin içindeki haracı görebilirsin o vakit.
Al Capone ile Fethullah Gülen'in en önemli ortak noktasına gelince… En büyük benzerlikleri devlet içindeki kadrolaşmalarıdır…
Al Capone'u diğer birçok mafya babasından ayıran özellik, mafya teşkilatlanmasını devlet içinde kadrolaştırmasıydı. Birçok vali ve belediye başkanıyla yakın dostluk kurmuştu; o vali ve belediye başkanları emrinden çıkmıyorlardı. Al Capone'un yaptıklarına bu nedenle ses çıkarılmıyordu.
Hocaefendinize ne kadar çok benziyor değil mi? Fethullah Gülen de cemaatini devlet içinde kadrolaştırmıştı. Fethullah Gülen de ülkenin dört bir yanında kaymakamlar, valiler, belediye başkanları, siyasetçiler ile yakınlık kurarak işlerini yürütüyordu.
Al Capone'un da emniyet teşkilatı içinde kendine biat eden adamları vardı, Fethullah Gülen'in de… Al Capone'un da yargı içinde kendine biat eden adamları vardı, Fethullah Gülen'in de…
Al Capone Büyük Buhran yıllarında ABD'nin komünizm dalgasından etkilenmemesi için çalışıyordu, Fethullah Gülen de 12 Eylül sonrasında Türkiye'nin komünizm dalgasından etkilenmemesi için hizmet ediyordu. Bu yolla, her ikisi de, vatanseverlik rolünü oynuyor; her ikisi de devlete yaranmaya çalışıyordu.
Al Capone mafya teşkilatını devlet kademelerine taşıdığı için “
” kurucusu sayılıyordu, Fethullah Gülen de teşkilatını devlet içindeki kadrolardan oluşturduğuna göre “
” kurucusu sayılır.
Şimdi, sen ve senin gibi şakirtler diyeceksiniz ki, Hocaefendi'yi bir mafya lideriyle nasıl kıyaslarsın, biri insanlara yardım ediyor, öteki insanlara zarar veriyordu… İş, iyilik meleği gibi görünmekse, Al Capone gibisini bulamazsın.
Al Capone da kazandığı servetle derneklere bağışlar yapıyor, bu nedenle halk kahramanı gibi görülüyor, hatta bazı kesimlerce modern Robin Hood kabul ediliyordu.
Yalnız, Fethullah Gülen ile Al Capone arasında bir fark var.
Al Capone, her ne kadar devlet içinde örgütlenmeye çalışmış olsa da, “
” kadar ileri götürmemişti işi… Fethullah Gülen, 17-25 Aralık operasyonlarıyla sadece hükümeti devirmeye yeltenmekle kalmadı, bu ülkenin ordusuna, istihbarat teşkilatına, bankalarına, bütün mal varlığına el koyacak kadar ileri götürdü işi. 17-25 Aralık sadece hükümeti devirme planı değildi, devletin tamamını ele geçirme operasyonuydu.
İşte tam bu noktada, Gülen, yarışı Al Capone'dan önde götürüp Hassan Sabbah'a yaklaşıyordu…
Hasan Sabbah başarabilseydi, Büyük Selçuklu Devleti'nin tamamına el koyacaktı, Gülen de, başarabilseydi, 17-25 Aralık Operasyonlarıyla Türkiye'ye el koyacaktı. Çok şükür, deşifre oldu ve başaramadı.
Son söz Şakirt!
İslam, amaca ulaşmak için her yol meşrudur diyen Makyavelizm'i reddeder… Müslümansan, savaşta bile olsan kuralların, ilkelerin, ahlakın olur… Kadınları, çocukları, sivilleri öldüremezsin mesela… Kazanmak için her yol mubahtır diyemezsin. KPSS sorularını çalamazsın, örneğin… Emek harcamadan, ter dökmeden, hakkın olmayan bir şeye el uzatamazsın. Avukat tutabilirsin ama savcı kiralayamaz, hâkim satın alamazsın… İnsanlara, kamu çalışanlarına rüşvet vermeyi savunamazsın, tavsiye de edemezsin. Bütün bunları yapıp, başkaları hakkında sahte hesaplar üzerinden “haramzadeler” diye kampanya yürütemezsin. Bunları yapıyorsan da, ha Al Capone'un adamlarından biri olmuşsun, ha Fethullah Gülen'in şakirtlerinden biri…
İsmet Özel'in Jazz şiirini oku… O şiirde “ben papatyaları şımartmadım diye oldu / Mata Hari'ler casus, Al Capone'ler gangster” diye bir bölüm var. Şimdi gidip söyleyin Hocaefendinize, gerçekten söylediğiniz gibi münzevi bir hayat yaşıyorsa, devleti ele geçirme planları yapmak yerine, ince insanların yaptığı işlerle uğraşsın biraz, papatyaları şımartsın mesela. Çünkü… O papatyaları şımartmadı diye oldu, şakirtler casus, Al Capone'lar gangster!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.