Hadi daha erken bir dönemde intihar eden Süleyman Askeri'nin eksikliği dramatik gösteri bölümünde telafi edildi diyelim ama ya Selman-ı Pak'da İngilizleri mağlup edip Kutu'l-Amare kalesine sıkıştıran Irak ve Havalisi Komutanı Nureddin Paşa'yı ne yapacağız? Sadece konuşmaların sonlarında ve sadece ismen zikredilen bu paşamızın talihsizliği böylece katmerlenmiş oldu.
Resmi tarih tarafından dışlanan ve adı asla anılmayan Sakallı Nureddin Paşa'nın Kutu'l-Amare'de neler yaptığını Necati Fahri Taş'ın doktora tezinden (ATAM: 2014) öğrenmek mümkün halbuki.
Öte yandan tam zaferin yıldönümünde Küplüce'deki mezarını ziyarete gittiğimde benden başka kimsenin gelmediğini görmek bir dağ-ı derun oldu bende. Mahalleden birini daha buldum da o gün hiç değilse iki kişinin Fatihasıyla serinletmiş olduk ruhunu.
Zaten resmi tarih, özellikle Nutuk'ta Gazi Mustafa Kemal tarafından haksız yere suçlanan ve tarihten sürülen Nureddin Paşa'yı Kutu'l-Amare zaferi gününde olsun hatırlamamız bir kadirşinaslık olurdu. Umarım bundan sonra hatırlanır ve bu ayıp telafi edilir.
Mezarı başında garip duygular içinde şunları yazdım not defterime:
“Sen Basra, Bağdat ve İzmir valisi olasın,
Amasya'da Merkez Ordusunu kurasın,
Afyon'dan İzmir'e yürüyerek Yunanları İzmir'de denize dökesin,
İstanbul'un kurtuluşu için İzmit'te toplanan 1. Ordu'ya kumanda edesin,
Aydın'da 21., İstanbul'da 25., İzmir'de 17. Kolorduların komutanı olasın,
Selman-ı Pak'da İngilizleri bir meydan savaşında yenesin ve Kutu'l-Amare kuşatmasını başlatasın,
1925 ara seçimlerinde CHP'yi bağımsız aday olarak Bursa'da tek başına iki kere yenilgiye uğratasın,
Şapka Kanunu görüşmeleri sırasında bu kanunun anayasaya ve insan haklarına aykırı olduğunu savunan tek kişi olarak sivrilesin,
Ama… şu Küplüce mezarlığında bir mezar taşını ve bir ziyaretçiyi zor bulasın.
Bu nankörlük senin hatan değil Paşam, bizim hatamız.
Seni en azından ben unutmayacağım…”
Şimdi içim rahat olarak bu cümlemi şöyle değiştirmek istiyorum.
“Seni en azından ben ve okuyucularım unutmayacaktır.”
Müsaade var mıdır?