Yazarlar Kar yazısı

Kar yazısı

Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Kar her şeyi örtüyor (saklıyor). Tek renge bürüyor: Beyaz. Bu bir nevi renksizlik. Bir nevi “nötr” hali. Aynı zamanda temizlik, saflık, duruluk.

Kar böyle sessiz, sedasız yağıverince; belki bu kar tanelerinin ağır ağır yeryüzüne inişinden geliyor, her yanları bir sükûnet kaplıyor.

Her şey herkes durup (hareketten kesilip) karın yağışını izliyor. Belki de bu yüzden karı izleye izleye içimize dönüyoruz; ruhumuza.

Derken içinde kar geçen şiirler, mısralar, bölük pörçük anılar sökün ediyor. Kar için çok şiir yazılmıştır ama seçkin örneklerinden tadımlık mısralarla yetineceğiz.

Bir beyaz lerze bir dumanlı uçuş

Eşini gâib eyleyen bir kuş gibi kar

Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar.

(C. Şehabettin / Elhan-ı şita)

Baharı kar mı, arıyor şair mi? Herhalde ikincisi. Yaşlanmış mıdır acaba, yeniden bahara dönmek mümkün müdür?

Yahya Kemal’in “Kar musikileri” şiiri Varşova 1927 tarihli.

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu

Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu

Beytiyle başlar. Yahya Kemal bütün yükü “kar sesi”ne bağlamış. Var mı böyle bir ses. Öyleyse nedir?

Bir kuytu manastırda dualar gibi gamlı

Yüzlerce ağızdan koro halinde devamlı

Zihnim bu şehirden bu devirden çok uzakta

Tanbûrî Cemil Bey çalıyor eski plakta

Birdenbire mes’ûdum işitmek hevesiyle

Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle

Kar sese, (musikiye) dönüşüyor. Yahya Kemal’in alıp İstanbul’a götürüyor.

O artık uykusunda Körfez’i (Kanlıca) görecek ve pembe bir tebessüme bürünerek uyuyacaktır.

Oysa Ahmet Muhip Dranas’ın mısraları böyle değil. Kasvetli ve dramatik.

Kardır yağan üstümüze geceden

Yağmurlu, karanlık bir düşünceden

Ve nihayet İsmet Özel.

Konvoylar geçiyor meşelikler arasından

Bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına

Ölümden anlayan, ciddi bir yaprak

Unutulacak diyorum, unutulsun

Neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı

Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.

Aslında bunların hepsi birer vesile. Bunlara Sezai Karakoç’un “Kar şiiri”ni de katmalı. Kar, yağmur, gökyüzü, deniz, güneş, dost, düşman. Şiirin sinesine uzandıklarında kimliklerinden soyunurlar. Bir başka şey (dil) olarak, içimizdeki (ruhumuzdaki) tele dokunurlar. Biz bize kalırız. Tek ü tenha. Ve o zaman işte pişmanlık, hasret, vuslat, merhamet, gözyaşı, sevgi, özlem vb. elle tutulacak hale gelir.

Mademki böyle oluyor. Pencereden yağan karı elimizde limonlu çay bardağıyla kalorifer sıcaklığına sarılmış seyrediyoruz. Bu kadar hüzün kafi. Kalkın. Bu karda kışta çadırda kalanlara, başlarına bomba yağanlara bir battaniye bir çift çizme de siz gönderin.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.